Salavat nasıl getirilir ?
Bu yazı İşte Kuran sitesinden alıntıdır.
Hakkı Yılmaz
Salavat getirmek/salavatı şerife
Maalesef din diye inandığımız ve yaşadığımız Ku’an’daki halis/saf Allah’ın dininden başka bir şey durumundadır. Dil-din ilişkisi açısından hareketler yüzlerce kavramın içi boşaltılmış, binlerce sözcüğün anlamı saptırılmak suretiyle kimsenin işine yaramayan (din tüccarları hariç) bir ucube din ortaya konmuştur.
“Salavat getirme”, “salavatı şerife okuma” da yukarıda değindiğimiz maddelerden bir tanesidir. Ki bu konuya ahzab suresinin 56. ayeti yanlış mealler verilmek suretiyle ve de yanlış tebyinlerle (onlar maalesef tefsir diyorlar) tahrifat yapılmıştır. Öyle ki çeşit çeşit salavatı şerife modelleri (salaten tünciye, salat an nariye, salatı terficiye vs. gibi) oluşturulmuş ve bu model model salavatları okumak her ibadetin önüne geçirilmiştir. Dikkat ederseniz görürsünüz ki camilerde imam namaz sonrasında okuduğu duadan (yaptığı dua değil, zira o da şablon) sonra “lillahil fatiha” der. Yani,Allah için bir Fatiha okuyun der. İşte bu sırada fatiha okumaz, Herkes “Allahümme salli ala seyyidina… diye salavat okur. (Buna iyi dikkat ediniz.) Şefaat buna bağlanmış ve salavat getirmekle ilgili onbinlerce hadis uydurulmuştur.İşte ayet. Herhangi birkaç mealden sunalım, sonra da olması gereken meali sunalım ve gerekli talileri yapalım.
Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.
(Ali Bulaç)
Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin (Diyanet meali)
Salavat:
Bu meallere ve daha yüzlercesine bakarsanız görürsünüz ki Allah ve melekler peygambere salavât getirirmiş, Müslümanlar da getirmeliymiş. Yani diğer bir ifadeyle, onlara göre Allah kendi yaptığını, meleklere yaptırdığını biz mü’minlere de yaptırtmak istiyor ve bunu kesin ve vurgulu olarak emrediyor.(!)
Nedir bu salatta bulunmak, salavat getirmek?
Kime sorarsanız sorun, hangi ilm-i hale bakarsanız bakın: Salavât getirmek . “Allahümme salli….. yada bunun değişik versiyonlarını söylemek” demektir.
Maalesef böyle öğrettiler, gerçeği bizden sakladılar, Türkçe diye sundukları da Arapça oldu, kimse de sözcüklerin gerçek anlamını öğrenemedi.
Salavat getirme ya da salavatı şerife okumanın ne anlam taşıdığını anlamamız için “salat” sözcüğünün analizini yapıp sözcüğün gerçek anlamını bulmak zorundayız.
Kur’an’a baktığımızda göreceğiz ki Ahzap suresi âyet 43 de ifade edildiğine göre Allah ve melekler sadece peygamber efendimize değil biz mü’minlere de karanlıklardan nura çıkmamız için salavât (!) getiriyorlar. Bunda hiç şüpheniz olmasın.
Ayrıca Bakara suresi âyet 157 de Allah’ın denemek için korku, açlık, mal noksanlığı, can noksanlığı, meyveler-ürünler noksanlığı verdiği zaman sabredip, kendilerine bir musıbet isabet ettiği zaman teslim olup muhakkak biz, Allah içiniz ve şüphesiz ona dönücüleriz” diyenlere “rabblerinden “rahmet” ve “salavât (!)” vardır. deniliyor. Kısaca Allah sabırlılara da salavât (!) getiriyor.
Ayrıca Tevbe suresi âyet 99 ve 103’te Peygamberin salavatından (!) bahsedilir. Mutlaka okuyup anlayınız.
Şimdi bu yanlış “salavat” anlayışına göre oluşan istifhamları bir düşünün. Allah, peygamberi ve kulları için kime salavât getirsin?
Niçin getirsin? Nasıl getirsin? Zira yaratan O, yaşatan O, affedecek O, Maliki yevmiddin O. Öyleyse bunun mantığı ne? Allah Cc. kendisi melekler bir salavât korosu mu kurmuşlar da bizleri de o koroya katılmaya dâvet ediyorlar? Bizim sabah akşam yüzlerce kez getirdiğimiz salavâtın kime ne faydası var. Kime ne faydası olur? Peygamberini affedecekse, ona merhamet edecekse bize yalvarttırarak edeceğine direkt kendisi affediverse olmaz mı?
Kılıf hazırlanmaya çalışılmış: Efendim, salât Allah’a nispet edilirse “kullarına rahmet etme “anlamına, meleklere nispet edilirse “Allah’tan kullar için af dileme” anlamına, kullara nispet edilirse “duâ” anlamına gelir. Bu tarz hileler meselenin daha girift hal almasından başka bir işe yaramaz.. Bu mânâlar, maalesef işin içinden çıkılamadığı için uydurulmuştur. Hakikatle alakası yoktur. Bakara suresi 157. âyete iyi dikkat ediniz. Orada “ İşte böyleleri üzerine Rablerinden salavât/destek/ yardım ve bir rahmet vardır.” buyurularak “rahmet” ve “salâvat”’ın ayrı ayrı şeyler olduğu ifade edilir. Öyleyse bu meselenin hakikati nedir? Bu meselenin hakikati salât sözcüğünün hakiki anlamına dönmek ve ondan sapmamaktır.
Gelelim tahlile:
“Salât” sözcüğü yapı olarak görünüş itibariyle “saly” ve “salv” köklerinden türemiş olabilir. Dilbilgisi kurallarına göre her ikisi de olabilir. Zira her iki sözcük de “nâkıs”tır. Yani son harfleri harfi illettir. Dikkat çeken bir husus da “salv” kökünden olan kalıpların çekimlerinin bir çoğunun “galb” neticesi “ya” ya dönüşmesidir. Ki, üzerinde ciddi bir araştırma yapılmazsa bu bir çok karışıklığa neden olabilmektedir.
Biz Arapça’daki bu mastarlar üzerinden tahlil ve anlamını açıklayalım. Birincisi:
Saly: Ateşe atmak-ateşe girmek anlamına gelir. Bu mânâda el Hakka suresi 31.âyette kullanılmıştır:
“Sonra cahime (cehennem) sallayın onu. (sallûhû)”
Bu kökten türemiş olarak ve bu anlamda Kur’ân’da “islavhâ, yeslâ, veseyeslavne, seüslîhi, layeslâhâ” gibi farklı kalıplar ile bir çok kez yer alır.
Türkçe’deki sallamak ve yaslamak sözcükleri de Arapça’daki “Saly” sözcüğünden gelmiştir.
İkincisi:
Salv: İsim olarak uyluk, fiil olarak “uyluklamak” yani uylukları hareket ettirmek demektir. Ki kişi herhangi birisinin sırtındaki yüke veya herhangi bir hayvana yüklenmiş ağır yüke destek vermek isterse uyluğun (bacağın diz ile kalça arasındaki bölümünü) birini kaldırır, uyluğu yatay haline getirip yükün altına uzatır, destek sağlar.
“Salât” sözcüğünün aslı “salvet”tir. Kelime nakıs (sonu harfi illetli) olduğundan genel dilbilgisi kuralları gereği “salât” şekline dönüşmüştür. Bize göre “salât” sözcüğünün kökü kesinlikle “salv” dır “saly” değldir. Zira kelimenin çoğulunda kelimenin asıl harfi olan “vav” açıkça ortaya çıkmakta; çoğulu “salavât” olarak gelmektedir. Bunun bir çok örneği daha vardır. Meselâ “gazâ/savaştı” sözcüğü aynı konumuz olan “sallâ” (mastarı salât’tır) sözcüğüne benzer. Onun mastarı “gazve”, Gazve’nin çoğulu “gazevât” olarak gelir. Diğer fiil çekimlerinde de “gazâ”nın “vav”ı, ya “ya”ya kalb olur yahut da düşer yok olur.
“Saly” sözcüğünün anlamı ile “Namaz, dua yakarış, çaba, gayret, destek” anlamları arasında herhangi bir anlam ilişkisi kurmaya da imkanı yoktur.
Eğer “salât” sözcüğünün kökünün “saly” olduğunu varsayarsak çok enteresandır ki Kevser suresindeki “salli” emrinden “onu ateşe at” ve Ahzab suresi 56. ayetteki “sallû aleyhi” den de Muhammed’i ateşe sallayın, atın” anlamı çıkarmamız gerekir.
Doğal olarak sözcükler yan anlamlara kayarlar. Ama hep ana eksen etrafında olur bunlar. Kesinlikle ana eksen kaybolmaz. Ki örneklerini “Nahr, Ebter” sözcüklerinin tahlillerinde görebilirsiniz.
Tamam böyledir ama yine de bu çok ciddi meselede her insanın zihninde bir “acaba” mutlaka kalır. İşte o istifhamı Kur’ân zihnimizden çeker alır. Zira “Salv, Sallâ, salât” sözcüğünün açık anlamı 75/Kıyamet suresinin 31, 32. âyetlerinde çok bariz olarak açıklanmıştır. Ki orada bu sözcüklerin karşıt anlamları da verilmiştir. Şöyle ki: “Felâ saddaqa velâ Sallâ velâkin kezzebe ve tevellâ = O, ne tasdik etti ne de çaba harcadı/destekledi. Ama yalanladı ve geri durdu.” Âyette dört eylem yer almış, ikisi diğer ikisinin karşıt anlamı olarak gösterilmiştir. Âyette “saddaka”nın karşıtı “kezzebe” Yani “tasdik etmenin” karşıtı “tekzib etme”; “sallâ” fiilinin karşıt anlamı olarak da “tevellâ = sürekli geri durmak, sürekli yüz dönmek, lakayt kalmak, ilgisizlik, pasiflik, ve yapılmakta olan girişimleri kösteklemek ” fiili gösterilmiştir. “Tevellâ” sözcüğü kalıbı itibariyle süreklilik anlamını taşır. Buradan hareket edersek “sallâ”, “tevellâ”’nın karşıtıdır. Yani anlam olarak “destek olmak, seyirci kalmamak” anlamındadır.
İş burada bitmedi. Salât sözcüğü nasıl yanlış girdiyse İslâmi hayatımıza, “selâm” ve “teslîm” sözcükleri de yanlış girmiş durumdadır. Âyeti celilenin “ve sellimû teslimen” kısmının da tavzih zarureti doğmuş durumdadır. Zira elinize hangi meali alsanız âyeti celiledeki bu, mü’minlere verilen ikinci görev için “….ve tam bir teslimiyetle selam veriniz!” dendiğini göreceksiniz.(Bazı kelime farklılıkları olabilir.) Halbuki sözcüklerin gerçek manaları üzerinde dikkat gösterilse kolay kolay bu hata yapılmaz. Şöyle ki:
Âyette geçen “sellimû” ve “teslîmen” sözcüklerinin kökü, “slm” harflerinden oluşan muhtelif harekelerle de ifade edilebilen “selm, silm” kökleridir. Hangisi kabul edilirse edilsin manasında “selâmetlik” yani eski tabirle “isabeti mekruhtan emin olmak” anlamını taşır.
Konumuzdaki “sellimû” ve “teslimen” ifadeleri ise mezidattan “tef’il” babından emri hazır ve mastardırlar. Bu babda anlam: “emin etmek, korumak, güvenlik sağlamak”’tır.( “Sellemehüllah, Allah onu korudu, onun güvenliğini sağladı.” diye kullanılır. Burada mana: “ve tam bir güvenlik sağlamak suretiyle Peygamberin güvenliğini sağlayınız!” demektir. Yoksa “padişahım çok yaşa”, “yaşasın kral” misilli şeyler bir şey ifade etmez. Padişahı çok yaşatmak için, kralın yaşaması için canla başla çaba harcamak gerekir. Laf ile lak lak değil.
Şimdi bahsimizde yer alan âyetin manası şöyle olur:
Ahzap suresi âyet 56:
“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamberi destekliyorlar/ ona yardım ediyorlar/ onun için gerekeni yapıyorlar. Ey mü’minler! Siz de ona destek olun ona yardım edin/ onun için gerekeni yapın ve onun güvenliğini tam bir güvenlikle sağlayınız!”
Örnek verdiğimiz ayetlerin de gerçek ifadesi şöyledir:
Ahzap suresi âyet 43.
“O, odur ki sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarsın diye kendisi ve melekleri (yüsalli aleyküm) sizin için gerekeni yapıyor/ size destek oluyor. Zaten O, inananlara karşı çok çok acıyıcıdır.”
Bu âyetin mealini bir de şu âyetle karşılaştırın. Allah’ın salât’ının nasıl olduğunu ne demek olduğunu ne ma’naya geldiğini kendiniz a de anlayacaksınız.
Hadid suresi âyet 9:
“O, odur ki, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarsın diye kulu üzerine gerçeği apaçık gösteren âyetler indiriyor. Allah size karşı gerçekten çok çok şefkatli, çok çok acıyıcıdır.”
Görüldüğü gibi Allah’ın salavâtına/yardımından, desteğinden bir tanesi de “Kulu üzerine gerçeği apaçık gösteren âyetler indirmesi”’dir.
Ahzap suresi 56. âyetin yer aldığı sure, özel bir suredir. Orada Peygamberimizin özel hayatı, aile hayatı, sırlarını, misyonu, eşlerinin konumu, görevleri ve ayrıcalıkları yer alır.. Konumuz olan âyeti celileyi en iyi dereceden anlayabilmek için mümkünse surenin tamamını okuyup dikkate alınız. Ve bu destek ve güvenlik sağlama görevlerini yapmayarak peygamberi üzenlerin akıbetinin de neler olacağını 57 ve 58. âyetlerden bakınız. Sakın konu ve pasaj bütünlüklerini bozmayınız
Bir düşünelim: Bu âyetler indiği zaman Sahabe-i kiram neler yaptı? Herkes bir köşeye çekilip “Allahümme salli ve sellim..” mi dedi? Yoksa varıyla yoğuyla, canıyla harekete geçip Allah yolunda Peygamberimize destek mi oldular, güvenliğini mi sağladılar?
Salavat getirmekle ilgili rivâyetleri inceleyiniz; râvilere ve rivâyetin yer aldığı kitaplara dikkat ediniz. Çoğu kastlı ihanetten kimisi de özendirme amaçlı cehaletten ortaya atılmış şeyler!
Şimdi manzaraya bir bakalım:
Allah,
- “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamberi destekliyorlar/ ona yardım ediyorlar/ onun için gerekeni yapıyorlar. Ey mü’minler! Siz de ona destek olun ona yardım edin/ onun için gerekeni yapın ve onun güvenliğini tam bir güvenlikle sağlayınız!” buyuruyor.
Biz de çıkmışız:
- Allahümme salli ala muhammed ve sellim..” Ey Allahım! Muhammed’e sen yardım et, gerekli desteği sen yap ve onun güvenliğini sen sağla….. diyoruz.
Ne büyük tezat/çelişki ve ne iğrenç küstahlık!
Bu hal, Maide suresi 20-26 daki konu içersinde 24. âyet: “ Dediler ki: Ey Mûsa! Onlar orada oldukça biz oraya asla girmeyeceğiz. Hadi sen git, Rabbinle birlikte savaşın. Biz şuracıkta oturacağız.”
Beniisrail ile Musa As.’ın vaziyetine benziyor mu benzemiyor mu? Bizimkisi biraz kibarca olsa da!
Allah ve melekler gerekeni sürekli yapıp duruyorlar: (yusallûne, fiilimuzâri sıygasıyla vârid olduğundan bu mânâyı mutazammındır.) Gerekeni yapacak olan, destek olacak olan, peygamberin güvenliğini sağlayacak bu işe çaba harcayacak olan, yerinde oturmayıp kalkıp kımıldayacak olan kısaca bu işle yükümlü olan biziz, biz mü’minleriz.
Peygamber bu gün aramızda olmadığına göre bu görevi destk ve güvenlik sağlamayı toplumda peygamberlik misyonunu (Rasülüllah`ın Medinedeki konumunu; Kur`an`ın tebliği ve tebyinini, İ,müslümanların devlet başkanlığı görevini) sürdüren kişi ve kurumlara yapmalıyız. Ama padişahım çok yaşa! diyerek değil.
Hakkı Yılmaz
hakkiyilmaz@istekuran.com

çok güzel
allah razi olsun sizden ama kafam çok karisi ya simdi bizim bu zamana kadar yaptigimiz salavatlar hep bosunami simdi peygamberimize selavat getireyecekmiyiz bu zamana kadar butun islam alimleri yanlismi tefsir eti bu ayetleri neden bu zamana kadar kimse uyanmadi butun islam buyukleri hep yanlismi yasadilar bilemiyorum allaha emanet olun
Selam Rumeysa,
İnsan sayısının, çoğunluğun bu konuda hiç bir önemi yoktur. Keza Allah Kuran’da , “İnsanların çoğuna uyarsa seni Allah yolundan çıkarır” buyuruyor. Ölçü çoğunluk değildir. Eğer, çoğunluk ölçü olacak olsa idi, işte bu gün hıristiyanlar bizden daha çok… Onlara uymamız gerekirdi. Kuru kuruya zikirin, kuru kuruya salavatın ne anlamı var ? Aynı bunun gibi, yaşantında Allah
resulu ile hiç bir alakan olmayıp ta, ona hakaret içeren karikatürler yayınlandı diye bağırıp çağırmanın ne anlamı var ? Özden uzak, şekilci bir zikir, şekilci bir namaz, şekilci salavat islam alemini bu hale getirdi. Bundan tek kurtuluş yolu, şekilcilikten ziyade öze önem veren, sadece Kuran ahkamı ile beslenen bir inanca sahip olmaktır. Bu sitede yayınlanan diğer bir çok yazıyı okuduğunuzda ne demek istediğimizi daha iyi anlayabileceğinizi düşünüyorum.
Daha detaylı bilgiler ve tartışma ortamı için
http://www.kurandakidin.com ve
http://www.hanifdostlar.com sitelerini öneririm.
Selam ve dua ile…
Karayel rumuzlu kullanıcının mesajı, görüş bildirmek yerine hakaret ve küfür içerdiği için yayınlanmamıştır.
beyler herkez kafasına göre yorumlasa kuran aynı incil gibi olmazmı bırakalım bunları herkez kendi işni yapsın
selamunaleykum…
Haydi Resulullah’a Salavat’a…
http://www.merveucar.wordpress.com
Bir başka yorum…
http://www.muhammedmustafa.net/yazilar/vecdiakyuz/peygamberesalatveselam.htm
Peygambere Salât ve Selâm
15.3.2006- Yeni Şafak
Vecdi AKYÜZ
Tahiyyat ve Salât
* Cuma yazınızda “Peygamber’e sevgi ve saygının bir gereği de, Yüce Allah’ın emrettiği gibi, ona salât ve selâm getirmektir: “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’i överler. Ey inananlar! Siz de onu övün, ona salât ve selâm getirin.” (Ahzâb, 33/56) Bu âyetteki “salât” kelimesi için, genellikle “övmek” anlamı verilirse de, “örnek almak/göstermek” anlamı da verilebilir” demektesiniz. Diyanet’in mealinden alıntı yaptığınız âyete yanlış anlam verilmektedir. Salât demek, övgü demek değildir. Salât ve salavâtı bilmeyen yoktur. Oradaki altı çizilmesi gereken husus, âyette ifade edildiği gibi “Allahın ve meleklerin Nebiyy’e salât ve selâm etmeleri”dir ve “Müminlerin de ona salât etmeleri ve teslimiyet göstermeleri gerektiği”dir. Salât, övgü ve hamd değildir. Çünkü Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a ve sadece O’na aittir. Tahiyyât da, O’na aittir. Müminler, hamd ve tahiyyâtı Allah’a tahsis ederken, salât ve selâmı Nebiyy, Rasül, Ümmiyy Peygamber’e yapmaktadır. Bu duyarlılığa dikkat edilmesi gerektiği kanısındayım. (Mahmut ÖZDEMİR)
Peygamber’e salâtın yer aldığı bu âyet (Ahzâb, 33/56), müfessirlerin ayrıntıyla üzerinde durduğu bir âyettir. “Peygamber’e salât âyeti”, Peygamber’e, ailesine ve mü’minlerin birbirlerine karşı davranış kurallarının belirtildiği âyetler kesiti (Ahzâb, 33/53-59) içinde yer alır. Ayetin yorumu yapılırken, bu özelliği dikkate alınmalıdır.
Salât’ın Anlamları
Ayette geçen salât kelimesinin, birkaç anlamı vardır. Bu anlamları, teker teker ele alalım:
a) Dua ve istiğfar anlamı: Salât kelimesinin kök anlamı duadır. Meleklerin salâtı, Peygamber’e dua, ümmetine istiğfar demektir. Allah’ın salâtı, meleklerin salâtından farklıdır. Şu âyette, bu anlamda geçer: “Onlara salât (dua) et. Çünkü senin salâtın, onlar için bir sükûnettir (seken:gönül ferahlığı, iç huzuru)” (Tevbe, 9/103. Ayrıca 9/99, İsra, 17/99 En’âm, 6/126) Namaz da, dua ve istiğfar içerdiğinden dolayı, “salât” olarak adlandırılmıştır.
b) Rahmet anlamı: Hz.Peygamber (s.a.) bu anlamda kullanarak, “Allahım, Ebu Evfâ’nın ailesine salât (merhamet) et” diye dua etmiştir. Hasan Basrî ve Saîd bin Cübeyr’e göre, Peygamber’e salât, ona rahmet ve mağfiret demektir. Nitekim Tercümânü’l-Kur’ân İbn Abbas, Allah rahmet eder, melekler ise ona dua eder demektedir. Bazılarına göre ise, bereket ve keramet anlamındadır.
c) Yüceltme ve övme anlamı: Salât kelimesi, yüceltme ve övme (temcîd ve senâ) anlamınadır. Şu âyette bu anlamda kullanılır: “İşte onlara, Rablerinden salevât (övgüler) ve rahmet vardır.” (Bakara, 2/157) Buharî ve başka bazı bilginler, Yüce Allah’ın Peygamber’ine salâtının, onu yüceltmesi ve övmesi anlamına geldiğini benimser. Diyanet’in eski meali, bu anlamı tercih etmiştir. Ebu’l-Aliye’nin belirttiğine göre, Yüce Allah’ın salâtı, onu melekler nezdinde övmesi, meleklerin salâtı ise ona dua etmeleridir.
d) İlgilenme/özen gösterme anlamı: Bu, hem Allah için, hem de melekler ve mü’minler için farklı biçimlerde olabilen ortak paydalı bir anlamdır. Buna göre salât, özen ve ilgi gösterme, koruyup kollama ve gözetme demektir. Ebu’s-Suûd Efendi, Ebu Hayân, Zemahşerî ve başkaları, bu anlamı tercih etmiştir. Osmanlı şeyhülislâmlarından büyük fakîh ve müfessir Ebu’s-Suûd Efendi, diğer anlamları ve bu çerçevedeki görüşleri verdikten sonra, şu güzel açıklamayı yapar: “Ayetteki ’salât ederler’ (yusallûne) ifadesiyle, genel bir mecâzî anlam kastedilmiş olmalıdır. Belirtilen her bir anlam, bu ortak anlamın birer gerçek birimi olur. Yani, onun iyiliğinin ve faydasının bulunduğu şeylere, şerefini ortaya koymaya ve durumunu yüceltmeye özenle ilgi gösterirler. Bu özen, Yüce Allah’tan rahmetle, meleklerden ise dua ve istiğfarla olur.” Diyanet’in yeni meali, bu anlamı açıklama bölümünde vermiştir.
Kur’an’ın anlaşılmasıyla hemhal olan değerli hocamız ve dostumuz Mustafa İslamoğlu, salâtın, “koruyup kollamak” yanında, “desteklemek” anlamına geldiğini belirtir. Bu destek, sadece dua biçimindeki dil desteği değildir, fiilî destek olmak durumundadır. Bu da, misyonunu desteklemek ve örnekliğini yaşatmak anlamındadır. Peygamber’in çağdaşı olmayan bizler için salât ve selâm, getirdiği vahye ve vahyi hayata koyuş tarzına verilecek her türlü destektir.
Türkçemiz’de “Peygambere salât okumak/getirmek” ifadesi kullanılır. Bu ifade, “bağlılığını söylemek, bildirmek, belirtmek” anlamındadır. Selâm, esenlik dileme ve teslimiyetle bağlılık gösterme demektir. “es-Selâmu aleyke yâ Rasûlellah” bunun en kısa ifade biçimidir.
Şöyle denmiş: “Yani,Allah için bir Fatiha okuyun der. İşte bu sırada fatiha okumaz, Herkes “Allahümme salli ala seyyidina… diye salavat okur. (Buna iyi dikkat ediniz.)”
Bu hüküm yanlıştır. Bunu yazanlara ben gidip araştırmalarını tavsiye ediyorum, salavat getirildikten sonra fatiha okur millet, bunun bir anlamı vardır ya da yoktur, ama ibarede geçen cümle saçmadır ve dikkatsizce söylenmiştir..
daha neler cıkacak karsımıza..ALLAH tüm müslümanların yardımcıcı olsun
selamun aleyküm,
salavat ile ilgili ayet istiyorum. rica edersem
lütfen biraz çabuk olsa çok lazım
Selam,
Yazı içerisinde yeterince var…
- “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamberi destekliyorlar/ ona yardım ediyorlar/ onun için gerekeni yapıyorlar. Ey mü’minler! Siz de ona destek olun ona yardım edin/ onun için gerekeni yapın ve onun güvenliğini tam bir güvenlikle sağlayınız!”
Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.
(Ali Bulaç)
Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin (Diyanet meali)
Şu bir gerçek ki, Allah ve melekleri, o Peygamber`e salat ederler/onun şanını yüceltirler. Ey inananlar! Siz de ona destek olun/onun şanını yüceltin ve ona içtenlikle selam verin. (Y. Nuri Öztürk)
Muhakkak ki, Allah ve melekleri, peygambere hep salat ile ikramda bulunurlar. Ey iman edenler, haydi ona teslimiyetle salat ve selam getirin! (Elmalılı)
selamun aleyküm,
allah razı olsun.Allah’a emanet olun………..
Hay ilmine çokluk versin. Camide ezanlardan sonra bir dua okunuyor yüce rabbimizin yüce peygamberimize mağfiret etmesi için bi dua akunuyor. Bi anlam verememiştim. Biz kim oluyoruz yahu, bize ne oluyor? Yüce rabbimin habibim dediği paygamberimize ihsanda bulunması için bizden dua bekler mi bu olsa olsa yağcılık ve işgüzerlıktır diye düşünüyordum ve kimselere de bişey diyemiyordum. Okudum öğrendim.Allah razı olsun…
http://ahmedhulusi.org/yazi/salavat.htm
Selamu aleykum ve Rahmetulah
Yukarıdaki yazıyı okuyanların mutlaka okuması zorunlu bir yazı olduğunu düşünüyorum yukaıda verdiğim linkin. yazının yazılış tarihine ve işlediği konuya dikkatinizi çekerim. Keza yukarda konu edilen salavat ayetine yapılan yoruma da. Bilmem editör müsaade ede mir bu yoruma.
Selam…
İlgi ve duyarlılığınız için teşekkür ederim. Başkalarının haklarına saldırmayacak her yazı ve görüşe elbette yer verebilirsiniz.
Ahmet Hulusi’nin iyi niyetle gerçeği / gerçekliği arama çabasında olduğunu düşünüyorum. İnsanların niyetinin iyi veya kötülüğünü sorgulama hakkımız zaten olamaz.
Yazıyı okudum. Yazı içerisinde, “Hz. Muhammed’i – insan üstü – bir kişi olarak gören görüşe katılamıyorum. Zira, onu bu şekilde görme talebi Kuran’dan öğrendiğimize göre esasında inkarcıların bir talebidir. Yani onlar, bir beşerin / bir insanın kendilerine bir peygamber, Allah’ın elçisi olarak gönderilmesine tahammül edememişlerdir. Kendilerine bir meleğin gönderilmesini yahut, illaki bir insan gönderilecekse “iki kentten büyük / ileri gelen bir adamın” gönderilmesini istemişlerdir. Onların bu talepleri, Allah tarafından, “Rabbinin rahmetini onlar mı dağıtıyorlar” sorusu ile cevaplanmıştır. “Melek” meselesi de; “Eğer yer yüzünde insanlar yerine sakin sakin yürüyen melekler yaşıyor olsaydı biz elbette onlara “melek” bir peygamber gönderirdik” sözü ile cevaplanmıştır.
Peygamberler tarihi hep bunun benzeri olmuştur. Firavun, “Ona gökten altın bilezikler atılmalı değil miydi ? ” demiştir. Peygamberleri insanüstü varlıklar olarak görmek “sakat” bir görüştür. Keza, Kuran’da Peygamberimize “Ben bir meleğim de demiyorum” sözünü söylemesi emrolunmuştur. Kuran’da, Peygamberin aynı bizler gibi “ölümlü” bir “beşer” olduğu, Allah dilemedikçe kimseye “hidayet edemeyeceği” , “gaybı bilmeyeceği” [ ayette; ... ben bana ne yapılacağını bilmem ... olarak söylenmektedir], mucizelerin peygamberin yeteneği olmadığı vs. hususlar tekrar tekrar açıklanmıştır.
Peyamberleri “insan üstü” olarak gören görüşün çıkış noktası ne kadar iyi niyetli olursa olsun, bitiş noktası sorunludur. Zira, insanlar zamanla kendilerini “peygambere tapan insanlar” olarak bulacaktır. Tarihte bunun yeterince çok örneği vardır.
Bizim için Peygamber, Allah’ın seçtiği, kendisine hidayet ettiği, ilim ve hikmeti öğrettiği, kendisi ile Allah’ın sözünü işittiğimiz, uyarıcı, bu yönüyle kendisinden önceki tüm peygamberlerde olduğu gibi alemlere rahmet olarak gönderilmiş bir “beşer”dir.
Ahmet Hulusi’nin yazısında, ayna nöronlardan, beynin mikro dalga frekanslarla iletişim ve etkileşiminden, ölümün esasında gerçek olmadığından, ölümün sadece tadılan bir deneyim olduğundan bahsedilerek, sonuç itibariyle; Peygamber’in ölmemiş olduğu, diğer bir deyimle sağ olduğu, O’na salavat ettiğimizde, beynimizdeki ayna nöronların – aynı Rabıtada olduğu gibi – onunla temasa / irtibata / etkileşime geçtiği, (salavat veya zikir gibi)kelime tekrarlarının beyni hareketlendirdiği vs. görüşlere yer verilmektedir.
Bu görüşleri ile Ahmet Hulusi, kelime tekrarından ibaret bir zikri savunmakta olduğunu ortaya koymuştur. Yukarıda Hakkı Yılmaz tarafından ortaya konan görüşte ise, salt kelime tekrarlarından ibaret olan / olacak salavat ve zikrin yanlış anlaşılan ve uygulanan bir eylem olduğu anlatılmaktadır. Bu sitede, zikir ile ilgili pek çok yazı bulunmaktadır.
http://aliaksoy.wordpress.com/2007/03/01/zikir-allahi-anmak-2112006
Sonuç olarak, linkini verdiğiniz yazıda dile getirilen, yukarıda özetlediğim hususlara “şahsen” katılamıyorum.
Ziyaretçilerimizi bilgilendirme hususundaki duyarlılığınız için teşekkür ederim.
Görüşlerinizi bizden eksik etmeyiniz…
Selam ile…
http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/dua/dua08.htm
Selam…
Sayın Aksoy…
Verdiğiniz cevaptan iki şey anladım…
Birincisi Ahmet Hulusinin diğer yazılarını ve kitaplarını okumamışsınız muhtemelen. Zira o DİN olayını tam bir mantıksal bütünlük içinde SİSTEM olarak yani tüm konuları birbiryle baglantılı anlatıyor neden ve niçinleri ile.
İkincisi tasavvuf hakkında derinlemesine inceleme yapmamışsınız diye düşünüyorum cevabınıza göre.. Yazdıklarına kelime bazında çok yüzeysel bakmışsınız. O hz muhammed allahtır demiyor muhteşem İNSAN diyor.
Ahmet Hulusi, hz. Muhammedin “ben beşerim misliniz olarak” ayetini hiç bir zaman reddetmemiştir. Üstelik ondaki bir kısım özelliklerin hepimizde olup bu ayete dayalı olarak açığa çıkarmamız gerekliliğine işaret etmektedir.
Ancak farkı genel müslümanların baktığı gibi, bir ötede tanrı var bir de yeruüzünde veya başka yeryüzlerinde tanrıdan ayrı varlıklar anlayışından uzak olmasıdır.
“DUA VE ZİKİR” kitabının yazarı, zikrin ötedeki tanrının isimlerini tekrararlamaktan değil, inasanın yapısını oluşturan Allah isimlerinin beyinde tekrar suretiyle; insanın kendisindeki Allaha ait olarak bildirilen kuvvetleri harekete geçireceğinden söz eder.
Hz. Muhammed in hakikati olarak bahsedilen varlığın hakikati ise tüm varlığn yani bizlerin dahi hakikatidir tsasavvufa göre…
Yani kısaca O zat ne kafar beşer ise, biz de o kadar beşeriz ve O zat ne kadar varlığını Allah tan almışsa olagan üstü ise biz de o kadar aynıyız. Fark onda hakikatinin bilgisinin bilincinde açığa çıkması, biz de ise çıkmamasıdır ki, “DİN” de bu gelişmiş bilinç haline gelmemiz içindir, diye düşünüyorum.
Elbette Ahmet Hulusi adına veya hakkında konuşamam. ama kitaplarından anladıklarım çok çok özetle böyle.
Arzu eden
http://www.ahmedhulusi.org
adresinden detayları okuyup tartışabilir.
Saygılarımla.
SELAM hepimizin yaşamı ola…
Selam…
Doğrudur. Ahmet Hulusi’nin kitaplarını okumadım. Ben sadece bahsi geçen yazı bakımından değerlendirdim. Yanlış anlamış ta olabilirim. Anladığım kadarı ile görüş olarak pek bi farklılığımız yok. Benim için mühim olan şey bu zaten.
Uyarınız için teşekkür ederim.
Selam ile…
ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMED
Peygambere salat getirmenin bize ve ona ne faydası var gibi saçmasalak bir cümle kuran site editörü haddini bilsin. Ozaman Allah’ın bizim namazımızı da ihtiyacı yok. Ona da yok buna da. Kafa karıştırmanın alemi yok.Salatu şerif her daim gerekli…
Selam Ali,
Yazının “türkçe” olarak yazıldığı kanaatindeyim.
Allah’ın senin namazına ihtiyacı var mı? Elbette yok. Ama senin, benim vel hasıl insanın buna ihtiyacı var. Yazar sana salavat getirme demiyor ki… Salavatın nasıl olacağını / olması gerektiğini tarif ediyor.
Dikkatli okuyunuz.
Selam ve muhabbetle…
selamun aleyküm…
Peki nasıl salavat getiricez ben anlayamadım ki….
Selam Yusuf,
Salat kelimesinin manaları hem sunulan yazı içerisinde hem de yorumlar arasına eklediğim alıntı içerisinde detayları ile verilmiş. Yani bu görüş sadece yazara ait bir görüş değil. Alıntı yaptığım ve yorumlar arasında verdiğim yazıda salatın anlamlarını açıklarken şöyle diyor:
“İlgilenme/özen gösterme anlamı: Bu, hem Allah için, hem de melekler ve mü’minler için farklı biçimlerde olabilen ortak paydalı bir anlamdır. Buna göre salât, özen ve ilgi gösterme, koruyup kollama ve gözetme demektir. Ebu’s-Suûd Efendi, Ebu Hayân, Zemahşerî ve başkaları, bu anlamı tercih etmiştir. Osmanlı şeyhülislâmlarından büyük fakîh ve müfessir Ebu’s-Suûd Efendi, diğer anlamları ve bu çerçevedeki görüşleri verdikten sonra, şu güzel açıklamayı yapar: “Ayetteki ’salât ederler’ (yusallûne) ifadesiyle, genel bir mecâzî anlam kastedilmiş olmalıdır. Belirtilen her bir anlam, bu ortak anlamın birer gerçek birimi olur. Yani, onun iyiliğinin ve faydasının bulunduğu şeylere, şerefini ortaya koymaya ve durumunu yüceltmeye özenle ilgi gösterirler. Bu özen, Yüce Allah’tan rahmetle, meleklerden ise dua ve istiğfarla olur.” Diyanet’in yeni meali, bu anlamı açıklama bölümünde vermiştir.”
İşte yazar bu anlam üzerinde duruyor ve diyor ki; salt kelime tekrarından ibaret, 1000 – 5000 – 10.000 tekrar gibi şeyler yerine, müslümanlar için asıl fayda getirecek salat, Peygamberimizin sağlığında yaşayanlar için Onu korumak, gözetlemek, desteklemek anlamındadır.
Peygamberimizin vefatından sonra yaşayanlar için de Onun misyonunu / hedef ve gayelerini koruyup gözetlemek, Ona yardımcı olmaktır.
Peygamberimiz aynı diğer tüm peygamberler gibi zaten iyi bir makamdadır. Bu bizlerin salavat getirmesi ile olacak bir iş değildir. Bizim faydamıza olan şey; Peygamberimizin çizdiği yolu gözetmek, bunun için çalışmaktır. Eğer bu güne kadar çekilen salavatların birilerine bir hayrı olsa idi her halde müslümanlar günümüzde bu denli acınası bir halde olmazdı.
Nasıl olsa Mehdi, Hz. İsa gelecek, biz salavat edelim, tesbihleri elimize alalım zikir yapalım, mehdi gelip kurtaracak mantığı işte müslümanları böylesi tembelliğe ve zayıflığa itmiştir.
Burada yazdığım hemen hemen her cümle, bu sitedeki değişik yazılarda detayları ile açıklanmştır.
Lütfen bunları da okuyarak, bu sitede anlatılmaya çalışan görüşü bir bütün olarak değerlendirin.
Allah, dosdoğru yoluna muvaffak etsin.
Selam ile…
Allah kainatı o mübarek insanın hürmetine yaratmış.. ezanda bile eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abdühü ve resuluhü cümlesi geçiyor.. neden günde 5 defa Allahtan başka ilah olmadığı ve Muhammedin onun kulu ve elçisi olduğu dile getiriliyor??
size sadece bir konuda hak veriyorum.. o da salavat denince allahümme salli ala … diye başlayan tek ve kalıplaşmış salavatın anlaşılması.. o kadar çok salavat varki.. delaletül hayrat adlı kitapta bunların en seçkinleri yer alıyor.. Allah resulunu seviyor.. Allah ona salat getiriyor.. sırf bunu yapmak için melekler görevlendiriyor ve biz müminlerden de buna devam etmemizi istiyor..
görüşlerinize saygılıyım.. ama sizden ricam böyle bir konuda 100 de 500 emin olmadan insanların kafasını karıştırmayın.. bu o kadar ince bir çizgiki..
Allah imanınızı ve imanımızı korusun….
allahümme salli ala seyyidina muhammet….
Selam Ümran,
Allah Kuran’da bize “peygamberlerin hiç birini bir dğerinden ayırmamamız gerektiğini” söylüyor.
Birinci soru:
“Allah kainatı o mübarek insanın hürmetine yaratmış.. ” sözünüz için bir deliliniz var mı? (Mümkünse Kuran-ı Kerim’den)
İkinci Soru: Kuran’dan buna dair hiç bir delil bulamayacağınız için devam ediyorum. Bulduğunuz diğer delillerle yukarıda belirttiğim husus, yani “Peygamberlerin hiç birini bir diğerinden ayırmama” emri nasıl uygulanabilir ?
Lütfen önce kendi çelişkilerinizi gideriniz. Kafanız, böyle şeylerden bulanıverecek derecede belirsiz / delillerle desteklenmemiş / yeterince inanılamamış şeylerle dolu ve hemen karışıverecekse, ben ne yapabilirim ?
Etrafınızda alışılagelen uygulama / atalarınızın dini sizi şaşırtıyorsa bunda Kuran’ın bir suçu olmasa gerektir. Keza bu sitede yer edinen her şey Kuran temelinde tartışılmaktadır.
Neden böyle yapılmaktadır ?
Kuran’a “eksik” demek gibi bir “inkara” düşmemek için.
Selam ve dua ile…
evet bu söz için delilim var. ancak kurandan değil. bu kutsi bir hadistir..”hadîsinin hakikatı şudur
Kainattaki bütün kemalatın menşei ve esası nur-u Muhammedidir. Her şey, kemalini ve cemalini O’nunla buldu.hadîsinin kaynakları şudur
El-Leali-l Masnua Suyutî 1/272; >-; -Esrar-ül Mertüa Aliyy-ül bu kutsi bir hadistir.Kari sh: 295-296; aynı eser Tahkik Muhammed Said Zalûl sh: 194; El- Feraid-ül Mecmua fevkani sh: 326; Keşf-ül Hafâ-Aclunî 2/164; Şerh-üş Şifa Aliyy-ül Karî 1/6
Hem El- Hâfız Aclûnî hem de, Aliyy-ül Karî eserlerinde “Levlâke” sözü mânası itibariyla hadîs olmasa dahi, mânası itibarıyla doğru ve haktır demişlerdir. Aynı kanaati İbn-i Teymiyye dahi fetva kitabı 10/ 96-98′de izhar etmiştir.” (alıntı)
haa siz eğer diyorsanızki ben kuran dışında hadiste olsa inanmam onu bilemem..
ayrıca peygamberlerin hiçbirini diğerinden ayırmama konusunu neye dayanarak yazdınız anlayamadım. çünkü yine hadislerle sabit peygamberlerin en şereflisi hazreti Muhammet(sav)dir..
kafam Allaha şükür belirsiz değil. kafaları karıştırma sözünü bu konuya yazılan yorumlara dayanarak yazmıştım..
Bu gün peygamberimizin doğum günü.. Allah O’nun yüzü hürmetine şaşıranları şaşırdıkları yoldan çevirsin…
Allahümme salli ala seyyidina muhammet..
Müslümanlar hayatı ve yaşama biçimi olduğu kadar duâ ve ibâdeti de Allâh’ın Rasûlü’nden öğrenirler. Her işte olduğu gibi duânın da bir âdâbı ve usûlü vardır.
Birgün Rasûlulllâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-, namazdan sonra Allâh’a hamd etmeden, Peygamber’e salavât getirmeden duâ eden bir adamı işitti. Bunun üzerine:
“-Bu adam acele etti.” buyurdu. Sonra o adamı yanına çağırdı ve:
“-Biriniz duâ edeceği zaman önce hamd ü senâ etsin, sonra bana salât ü selâm getirsin. Daha sonra da dilediği şekilde duâ etsin.” buyurdu. (Ebû Dâvud, Nesâî)
* * *
Ah Ümran ah !…
Selam sana…
“Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü’minler de. Tümü, Allah’a, meleklerine, Kitaplarına ve elçilerine inandı. “O’nun elçileri arasında hiç birini (diğerinden) ayırdetmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak Sana’dır” dediler. (Bakara – 285)”
Budur.
Selam ve dua ile…
Biraz daha detaylı bir yaklaşım olması bakımından;
http://63.231.71.139/forum_posts.asp?TID=3011&PN=1&TPN=4
Bakara 285
eygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”
Ayette geçen kelimeye dikkat:Peygamberlerine iman ettik.Çoğul bir cümle..Hiçbiri diğerinden ayırt edilmiyor.ettikleri için de bağışlanma diliyorlar..
Al-i İmran 84-85:De ki: “Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a) İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ’ya, İsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz ona teslim olanlarız.”
Diğer peygamberler den bazılarının isimleri verilerek iman konusunda vurgu yapılıyor yine.
Kim İslam’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.
Ve ayetin devamında özellikle islam dinine atıf yapılarak aslında bütün peygamberlere vahiy edilen dinin islam olduğu manası çıkıyor.
Bakara 253:İşte peygamberler! Biz onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryemoğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkar edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lakin Allah dilediğini yapar.
Görüldüğü gibi üstünlüğün bir derecesi yok.Kimi Allah’la konuşma bakımından,kimi babasız olarak doğma bakımından,kimi mal-mülk kimi de hükümdarlık bakımından üstün kılınmıştır.ve bu ayette peygamberimizin ismi de geçmiyor üstelik.Açıkça verilen tek isim İsa.
AHkaf 35:(Ey Muhammed!) O halde yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helak edilir.
Yine yüksek azim sahibi peygamberler dyerek Muhammede öğüt veriyor yüce Rabbimiz.
Enam 90:İşte, o peygamberler, Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. (Ey Muhammed!) Sen de onların tuttuğu yola uy. De ki: “Bu tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur’an), bütün âlemler için ancak bir uyarıdır.”
Bütün peygamberlerin aynı yolda olduğunun Muhammede söylenmesi ve onunda o yolda olmasının istenmesi.
http://www.hanifdostlar.com/forum_posts.asp?TID=2189&PN=3&TPN=4
PEYGAMBERLER ARASINDA AYIRIM YAPMAK :
2 Bakara 91 :
91 Onlara: “Allâh’ın indirdiğine inanın!” denilse, “Bize indirilene inanırız.” derler, ötesini kabul etmezler. Halbuki o, kendi yanlarında bulunanı doğrulayıcı bir gerçektir. De ki: “Gerçekten inanıyor idiyseniz neden daha önce Allâh’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?”
4 Nisa 150-152 :
150 Onlar ki Allâh’ı ve elçilerini inkâr ederler, Allâh ile elçilerinin arasını ayırmak isterler, “Kimine inanırız, kimini inkâr ederiz!” derler; bu ikisinin (inanmakla inkârın) arasında bir yol tutmak isterler.
151 İşte onlar gerçek kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azâb hazırlamışızdır!
152 Ve onlar ki, Allah’a ve elçilerine inandılar, onlardan hiçbiri arasında ayırım yapmadılar; işte (Allâh), pek yakında onların da mükâfâtlarını verecektir. Allâh, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Bakara 253:İşte peygamberler! Biz onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryemoğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkar edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lakin Allah dilediğini yapar.
Allah hz Muhammet ( sav ) miraç hadisesi gibi bir hadiseyi layık görmüş. evet örnek verdiğiniz bütün ayetlere kayıtsız, sorgusuz iman ediyorum. peki bana açıklar mısınız.. Tur dağında Hz Musa Allahü telaya bir sefer cemalini görmek için yalvarırken ona bunu nasip etmemişte peygamberimizin hüzünlü zamanında ona bu hediyeyi onun bu konuda o an hiç bir talebi olmadan lütuf buyurmuş.. bunu açıklar mısınız… O Allahın habibi..
ona binlerce salat olsun…
Allahümme salli ala seyyidüna muhammet….
Selam Ümran,
Öncelikle şunu söyleyeyim. Peygamberlerin bir kısmının diğer bir kısmına üstün tutulduğu meselesi, Peygamberlere verilen mucizelerin farklılığı sebebiyledir. Yani her birine birbirinden farklı ve üstün mucize ve imkanlar verilmiştir. Ya değilse, Peygamberler arasında şu daha kıymetli, şu daha az kıymetli diye bir ayrım olamaz. Keza, bu husus olsa bile ancak Allah nezdinde olabilir. Allah, Kuran’da Peygamberleri arasında bir derecelendirme yaptığını, yaptıysa da sıralamasını bize bildirmemekte, hiç birini diğerinden ayırmamamızı da sıkı sıkıya öğütlemektedir.
Gelelim, son Peygamber olan, bizim de takipçisi olduğumuz / olmaya çalıştığımız Muhammed peygamberimize…
Acaba, Hz. Muhammed’e mucize verilmiş midir ?
Miraç hadisesinin aslı nedir ?
Aşağıdaki yazıyı okumanızı öneririm.
http://aliaksoy.wordpress.com/2007/03/23/hz-muhammed-save-mucize-verilmis-midir/
Göreceksiniz ki, Peygamberimize verilen tek ve en büyük mucize okuyup durduğunuz Kuran’dır.
“Bu Kuran senin için de, kavmin için de kati bir şereftir.”
Selam ve dua ile…
Allah kimseyi bile bile şaşıranlardan etmesin..
amin…
yolunuz açık olsun..
Selam Ümran,
Allah kimseyi kendisine hakikat (Kuran) geldikten sonra cehalet içerisinde bırakmasın.
Selametle…
salavat çok çeşitlimi çekiliyor ben Allahüme salli veselli ala Muhammed diye çekiyordum doğrumu
bütün yazdıklarınızı üşenmeden okuduk.. ama hala gerçek salatu selam ın ne olduğunu bilmiyoruz.. bu kadar boş yorumları yayınlayacağınıza , Allah (cc.) aşkına bizim gibi cahilleri aydınlatacak doğru düzgün bi açıklama yazın..
salatu selam nedir ?
nasıl söylenir ?
neden söylenir ???
bi Allahın kulu yardım etsin…
S.A
http://ahmedhulusi.org/yazi/salavat.htm
eserlerini butununu okuyun okumak zor gelıyorsa seslı kasetlerıde var (ucretsız) download edılıyor.
sadece bı yazısını okumakla bır sey anlayamassınız
sonra bu adam Tanrı yok dıyor dıye kestırıp atarsınız
kesınlıkle butun eserlerını okuyun yada dınleyın
benım gıbı kafanızda butun soru ısaretlerı kaybolacak.
selamı aleykum. Bu programı hazırlayan abilerimden allah razı olsun. rabbim onlara firdevs cennetlerini nasib etsin. beni çok ihya ettiniz. şimdi salavat-ı şerif getirirken daha düşünceli bir şekilde getirecem.bir bakıma bakıyorumda o allahın resülüne ne kadar az salavat getiriyoruz. ama sizin vesilenizle daha cok ve daha düzenli ir sekilde getirecem neyse fazla lafı uzatmayayım. tekrar selamın aleykum
salavat-ı şerif allahın resulunu anmaktır.onu özlemek onu istemek ona aşık olmak şüphesiz kendisi de diyor kim bana her gece 100 salavat getirirse ben ona mahşerde şefaat etmekle mükkellefim(sorumluyum). tabii canı gönülden arzulamak şartıyla zaten onu isteyen onu özleyen şüphesiz ona kavuşacak ve kavuşmak içinde salavatı getirecek. konuyu biraz toparlamak gerekirse nasıl rabbimizi tanıdıysak onun rızası içn namaz kılıyorsak buna vesile olan peygamber efendimizi
sav)unutmamalıyız ona dua edip onu her zaman yanımızaymış gibi görelim rabbim hepimize onu rüyamızda görmeyi mahşerde de ümmetini de alarak cennete girmeyi nasip etsin amin selamı aleyküm
selamı aleykum ümran kardeşim beni tanıma ama bu söylediklerime kulak ver peygamberler allah katında eşittir ancak şöyle bir şey var hatta peygamber efendimiz (sav) kendiside demiyormuydu diğer peygamberler benim kardeşlerimdir işte burdabn yola çıkarak önce bunu böyle anlamalıyız ve tabii allah katında peygamber efendimizin yeri farklı o son olmasına rağmen ilk insan ilk peygamber hz adem tarafından da anılmıştır ve peygamber efendimizin hatırına affedilmiştir ve en önemlisi allah cc önce cenneti ardından dünyayı yaratmıştır ruh olarak hz ademden önce peygamber efendimizi yaratmışır hatta peygamber efendimizin şöyle bir hadisi vardır adem as yaratılmadan önce ben peygamberdim her peygamberin belli bir kavim üzerinde allahı anlatma vardı yani yapılacak görev belliydi ancak peygamberimiz (sav)tüm insanlığın sorumluluğunu almış yani ümmetim ümmetim demiş hemde daha doğarken ve allah cc peygamberimize(sav) şöyle seslenmiş habibim sana yapılan itaatı kendime yapılmış gibi kabul edecem ve yanlız insanlar için sana şefaatlık yapma görevi verilecek düşün şimdi peygamberimizin konumunu sence ona verilmesende kime verilsin allah sana o firdevs cennetlerinde 18 bin alemlerin mustafası olan peygamber efendimizle buluşmayı nasip etsin bizede ufak bir dua edersen çok makbul olur neyse selamı aleykum allaha emanet ol
Ali Bey yazınızı okudum birşeyler biliyorsunuz ama kasıtlı yaptığınızı düşünmüyorum anlayamadığınız okadar çok şey varki sadece şunu söylemek istiyorum Allah dostu İMAM-I GAZALİ HZlerinin KALPLERİN KEŞFİ adlı eserinde salavatı şerife gatirmenin faziletinden bahseder şu an için siz veya ben onun kadar ilme anlayışa sahip değiliz söylemek istediğim şey haşa bir Allah dostu bunu yanlış anlayacak ve yanlış anlatamaz haşa lütfen daha dikkatli olun hem mirac hadisesine inanmamanın küfür sebebi olduğunu duymuştum bunu paylaşmak isterim ayrıca bu yazıyı okuyan kardeşlerime çelişkilerle dolu bu yazıdan dolayı şüpheye kapılmamalarını söylemek istiyorum ALLAHIN HİÇ ŞÜPHESİZ KAİNATI ONUN HÜRMETİNE YARATTIĞI HZ MUHAMMED MUSTAFA SAV EFENDİMİZE SALATÜ SELAM GETİRMEYE DEVAM ETMELERİNİ ÖNEMLE HATIRLATIRIM
Hem siz Peygamberimizin miraca çıktığına inanmamışsınız galiba size birkaç hadis-i şerif”Miraç gecesi yedinci kat semaya vardığımda yukarı doğru bakınca şimşekler,yıldırımlar ve fırtınalar gördüm.Sonra bir topluluğun yanına geldim.Karınları bir ev büyüklüğünde idi ve içindeki yılanlar dışardan bakıldığında görülüyordu.Ben Cibril (a.s)a sordum:-Ey Cibril!Bunlar kimdir?-Bunlar faiz yiyenlerdir!”Ahmed b Hanbel,el-Müsned,8426;İbnu Mace,2273 “Miraca yükseltildiğim zaman birinci kat semaya vardığımda,,karınları büyük evler gibi olan adamlar gördüm.karınları meyletmişti.Hepside firavun hanedanının bulunduğu yere üst üste istif edilmişlerdi.Her sabah ve akşam ateşin üzerine getirilip durduruluyor ve şöyle diyorlardı:-Allahım !Kıyamet ebediyyen vuku bulmasın!Ben Cibril a.s a (bunlar kimdir?)diye sordum.Dediki:-Bunlar,senin ümmetinden faiz yiyenlerdir.Bunlar ancak şeytanın çarpıp serseme çevirdiği kişiler gibi kabirlerinden kalkarlar!”el-Bezzar,Keşful-Estar,55;eHeysemi,Mecmauz-Zevaid,1/67. BİLGİNİZE..
“KIYAMET GÜNÜ BANA İNSANLARIN EN YAKINI,BANA EN ÇOK SALAVAT OKUYANDIR.”Tirmizi,Salat 357,(484)
AYRICA MERAK ETTİM SİZ NAMAZDA ETTEHIYYATÜ ALLAHÜMME SALLİ VE ALLAHÜMME BARİK DUALARINI OKUYORMUSUNUZ.SİZCE NAMAZ GİBİ BİR İBADETTE NEDEN SALATÜ SELAM GETİRİYORUZ AÇIKLARMISINIZ RİCA ETSEM ALİ BEY
Selam Huriye,
Tertemiz kalbinle bildiğini paylaşma adına gösterdiğin bu çabadan dolayı sana teşekkür ediyorum.
Lütfen sitedeki yazıları oku. Hem bana hem kendine soracak çok sorun olacak…
Selam ve dua ile…
Resulullah S.A.V in ismini söyleyince,işitince,yazarken ve okurken ona salevat getirmek hürmete ve sevap kazanmaya sebep olmaktadır. salevat,salat kelimesinin çoğuludur.Salat,dua demektir.Peygamber efendimiz için yapılan dualara salevat getirmek denir.Kuran-ı Kerimde ,(Allah ve melekleri,Resule salat ediyor .Ey iman edenler sizde salat edin) buyuruluyor.(Ahzap 56)Hadis-i şerifte(Bana 1 salat getirene Allah 70salat getirir)buyuruldu.(1.ahmed) ALLAH IN SALAT ETMESİ,RAHMET.MELEKLERİNKİ DUA,MÜMİNLERİNKİ İSE O NUN ŞEFAATİNİ TALEPTİR.
Salavat getirmek, yani namazda, namazdan sonra marşlar okumak yok! Huriye hanım bırakın artık hadisleri. Uydurmaları bırakın. Doğmamış, doğurulmamış, kimseye muhtaç olmayan Allah’ın sevgilisi mi olur? İsra Suresinin 1. ayetinin Hz. Muhammed’le ilgili olup olmadığı bile meçhul. Mealciler Mescid-i Haram’ın kabe olduğunu düşünerek, olsa olsa Hz. Muhammed olur diye parantez içinde yazmışlar.. Bir de tabiki uydurulan Mirac hadisesine delil elde etmek için..
(Diyanet Meali) İsra Suresi 1. Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
Peygamberi ilahlaştırmayın artık…
KARDEŞLERİM MÜRTEDİN BİDATCININ YARATIĞIN YALAN ÇARPITMACI YAZISININ BEYANIDIR
işte kuran sitesini referans göstererek yazıya başlıyor sayın bidatcı ali aksoy hakkı yılmaz denen bizim kendisini islamdan çıkmış olduğuna dair bulgu ve kanıtlarımız olan bir bidatcı yaratığı kendisine referans gösteriyor
islam ümmeti bu yaratığı çok iyi tanır sapık görüşlerini bilmeyen yoktur sonra yazıda diyorki malesef bu gün müslümanların yaşadıkları inanç sistemi din değilmiş diye bir önerme atıyor ortaya yazıda
demek müslümanlık gitmiş yerine halk hurafelikle dolu bir karma inanç sistemini yaşıyor yani halk kafir olmuş müslümanlık toplumda yoktur diğer söyleniş tarzını beyan ediyor
dikkat ederseniz bu yaratıklar başlıkta normal bir başlık atar ve hiç alakası olmayan muhteva ve içerikle sizi şaşırtırlar bu da bunların uslupsal boyutlarıdır
demek insanlar yeni ucube bir din ortaya koymuşlar islam gitmiş vay be buna yahudi köpekleri bile inanmaz devam edelim
salavat getirmede içi boşaltılmış müslüman halktan olmayan kişilerin uydurmasıdır diye bir önerme atıyor ortaya ondan sonrada kurana geçiyor ve diyorki bütün meal yapanlar kuranı çarpıtmışlar yanlış anlamalr vermişler ve türkiyede ehi hak olan alimlerin sayısını sıfıra indirip alimlerimizide kafir yalancı isnad ediyor bu lafın başka izahı yok
ben bu deyyuza sorarım salavat okumak namazın önüne geçmişmidir acaba millet namaz kılmayıp salavatmı çekiyor yoksa ramazanda oruç tutmayıp salavatmı çekiyor yoksa söylesin bana bu yaratık hangi ibadetin önüne geçmiş örnekler versin ve günlük hayatta islamın uygulanmasıyla bunu desteklesin bakalım devam edelim
ey müslüan kardeşlerim bu yaratık bir şeyi daha gözlemlemiş ve yüzümüze bakarak camilerde yaptıgımız duaları yok sayıyor ve bunun dua olmadığını bizim müslümanların bu güne kadar yaptıkları dauaların bir şablon olduğunu idda ediyor şablaonun tanımı ise görsel formattaki formalite demektir yani siz kardeşlerim bu adam bizim duamızı göstermelik olarak lanse ediyor
demek camilerde herkez sadece salavat okuyor fatiha okumuyor ben bidatcı yaratık ben hem salavat okuyorum hem fatiaha nasıl olacak bu iş beni istisnamı yaptın yoksa bu ümmetin yüzüne karşı bu ümmeti din dışı olanı yapmakla iddamı ediyorsun
salavat getirmekle ilgili onbinlerce hadis uydurulmuş diyor ehli bidaatcı yaratık bende o yaratığa soruyorum bu mevzu(yani uydurma)olan hadisleri bana getirsin ve senedindeki sağlamlığı ve ravi zincirlerinin kopukluğunu kopmadığını bir analiz yapıp ve islam alimlerinin cumhurunun onun yalan dediği hadislere ne ile icma ettiklerini kıyaslıyalım
bu yaratık ali bulacı merhum büyük tefsir uzmanı elmalılı hamdi yazır hoca efendilerini yaşar nuri öztürkü kuranı değiştirmekle dejenere etmekle kurana yanlış anlam vermek itam ediyor yani diğer bir tabirle bu bidatcı yaratık bunların islamdan çıkmış gafiller oldugunu idda ediyor kendisi tam bir müslüman edasıyla devam ediyor ve diyorki bütün ilmihaller yani islamı şeriatının öğretildiği kitaplar hep bizlere yalanı aşılamış ve onları uygulayan analarımız babalarımız bu yanlışlara inandıkları için cehennemede ebediyyen yanacaktır iddasında bulunuyor bu bidatcı yaratık devam edelim
şimdide arapca ilmini kullanarak islamı yok etme taktiğini ortaya sürücek ve diyorki ALLAH kulları ve peygamberleri için kime salavat getirsin diyor bu yaratığa soraarım senin hiçmi kelam bligin yok be deuyyuz kulları ve peygamber seçtiği kulları yaratan ALLAH onları yaratırken herhangi birinden emir almadığı gibi onların varlık sebebi için salavat getirmesi söz konusu olamaz be ahmak bu laf oyunlarının açılımı şu burada şunu kast ediyor ALLAH kulları yarattığı için birilerin sebep olacak ve onlarada salavat getirmesi gerekecekmiş diye ima ediyor sonra yaşatan yaratan O DUR DİYEREK DUYGUSAL BOYUTTA olayı ele alıyor
ulan dangalak yaratık salatu selam getirmek peygamberin şanını övmekle ilgilidir bunun izahı senin dediklerinle uzak alakası yok niçin getirsin diyimmi çünkü şanlarını yüceltmek ve onların üzerine olan nurunu tamamlamak için
malikiyevmiddin olmakla din gününün sahibi olmakla peygamberi övmenin ne alakası var sayın bidatcı yaratık beyler görüyorsunuz değilmi çok ucuz oyunlara dalıyor bu fasık-ı necis devam edelim
diyorki sabah akşam yüzlerce getirdiğiniz salavatın kime faydası var ulan din düşmanı makamı mahmud sahibisi EFENDİMİZ SAV.İN üzerine olan nimetin tamamlanması açısından ve yerde ve gökte en çok övülen olması için bu zahiri bir icaptır yapan yapar yapmayan yapmaz gördümmü kime faydası oldugunu
sonra düz mantıkla olayı ele alıyor salavatı ALLAHIN haşa peygamberini affetme olayı gibi görüp buna göre hükümler veriyor bu dinsiz adam yani bir nevi PEYGAMBER EFENDİMİZLE dalga geçip ONU basite indirme cesaretinde bulunuyor
yaratık şimdi salavatı ve salatı tanımlıyor yalan söylüyor arapça mastar ve kök halindeki salatın saly kökünden geldiğini bana kanıtlasın ben kendini asarım alakası yok salv dan da türememiştir selam mastarlı olup esenlik anlamında gelir gidelim el eserdeki islam uzmanlarına soralım ve bakalım işin ehli olanlar bu bidatcı yaratık gibimi düşünüyor hükme varıyor
sonra konuyu dağıttırıp zihni bulandırmak için bu yaratık olayı dağıtıp zihinleri karıştırıyor kendi aklına göre olanı söylüyor ve o dar örümcek kafasıyla bunun dışında düşünenleri yanlış dinsiz olmakla itam edecek kadar farklı hükümler varıyor o dar arapça bilgisi ile genel arapça dilbilgisi kuralları bu yalancının dediği gibi değildir
yalanın daniskasını söylüyor maziyi muzari mastarı illetli fiil yapıp arapça fiillerin köklerini bilemeyecek kadar yalanlar söylüyor konumuz dağılmaması için fazla arapçaya takılmadan devam edelim
vay münafık kevser süresini alıntı yaparak PEYGAMBERE hakaret ediyor oradaki dar arapça bilgisi ile kökün saly oldugunu varsayanların kevser süresindeki salli yi PEYGAMBERİ ateşa ATMAK OLARAK yorumlaması gerektiğini idda ediyor dangalak bu ne pehriz bu ne turşu
nahrı ebter denen sözcüklerle kök olarak fiillerin hiç alakası yok bu ne yapıyor biliyormusunuz din kardeşlerim sizin arapçayı kendisi kadar bilmediğinizi bilerek ulan bunları dersem bu cahiller ne anlar ben diyip bunlar olaya fıransız kalsın ama benim bilgili ve alim bir insan olduğum izlenimide kafalarında olussun izlenmi vermek istiyor bu kefere yani dine küfreden soysuz devam edelim
sonra kıyamet süresini otuz otuz birinci ayetiyle alıntı yapıyor bende o danğalaga soruyorum bilmezmiki kelimeler kullanıldığı cümlede ondan önce gelen fiile ve eke göre anlam değiştirebilirler buna göre orada denen tevella fiili kendinden önce gelen ve eklentisiyle anlam değişimine uğramıştır bununda konumuzla ne alakası var be sefil kafir çok çakalsın ama yediremezsin
valla imam hatip lisesinde bile bundan daha iyi arapça öğrenen gençlerimiz var bu arapçayı galiba mardindeki araplardan öğrenip gelip burada konuşuyor
sonra bu kafir oğlu kafir diyorki ilgisiz alakasız konuları kapatıp kendi zihninin altında yatan sapık ideolojisinii pazarlıyor ve salavatın yanlış olduğunu söylenmemesi gerektiğini vurguluyor ve ümmetin muhammedi ve 42 islam ülkesindeki müslümanları selavatın salatın selamın gerçek anlamını bilmemekle ve bunları çarpıtarak değiştirmekle idda ediyor
ben bu yaratığa sorarım sen galiba alevi kafirsin çünkü araplardan daha iyi arapçayı bileceğin yok herhalde adamların bu iş üzerine uzmanlık bölümleri var dil okuklları var onların salavat selam tanımıyla bizlerinki aynı niye onlar çıkıp bunun dediklerini demiyorda gelip bu yaratık diyor hiç düşündünüzmü bunun maksadı başkaa bu dini dindar gözüküp yok etmek isteyen bir deccaldir ve görüldüğü yerde ali aksoy gibi yok edilmesi gerekir neyse devam edelim
kendi dedikleri ile çelişen bir laf diyor: Hangisi kabul edilirse edilsin manasında “selâmetlik” yani eski tabirle “isabeti mekruhtan emin olmak” yani buraya kadar dediklerinin hangisi kabul edilrse edilsin tam doğru olanın bu oldugunu ima edip dedikleri ile çelişiyor bu kadar bayağlık basitlik olmaz be kardeşlerim
bakın beyler münafığı deşifre edip maksadını anlamak çok kolay oldu kendi selavatı yok edecek ya haram ve dinsizlik oldugu hükmüne sizi inandıracak ya şöyle bir şey diyor emin etmekle padişahım çok yaşa anlamı çıkarılmaz diyor bende o dangala derimki be münafık kafir elbette öyle mana çıkaran yok
sellimû” ve “teslimen selamet esenlik teslim olmak boyun eğmek anlamına gelir kök itibarıylada başka manalara gelemsi dahi düşünülemez
sonra PEYGAMBER EFENDİMİZE salavat gönderenlerin tümüne lak lak yapanlar diyor ve bunu yapanaların zavallı olduğunu belirtip sonra salavat gönderin ayetini yani ilk başta yazdığı konuya geliyor ve ayetler yalan yanlış alakasız ve tamamen çarpıtma anlamlar veriyor ve ehli sünnetten ayrılıp kafir oluyor ve ayetleri kendi arapça kök halindeki fillier yorumlaması ile türkçeye çeviriyor ve bunu yaparkende bizi salak sanıyor ve yutturacam sanıyor
sonrada münafık beyniyle ayeti bırakalımda sürenin genel anlamından muhtevasında yola çıkarak sizler anlam vermeye çalışın diyor çok yaman çelişkiler içinde bu kafir adam ilkte türkçeye çevirilen meal kitaplarının hepsinin yanlış yazıldığını idda edip yapanları eleştiriyor şimdi bizleri o mealleri okuyarak o ayete kendi dar aklımızla mana vermeye teşvik ediyor ben bu münafığa derimki haddini bil her önüne gelen kurandan mana çıkaramaz ve hele ele arapça lugat nahiv sarf bilgisi olmayanların bu konularda yorum yapması cahilliktir kasıtlı şerefsizliktir
sen kalkmıssın halka türkçe mealden anlam çıkarmasını istiyon arapçayı bırakıp türkçe yorumdan manaya teşvik ediyon bu tam bir dinsizlik ve şerefsizliktir ve bunun altında yatan gerçek dini yok etmektir islamı karalamaktır
sonra bu münafık bizleri düşünceye davet ediyor tabi kendi sapık ilkel düşünce vitrinini bizlere açıyor ve oradan yakmamızı istiyor devam edelim
salavat getirmekle ilgili bütün rivayetlerin yalan oldugunu söyleyip imamı azam imamı yusufa imamı şafiye imamı tirmiziye imamı buhari hazretlerine iftira atıp bu yüce varlıkları yalan söylemekle itam ediyor ve bunları dinden nasibini alamamış kişiler olarak görüyor çünkü salavatla ilgili yukarda adını saydığım bu kişilerin görüşleri vardır ve salavatı desteklerler am bu adam çıkmış mezhepsiz dinsiz yoluna bizleri çekmek için önderlerimize iftira atıyor
bakın bakın arapçayı çarpıtıyor ve yalan ifadelerini siz bile basitce anlıyacaksınız diyorki:Allahümme salli ala muhammed ve sellim..” Ey Allahım! Muhammed’e sen yardım et, gerekli desteği sen yap ve onun güvenliğini sen sağla anlamını veriyor be dangalak bidatcı yaratık onun anlamı omudur yalancı arapça bilgisi olmayan fasık köpek oradaki salli fiili selamımızı ilet sellim ise selamet dileğimizide ona ilet demektir bu kafir domuz sen yardım et anlamın nereden buluyor hala aklım ermiş değil bir kere orada sen yap sen et anlamında bir lafız varsa ben bu adama istediği herşeyi verecem tabiii bulamıyacak ve ne diyecek biliyormusunuz ilgili ilgisiz alakalı alakasız laf cambazlığı yaparak olayı kapatacak geçiştirecek bu yaratık herkezi cahil kendini müslüman sanıyor ama asıl fitne ve fesatı çıkaran ta kendisidir devam edelim
bizi MUSA peygambere yardım etmeyen yahudilere benzetiyor ve haşa biz şunu ima ediyormusuz ey mhammed git sen rabbinle beraber savaş biz burada seni bekliyoruz zihniyeti varmış bizde lan ALLAH belanı verecek kafir çanakkalede 250 bin şehiti islam için vatan ve müslümanlık için veren bizlere bunu nasıl dersin soysuz köpek bu gün senin gibi münafıklar ırakta americanın kuklalığını köpekliğini yapmakta bizim gibiler ise amaericaya ırakı dar etmekle meşguller senin gibi gafiller yüreksizler bu hakaretleri bzilere nasıl yaparlar anlamadım giti
sonra duygu sömürüsü yapıyor bu fasık oğlu fasık kendi gibi tembel görüyor milleti ve bizleri çalışmaya çağırıyor be dangalak bizler canla başla ALLAH yolunda cihad ediyoruz sizin gibi fasıklar gibi fitne fesat çıkarmıyoruz ALLAHIN laneti üzerinize olsun sonsuz azab sizin gibi ümmeti küçük duruma düşüren ümmete hakaret edenlerin üzerine olsun siz bundan beslenen yarasalarsınız leş yiyicilerisiniz ama sizin hepinizi avlamak da bizim misyon ve görevimiz
EY MÜSLÜMAN MÜMİN KARDEŞLERİM VE MÜMİNE KIZ KARDEŞLERİM BU MÜNAFIKlARIN SÖZLERİNE İNANMAYIN HEPSİ ÇARPITILMIŞ BEYANATLARIDIR VE SİZİN ZİHNİNİZİ BULANDIRMAK İÇİN İSLAM DÜŞMANLARININ İHRAÇ ETTİĞİ SAPIK FİKİRLERDİR BIRAKIN BU ALLAH DÜŞMANLARINI BİZLERE BİZ BUNLARIN HESABINI GÖRÜCÜLERİZ BUNLAR SİZİ İSLAMDAN SOYUTLAMAK VE İSLAMIN ÖZÜNDEKİ GELENEĞİNDEN UUZAKLAŞTIRMAK İÇİN OYNANAN SİNSİ OYUNLAR ZİNCİRİNİN HALKASI FİTNELERDİR BUNLARI YOK ETMEK BİZLERE GÖRE KOLAYDIR SİZ BUNLARI KALE ALMAYARAK BUNLARA EN BYÜK CEZAYI VERMİŞ OLACAKSINIZ BUNLARLA LAF DALAŞINA GİRMEKTENSE BUNLARI ÖLDÜRMEK YOK ETMEK EN DOĞRU OLANDIR ONU YAPAN MUCAHİT ARKADAŞLARIMIZDA VAR
ALİ AKSOY DENEN BİDATCI YARATIK HAKKI YILMAZI SEN KURTARAMAZSIN SENİDE O KURTARAMIYACAK GÖRÜŞECEĞİZ SİZLERLE DİN DÜŞMANI MÜNAFIKLAR
Yunus Emre Gündoğdu,
Evet,Peygamberlik görevi sadece Kur’an’ı getirmekle bitmez.Onu açıklamak,izah etmek ve nasıl tatbik edileceğini göstermek,onun görev sınırları içindedir.Mesela şu ayetler onun ilahi görevlerinden bir kısmını belirtiyor:”HAK DİNİ ONLARA AÇIKLASIN DİYE,HER PEYGAMBERİ BİZ KENDİ KAVMİNİN LİSANIYLA GÖNDERDİK.”(İbrahim Suresi,14/4)
“O KİMSELERKİ,YANLARINDAKİ TEVRAT VE İNCİL’DE VASIFLARINI YAZILI BULDUKLARI ÜMMİ PEYGAMBER OLAN RESULULLAH’A UYARLAR.O PEYGAMBER İSE KENDİLERİNİ İYİLİĞE SEVK EDİP KÖTÜLÜKTEN SAKINDIRIR;TEMİZ VE GÜZEL NİMETLERİ ONLARA HELAL,HABİS OLANLARI İSE HARAM KILAR;DAHA ÖNCE KENDİLERİNE YÜKLEDİĞİMİZ AĞIR YÜKLERİ VE ÜZERLERİNDEKİ BAĞLARI ONLARDAN KALDIRIR.İŞTE ONA İMAN EDEN,ONA HÜRMET EDEN,DÜŞMANLARINA KARŞI ONA YARDIMDA BULUNAN VE ONUNLA İNDİRİLMİŞ OLAN NURA UYANLAR,KURTULUŞA ERENLERİN TA KENDİSİDİR.(Araf Suresi,7/157.)
“ALLAH VE RESULÜ BİR MESELEDE HÜKMÜNÜ VERDİĞİ ZAMAN, BİR MÜMİN ERKEĞİN YAHUT BİR MÜMİN KADININ ARTIK İŞLERİNDE BAŞKA BİR YOLU SEÇME HAKKI YOKTUR.KİM ALLAH’A VE RESULÜNE İSYAN EDERSE, APAÇIK BİR SAPIKLIĞA DÜŞMÜŞTÜR.(Ahzap Suresi,33/36)
“HAYIR RABBİNE AND OLSUN Kİ;ONLAR ARALARINDAKİ ANLAŞMAZLIKLAR İÇİN SENİN HÜKMÜNE MÜRACAAT EDİP, SONRADA VERDİĞİN HÜKME GÖNÜLLERİNDE HİÇBİR SIKINTI DUYMAKSIZIN TAM BİR TESLİMİYETLE RAZI OLUP UYMADIKÇA İMAN ETMİŞ OLMAZLAR.”(Nisa Suresi,4-65)
“PEYGAMBERE İTTAT EDEN ALLAH’A İTAAT ETMİŞ OLUR.KİM BUNDAN YÜZ ÇEVİRİRSE,SENİ ÖYLELERİNİN ÜZERİNE MUHAFIZ OLARAK GÖNDERMEDİK;SEN ANCAK DOĞRU YOLU GÖSTERİP TEBLİĞ ETMEKLE MÜKELLEFSİN” (Nisa ,4/80)
“DEKİ:EĞER ALLAH’I SEVİYORSANIZ BANA UYUN Kİ ALLAH’DA SİZİ SEVSİN VE GÜNAHLARINIZI BAĞIŞLASIN.ALLAH ÇOK BAĞIŞLAYICI ÇOK MERHAMET EDİCİDİR.”(Al-i İmran Suresi,3-31)
EVET BUNA BENZER AYETLER PEYGAMBERİMİZİN (A.S.M) GÖREVİNİ SADECE KUR’AN’I İNSANLARA GETİRMEKLE SINIRLI OLMADIĞINI BELİRTİYOR.
Uslubuna dikkat et!Sen nasıl olurda peygamberi ilahlaştırdığımı iddaa edersin biz Allah’ın emrini yerine getiririz.Peygamberimize Allah’ın emriyle uyar,hürmet gösteririz.Sana ve senin tavrını takınıp,uslubunu kullananlara “selam” der geçerim…
Otvav kardeşim,
Diğer bütün yazılarını sildim. Sen insanlara hakaret etmeden tartışabilirsen, yazabilirsen bütün yazılarını yayınlarım. Beni tehdit etmen önemli değil. Ama sana üzülüyorum. Buradaki yazını, cehalet ve bunun getirdiği öfkenin insanı ne hale getirdiğinin anlaşılması için, misal olsun diye yayınlıyorum.
Burada yazı yazan diğer insanlar senden daha mı az müslüman. Nedir bu öfke ?
Çok biliyor idi isen, bildiğini yaz, tartışılsın. Neden hakaret ediyorsun ? Bu, senin ne kadar acziyet içerisinde olduğunu gösteriyor.
Bundan sonrası için, küfür, hakaret, aşağılama ve SUÇ UNSURU içermeyen yazı yazarsan yayınlarım. Onun haricindekiler yayınlanmaz. Ben iyi niyetle diğer insanları aydınlatma gayretinde olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle sana diyorum ki, bu çabandan vaz geçme. Yaz. Ben de yayınlayayım.
Şahsıma yönelik tehditlerine gelince, bir avukat olarak silmeyip savcılığa vereyim diye düşündüm, kendi işimi kendim mi göreyim diye düşündüm. Ama sen her ne biliyorsan anlat, yaz güzel kardeşim. Senin tehtidinin bize sökmeyeceğini sen de öğrenirsin.
Sen bildiğin varsa yaz, ben yayınlayayım. Neden ? İlim budur.
Selametle kardeşim …
ALİ AKSOY,YUNUS EMRE GÜNDOĞDU, Ama bir dakika benim uslubumda uygun olmadı bu zamana kadar sizi alalede incelemişim meğer ne kadar da yumuşak konuşmuşum . ve sizinle yanlış bir yönden konuşmuşum demek saldırılara devam ha sizin akıllanacağınız yok kendiniz kaşındınız kaşıyalım bakalım bizde sizinle anladığınız dilden konuşalım bakalım.
Ehli sünnet inançlarına hakaret edip iftira atan size önce şunu söyliyim artık öyle işkembeden atmak kolaymı bakalım bileceksiniz .Adamlara bak cesarete bak .
salavatı,salatı yorumlaYAN yalancılar yalancılar arapça mastar ve kök halindeki salatın saly kökünden geldiğini kanıtlayın bakalım da bir görelim.Salv dan türememiştir.Selam mastarlıdır esenlik anlamındadır.
Güya aklınca kafaları karıştırıp olayı bulandırdın ha .Arapça dil bilgisi kurallarından bi habersiniz senin arapçan ile gene arapça dil bilgisi kuralları katiiyyen aynı değil değil.
kökün saly olduğunu varsayanların Kevser suresindeki salli yi peygamberi ateşe atmak olarak yorulaması gerekir diyosun kök olarak fiillerin nahrı ebter denen sözcüklerle ilgisini nasıl kurarsın .
Buna biz değil ancak cahil olanlar inanır . Ama BEKLEYİN ALLAH’IN İZNİYLE BATIL FİKİRLERİNİZ SÖNECEK…
oktav; her ne kadar dilin ağır olsada Ali beyin yazısının kaynağıyla alakalı bizi aydınlattığın için teşekkür ederim..
Oktav bey,
Ali aksoy bu kadar emin konuşuyor Yazdıklarını tek tek açıklayalım derim kendileri istediler bunu o zaman bizde konuları kaşıyalım,karıştıralım, tek tek incelensin gerçekler ortaya çıksın.Kendilerinin anladığı dilden yani onların anlatımı nasıl olmuşsa, onlar bir konuyu nasıl ele almışlarsa taktikleri nasılsa bunların bilincinde biri olarak açıklayın derim.İddaa ettikleri her konunun bir açıklaması var Kur’an’ı Kerimin arapçayı çarpıtılarak yorumlandığını anlamıştım ama diğer taktiklerin farkına yazınızla varmış oldum.
Bazı konulara vaktim durumum el verdiğince biraz değindim ama sadece bu kadar bir iki kişnin oturup yazması çok zor. Benim niyetim insanlar bide bu tarafıyla baksındı.Ben onların niyetlerinin tam olarak sizin anlattığınız gibi olduğunu bilmiyordum.O zaman bize kelimelere sıkıştırılmış olarak kafir ithamında bulunan bu kişilerle yanlış bir bakış açısıyla bakıp konuşmuşuz. Ama yinede benim buradaki niyetim kafası karışan kişilerin bu ikilemden çıkması yani Ali aksoyun yazdıklarıyla ilgili bir çekişmeye giriyim falan değildi hala değil .
Niyetlerinin yeni farkına varmış biri olarak, anlattığınız kelime oyunlarıyla gerçeklerin hemen ortaya çıkmasından
çekinmeyip ısrarla fikirlerini savunmalarını da cesaretli buluyorum.Yani her şey ortaya dökülür diye bir endişe duymamışlar.
Yazdıklarınızla bizim göremediklerimizi anlamamıza vesile oldunuz sağolun ama, madem taktiklerini biliyorsunuz.Siz onları tanıyıp iç yüzünü bildiğinizi söylüyorsunuz,bütün yazılan konuları iç yüzünü sererek anlatın derim.
Siz bu yazılardaki anlatılanlara çok çok kolay açıklık getirebilirsiniz harika bir arapça bilginiz var ve konuya tam anlamıylada hakimsiniz.İnsanların kafasındaki soru işaretlerini pek ala giderebilirsiniz.
Gerçekler gün yüzüne çıksın onların söyleyecekleri,sorecakları belkide şeyler olur aynı şekilde sizin olur bütün bunlar tartışılsın derim.Her konu mantıksal,bilimsel,kanıtlarıyla tek tek incelensin burada yapılması gereken şey bence bu olmalı.
Sonuçta ben size sadece görüşümü bildirdim bir öneriydi dikkate alırsanız sevinirim.
Huriye hanım Mehdi’nin geleceğine inanıyor musunuz?
Çok ALİM, çok BİLMİŞ arkadaşlar için, üç başlık açtım. Meselelere körü körüne yaklaşmayınız lütfen.
http://aliaksoy.wordpress.com/2007/06/20/peygamberin-her-sozunu-vahiy-kabul-etmek-dini-guclestirir/
http://aliaksoy.wordpress.com/2007/06/20/din-hukumleri-ancak-vahiyle-sabit-olanlardir/
http://aliaksoy.wordpress.com/2007/06/20/dine-iftira-eden-vebal-altindadir/
Şimdi, bir kısım arkadaşlar bu yazının kaynağı hakkında bilgilendikleri için teşekkür etmişler. Kaynak şu imiş efendim;
“… sayın bidatcı ali aksoy hakkı yılmaz denen bizim kendisini islamdan çıkmış olduğuna dair bulgu ve kanıtlarımız olan bir bidatcı yaratığı kendisine referans gösteriyor…”
Ne güvenilir bir kaynak, ne güvenilir bir buluş…
Cehalet ve cehaletin ulu orta bağıra çağıra sergilenmesi ve bunu alkışlamak hayatta belki de en utanılacak şeydir. Yazık.
İki üç hakaret + üç beş kulaktan duyma bilgi + iki üç tehdit = mümin kardeşleri aydınlatma
Bravo… Devam edin. Yukarıdaki linklere de bakın. Neymiş ? Aklın yolu birmiş… Birilerine küpe olsun.
Saygılar…
sözde değil özde müslüman olalım lütfen
Bana ulaşmak isteyen arkadaşlarım
Soru ve önerileriniz için:
Aşağıdaki maillerden hangisine sahipseniz tıklayın (OTVAV@hotmail.com)
Hotmail Yahoo mynet email Gmail Office Outlook
SENİN VE O BİDATCI AKIL HOCALARININ PEŞİNİ BIRAKMIYACAM
Bu yaratığın sitesinin farkında değilken bana bir şikayet geldi ve denildiki bir site var o sitede Müslümanlara hakaret ediliyor ve insalar köşeye sıkıştırılıyor ve bu konuda ne olur yardım yapınız
tabi ben bunu diyenin dediklerini değerlendirmek için googleye girip bu siteyi buldum ve sistematik olarak kopyalayp sitesine aldığı yazıların genel içeriğini bir analiz ettim sonra sitenin özünde yatan gerçekleri ve ehli sünnet düşmanlığını sakin bir kafayıla tefekküre dalarak son durum değerlendirmesi yaptım eğer bu kişiyle savaşacaksam her şeyi bir kenara itip sadece bunun ideolojisini yok etme ve İslam verdiği zararları en sağlam en mantıksal bulgularla belgelerle ve delillerle kanıtlamam lazım gerektiği kanaatine vardım ve işe başladım
Ve en önemlisi bunun bütün Müslümanlara tanıtılıp ne maksatla bu siteyi açtıgını iyi anlamak ve bunların amaçlarını ve yaptıklarının arkasında yatan gerçekleri gün yüzüne çıkarmak için bunların peşini bırakmamak lazım geldiği kannatine vardım
KENDİ AKLININ ÜRÜNLERİNE İSLAM DİYE LANSE EDEN BİR GAFİL ALİ AKSOY
Bu adamın yani ali aksoyun öz geçmisini iyi sentez yapmak lazım hayatını olaylara bakış açısını ve islamı algılama boyutunun derinlemesine öğrenilmesi ve ağzından çıkan her kelimenin iyi dikkatlice dinlenip neleri kast ettiğini anlamak çok önemli ve bunu yapmakta bana göre öncelikli hedefimizdir
bunu için seçtiği kelimelerden kurduğu cümlelere ve ruhsal boyutundan tepkisel süreclerine kadar her şeyini mercek altına aldım ve öz geçmişini tekrar tekrar okudum ve bazı önemli detayları not aldım ve sizlerlele paylaşacam her şey zamanlaması ve planlaması çok iyi olmalıki bu adamın sapık ideolojisi yok edilebilsin yeri ve zamanı gelince bunları sizlerle paylaşacagız
SİTENİN İÇERİĞİNİN ÇELİŞKİLERİ ÇOK VE AZILI İSLAM DÜŞMANI OLDUĞUNUN KANITIDIR
Ali Aksoy denen kişinin malum yaratıkların sitesinden sitesine kopyalayıp yapıştırdığı yazıların hepsini ana muhtevasıyla gözden geçirdim yazıların seçerken ali Aksoy denen kişi genellikle ehli sünnet düşmanı mezhepleri inkar eden kişileri yazılarını aktardığı ve sünneti inkar eden yaratıkları ve dinde reform yapma işine girişmiş yaratıkların yazılarını aldığı ve genellikle hep islamın özünde olan gelenegine hakaret eden yazıların oldugu belirğin
bana derseniz bu siteyi iki kelime ile özetleyin bende derimki dikkate alınmayacak kadar değersiz bir site ama ben birkere bu adamla hesaplasacagım için ben bu adamı ve ideolojisini ondan daha iyi tahlil yapmam lazım oldugu için her şeyini dikkate alacam ve tek tek yazdıklarının hesabını bu ümmete verecek o yorumlarıda değerlendirmeye tabi tutacagız
ama şurası bir gerçekki o kadar sanıldıgı kadar akıllı zeki biri olmadıgı sitedeki kişilerin yorumlarına verdiği cevaplardan belli kolay lokma olacak biri neden kolay lokma olacak diyimmi çünkü taguta hizmet ettiginden dolayı kolay lokma olacak çünkü batıl yok olmaya mahkum buda batılın avukatlıgını üstlendiği için onlar gibi tarihin karanlık sayfalarına gömülecek
26 ŞUBAT 2007 TARİHİNDEN BERİ ALİ AKSOY BU KIŞKIRTICI HAREKETLERİNE DEVAM ETMEKTEDİR
Evet sayın millet ali Aksoy wordpress sayfa görüntüleme açık kaynak kod sisteminden bu siteyi alalı 4 ay falan oldu ve dört aydır pravakatör kışkırtmacı yazılarına devam etmektedir neden yaptığını kendi de bilmediği bir yola girmiştir ve bu aşamalara gelmiş sizler kardeşlerim yorumlar yapmıssınız ve bu adam mesleğini pravakatörlük taguta hizmet aktorlüğünü bu günlere getirebilmiştir
ben wordpresste bir kaynak kod yazıcıyım istersem bu adamın sitesini anında yayından kaldırırım ama bu da düşünce özgürlüğü tahmülsüzlüğüne girer ve hiçte iyi insaların yapacağı iş değildir bırakalımda cezasını ALLAH versin biz sadece sapıklığını ifşa edelim ve bu adamın ideolojisini yok edelim yeter
BAZI YAZILARIM KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRDIĞIM İÇİN YAYNILANMADI
Ali Aksoy denen bidatcı bazı yazılarımı öz geçmisine ve bazı ilgimi çeken yazılara yazıların muhtevasına bakmadan yaptıgım genel değerlendirmeler ali aksoyun kişilik haklarına saldırdığım için yayınlanmadı sansüre uğradı bunu doğal karşılıyorum çok öfkelendiğim için gerçekten kişiliğine saldırmış olabileceğim doğrudur
ama onun islama saldırması benim onun kişiliğine saldırmamdan kat kat fazla ve cesaret vericidir ama lakin azabı tadanlarla birlikte ateşe atılırken bende ona soracam bu gün senin ateşe atılmana sebep olan neydi bakalım toplanma günü bana nasıl cevap verecek
ama ali Aksoy denen kişi şunu sakın unutma seni her adımını mercek altına aldım her şeyini en ince detayına kadar analiz edip kasıtlarını ümmeti muhammede anlatacagız senin bile unuttugun bazı yazıların halkın dilinde senin lanetlenmene sebep olacaktır
çünkü bu millet islama saldıranlara asla doğru gözle bakmamıştır islama hakaret edenlere en ağır darbeyi bu millet indirecektir
ALİ AKSOYUN VARSAYIMLARI
Bana üzüldüğünü söylüyor asıl üzülülecek durumda olan kendisidir çünkü vahşeti fetiş haline getiren bir İslam düşmanıdır varacağı yerde ebediyen cehennemdir
bana cahilsin diyor peki okadar cahil olduğumu idda ediyorsan dediklerime cevap verirsin daha dediklerime cevap vermeden ortaya yeni varsayımlar atman senin ne kadar kale alınmayacak biri oldugunun gerçegidir
DİNİME KÜFREDEN MÜSLÜMAN OLSA BARİ
öfkeli oldugumun farkına varmış ali Aksoy denen kişi evet öfkeliyim neden biliyormusun dinime küfreden Müslüman olsa bari sen kalkmıssın dinime diyanetime inançlarıma ve kutsalıma küfret sonra ben sana bu seviyesizliğinden dolayı bazı saıfatlar takayım
sende gel bana öfkelsin de etme çocuk bile bu kadar mantık dışı cümleler kurmaz ve diyorki misal olsun diye senin yorumunu yayınlıyorum (48 inci yorum)
ALİ AKSOY SEN ÖNCE BEYANATLARIMI ÇÜRÜT ONDAN SONRA İLAVE YAP
sen önce dediklerimi Çürüt bakalım ali Aksoy öyle laf salatası yok gerçekleri konuşalım hakkaniyetli olalım sen önce sana yönelttiğim beyanatların tevilin yap ondan sonra ilave edeceksen ilavelerini yaz
birde diyorki seni savcılığa vereyimmi diye düşündüm kendi işimi kendim göreyimmi diye düşündüm diyor ali beni dinle ister Avrupa insan haklarına git ister ceza mahkemeleri usulü kanununa göre beni yargılat umurumda değil benim tek bildiğim var oda islama saldırıldığında eğer karşılığında birilerine haddi bildirilecekse canımı seve seve veririm ben bütün meseleyi kafamda bitirdim
sen beni savcıyla korkutacağınımı sandın varsayalımki savcıyta gittin ve beni şikayet ettin bana savcı 10 yıl hapis verdi veya daha az veya fazla veya tazminat ödemeye mahkum oldum bu benim umurumdamı sanıyorsun
ben gerçekci değişimler yapabilmek için canının seve seve verecek yeri geldimi İslam davası için düşmanda can alacak biriyim bunlar benim umurumdamı sanıyorsun
benim tek hesap vereceğim yer vardır oda KURANIN rabbi olan ALLAH VE ONUN PEYGAMBERİDİR başka kimseye hesap vermem
İLİM HER ÖNÜNE GELENİN DEMOKRATİK HAKKI OLAN YAZI YAZMASI İMİŞ
ilimin ne olduguna gelince ilimin her önüne gelenin yazıdıgının yayınlanması olarak değerlendiriyor kimin ne için yazdıgı önemli değil sadece yazması ve demokratik hakları gözetmesi yetermiş ilim için ilim bu olsaydı KURANDA fravunun görüşlerine de bir kendincez haklılık oldugunu ALLAH derdi ama yok öyle bir şey
BENİM SAFIM BELLİ SENİNKİDE BELLİ ALİ AKSOY
bu arada ali Aksoy sakın bana kardeşim deme ciddi ol biz farklı iki safı temsil eden karşıt görüşlü kişileriz bana kardeşim dediğinde midenden ürettigin gazı tahmin etmem kolay olmasa gerek biz düşmanız cünkü sen ehli sünnet ve cemaat akaidini yıkmak isteyenlerin safında olan bir bidatcısın bense safı belli olan ve KURAN VE SÜNNETİN tek yol ve tek hakikat olduguna inanan biriyim
HURİYE KARDEŞİMİZE KARŞILIKLI İCABIMDIR
Tek tek dediklerini ve bunları derken neleri kast ettiğini açıklayacağız şuda bir gerçek KURANDA ALLAH NE BUYURUYOR :biz bir kişiye hidayet verdikmi onu kimse sapıttıramaz biz bir kişiyi delalete sürükledikmi onuıda hidayete kimse getiremez deniliyor
evet bunlar zahiri dairenin sefilleri olarak isterseler binlerce site açsınlar isterseler you tubeyi googleden satın alıp oraya sapık akıl hocalarının videolarını koysunlar yinede ALLAHIN hidayet verdiği kişileri sapıttıramıyacaklarına dair kuranda garanti var ançak bunlar kendileri gibi kalbinde nifak ve hastalık olanları sapıttırırlar onlarında bunlardan farkı yok
zaten ortaya attığın önerme güzel ve gidilecek yolun bir profili idi ben o profili zaten dün gece çizdim ama yinede dediğin için sağ olasın selametle kal kardeşim
55 İNCİ YORUMA BİNAEN
Ali Aksoy denen kişinin haleti ruhuyesinin (ruh halinin) resmini görmek isteyenlere ben tasvirini yapayım bu kişi bana çok bilmiş çok alim diyor tabi demekteki maksatı beni alaya almak veya kötülemek değil sadece benim ona dediklerimin binde biri olmayan tepkisini meydana çıkarıyor
ama bundan sonrası tezatla eşdeğer diyorki meselelere körü körüne yaklaşmayınız tamam dediğin gibi olsun hep aynı taktikleri ve safsataları ortaya atıyor hepside bayatlamış köşe yazarlarının kullandığı kilişelerdir
ben o verdiği üç linki (55inci yorumdaki) de tıklıyorum ve karşıma sayın Süleyman ateş denen vatan gazetesinde yazı yazan yazar çıkyor ve yazıyı okuyurom ve PEYGAMBER EFENDİMİZLE İLGİLİ bir kişini sorusuna sayın Süleyman ateş bazı cevaplar veriyor ve ÖZETLE DİYORKİ . peygamber kendi nefsinden konuşmaz haram olanları bildirmeside vahiyledir ve kuranın merkez alınması gerektiğini vurguluyor diğer yazıdada PEYGAMBER EFENDİMİZİN zamanındaki devlet yönetimini ve günümze uyarmlanmasını ele alıyor ve diğer yazısındada bir sünnetin uydurma oldugunu belirtiyor sayın Süleyman ateş
ASHABI KİRAMI GÖREN İMAMI AZAMA MI İNANANLIM SÜLEYMAN ATEŞEMİ YOKSA KİME….
eee ali Aksoy çok cahilsin ve çok pasifizesin Süleyman ateşin dedikleri içtihad makamında sözler değildir ve kimseyi bağlamaz Süleyman ateşin aksini idda edenlerde çıkabilir
bunlar onların fikirleridir akıllarıyla vardığı tesbitlerdir bunlar ümmeti muhammedin genelini bağlamazki
VATAN GAZETESİNİN LİSEDEKİ NAMAZ OLAYINA YAKLAŞIMI HERKEZCE MALUMDUR
kaldıki Süleyman ateşin yazarlık yaptıgı gazete hakkındada bazı şeyleri Müslüman kardeşlerim biliyorlar dır eğer örnek vereceksen İslam alimlerinin çoğunlugunun görüşünü mutlak delil olarak vermelisin bunlar ümmeti bağlar kişilerin kendi islamı bilgileri ile buldukları tezler onları bağlar
nasılki imamı azamın içtihadına mualif olanlar varsa imamı şafiye mualif olanlarda var bunu yapmak suç değil ama suç olan ne biliyormusun senin din düşmanı akıl hocalarının yaptığıdır eğer imamı azam imamı şafi ve diğer selef imamları bir konuda bir olayda fikir birliği etmiş ve ittifaka varmışlarsa onu inkar etmek sapıklıktır bidattır ve böyle kişiler islamı içten yok etmek isteyen şarlatanlardır örnek olarak seni verebiliriz
vatan gazetesine gelince o gazetenin lisede namaz kılan gençlerle ilgili yazdığı yazıları pekala bu millet biliyor arşivlerde var inanmayan baksın manşet aynen şöyle:istanbulda şeriat okulu ve diğer gün sürmanşette laik sistemde okulda mescit
İMAMI AZAMMI HAKLI VAKİTTE YAZAN SÜLEYMAN ATEŞMİ ?
ey iman eden kardeşlerim ben sizlere sorarım böyle manşetler atan bir gazetede yazan bir adamamı ınanırsınız yoksa onu referans gösteren ali aksoyamı inanırsınız yoksa PEYGAMBERİMİZİN HADİSTE ÖVDÜĞÜ VE GELECEĞİNİ MÜJDELEDİĞİ imamı azam Numan bin sabit hazretlerinemi inanırsınız?
bu arada şunuda belirtiyim vatan gazetesi malum hortumlanan ege bankın sahibisinin gazetesidir ve darbe çığırtkanlığı yapan bir gazetedir ve mütedeyyin kesime açık açık saldırmayı kendine görev bilmiş kişilerin gazetesidir yani bir nevi ali Aksoy gibilerinin toplatıldığı bir fıtne ocağıdır
SANA YOLLUYACAĞIM BELGELERİ ANA SAYFADA SÜERESİZ OLARAK YAYINLAMASSAN YALANCISIN SAHTEKARSIN
Ben bu ali aksoya acıyorum demek içimden geçti ama acımadığım için açıyorum demiyecem ama acınacak halde bir kişidir gelmiş diyorki kaynak yok yani dediklerimz yalan mesabesindeyimiş ona göre sende biliyorsun ali Aksoy o malum adamın hangi kesime mensup marjinal bidaatcı bir yaratık oldugunu ama senin görüşlerini ve ideolojini destekleyen yazıları kaleme aldığı için adama yapılan isnadları yalanlıyorsun
kaynak istiyorsan kaynaklarda sana sunulur sen yeterki sitende bu adamın ne mal olduguna dair benim sana yollayacağım kaynakları yazı olarak yaınlayacağına söz ver ben sana en sağlam kaynakları yollamazsam nağmerdim sende yayınlamazsan sende namertsin tamamı ali Aksoy bidatcısı (bu adamdan aksıt salavat getirmeyi inkar eden fasık İsmail hakkı)
HAKARET YOK DEDİKLERİME CEVAP VER BAKAYIM
Bak son sabrımın zerrelerini zorluyarak ağzımdan kişilik haklarına aykırı laf çıkmıyor dediklerime ve ilk baştaki analizlerime(48inci yoruma) cevap ver verebileceksen neden veremiyorsun tek tek senin sapık inancına karşı olan anti tezlerimi çürüt bakayım
ANKETE NE DERSİN ? HALKIN GÖRÜŞÜNÜ ALALIM BİDATCI AKSOY
istersen sitene bir anket bölümü açalım benim sana vereceğim kodları yan menü widgets kutusnua yapıştır her gelene soralım kim haklı kim haksız kimin dedikleri doğru kimin dedikleri dinsizlik tamamı erkeksen bunuda kabul et ama süresiz olarak yayınlayacaksın anketi yan menüde
(WORDPRESS kullanıcısı olamayan arkadaşlarım bunu kendisi çok iyi anlamıştır sizin kafanız karışmasın)
AKLIN YOLUNU TÜRBAN KARŞITI GAZETEDE YAZAN SÜLEYMAN ATEŞİN DEDİKLERİNDE ARAMALIYIMIŞIZ
Bana aklın yolunu demin az çok bahsettiğim Süleyman ateşin yazılarında aramamı tavsiye ediyor demek aklın yolunu sadece Müslüman düşmanı vatan gazetesinde yazan Süleyman ateş veriyor kardeşlerim sizde görüyorsunuz değimli ali aksoyun kafirlerin değirmenine su taşıdığını HAİDİSİ inkar et ondan sonra bir beşerin aklını rehber olarak model al
ALİ AKSOYUN REFERANSLARI
Dikkat ederseniz kardeşlerim bu ali aksoyun sitesine aldığı yazıların genel muhtevasından tutunda yazıların yazarlarına kadar ve katogorilerine kadar hepsi malum bidatcı kesme hizmet eden kişilerin oluşumlarıdır
ve sorarım ali Aksoy denen kişiye neden bir kerede olsun imamı azamdan imam gazaliden imamı cüneydel bağdadiden imamı tirmiziden alıntı yapmıyor ve o kopyala yapıştır metoduyla neden bir kere olsunda asrı sadete yakın yaşayan PEYGAMBER EFENDİMZ SAV .İ görenleri gören selef imamlarının tabinin görüşlerine yer vermiyor
nedenini diyimmi çok basit çünkü onları dinsiz gafil ve sapık olarak görüyor ve onları yok etme çabasında olan reformistlerin safında olmayı tercih ediyor buda şeytanan olan sadakatinin en önemli kanıtıdır
KISACA
Ali Aksoy denen kişi öyle bir ehli sünnet kılıcını karşısına aldıki o kılıç din düşmanı ehli sünnet düşmanı kişileri yok etmek için gece gündüz çalışır islama hizmet eder canıyla malıyla islama hizmet eder ve İslam için varlığını seferber eder
ali Aksoy hadi bakalım dediklerimi çürüt bunlar sadece ısınma aşamaları asıl iplerin kopacağı anlar gelecek islama hakaret etmenden dolayı islamın ehli sünnet olan fırkayı naciye olan mütedeyyin kemsine saldırmandan dolayı bir bir sana hesap soracağız
_0tvav
Sana cevap vericem de, yola çıkmam lazım. Merak etme ben ilimden ve gerçeklerden asla kaçmam. Eğer bana bilmediğim doğru bir şeyi öğretirsen buna minnettar kalırım. Fakat hala daha yazılarında hakarete devam ediyorsun. Bunu yapma, bildiklerini paylaş.
Neyse o bahsettiğin belgeler onları da paylaş. Ben de eğer ciddiyeti var ise herkesle paylaşayım. Hatta şöyle yapalım. Sen bana itimat etme, onları kendi sitende yayınla. Ben ciddi görürsem buraya kopyalayayım.
Nasıl ? Kaçmak, korkmak vs. yok… İlim cesaret işidir.
Sana bi şey söyleyeyim. Bilip bilmeden önyargılarla konuşuyorsun. Bir gün bu söylediklerin yüzünden benden özür dileyeceksin. Umarım bu sana dünya hayatında nasip olur. Eğer bunun tersi doğru ise umarım bu da bana dünya hayatında nasip olur.
Bir de ismin neyse onu yaz da öyle hitap edelim.
Haydi selametle…
Ali bey neden sinirlendiniz
))
otvav bey bu arada tekrar tekrar teşekkürler.
Allah razı olsun sizden..
ben daha önce de yazdım buraya ama sizin anlatımınız ve bilginiz çok daha yeterli. biz o ”bir kısım arkadaşlar” olarak sizin ne yapmaya çalıştığınızın farkındayız Ali Aksoy. ama gördüğünüz gibi pekde başarılı olamıyorsunuz. siz ancak kara cahilleri kandırabilirsiniz.
bir düzeltme:
İMAMI AZAMMI HAKLI VAKİTTE YAZAN SÜLEYMAN ATEŞMİ ?
buaradaki gazeteden kasıt başörtüsüne tahmülsüz gazete vatandır
vakit gazetesini çok sevdiğim ve rehber insanların gazetesi olduğu için hep aklımın en ön çekmecelerinde olan bir gazete olduğu için yanlışlıkla saygın basın kuruluşumuz vakitin adını hata ile yazdım yukardaki yorumda bir yerde yanlışlıkla geçmektedir
bu konuda tek taraflı olarak vakit gazetesinden özür diler bundan kendilerini münezzeh kılarım
ben büyük şeytanların küçük kardeşleri olan vatan gazetesini kastetmişitm vatan gazeteside malum hortumlanan banka patronunun gazetesidir ve en son cartel gazetesinin uydurduğu okulda mescit olayında islama yaklaşımını çok net ifade etmişir manşet ve sürmansetleriyle
ayrıyeten ali aksoy bana ismimle hitab edeceksen adım msutafadır
ayrıyeten biraz daha kibar olmaya dikkat edecem çünkü karşidaki bir
insandır esfele safilinde(aşaşğlar aşşağısında)hayat yaşasada saygı
gösterilmesi gerekir
selam ve dua ile…
_otvav
yunus emre Gündoğdu
Eğer sahih kaynaklı buhari ve tirmizide kıyamet alametlerine göre konuşmamı istiyorsan evet Mehdi gelecek.
Eğer şia alimlerine göre farklı mutezile inancına göre haber vermemi istiyorsan onlarda aynı kanaatte.
Eğer vehhabilere göre,Suudi Arabistana göre onları İbni teymiye ekolüne göre söylememi istiyorsan evet onlarda ittifak etmişler.
Mehdi hakkında eğer Caferi Zeydi İsmailiye ve diğer bütün islam ekollerine göre görüş bildirmemi istiyorsan Mehdi gelecek.
Eğer Kur’an’dan sonra bütün islam aleminin en sağlam ikinci kaynak olarak yazdığı Türk alim Buharalı Bühari Hz’lerinin ittifakına göre konuşmamı istiyorsan Mehdi gelecek.
Eğer tarikat mensubu evliyaların nakşi sazeli ifayı mevlevi halidiye gibi ekollere göre konuşmamı istiyorsan gelecek.
Fıkıha göre konuşmamı istiyorsan fıkıhta Mehdinin geleceğine inanmak farz değildir ama inkar edenlerde yukarıda olan kaynaklara yaklaşımı sergilemişlerdir.
sen inanmıyorsan inanmamanın kanıtlarını bildir bakalım.Sadece Sünni kaynakları değil Sünni olmayan Kaynaklarıda söyledim.sen gelmiyeceğine dair Kur’an’dan bana alamet getir veya geleceğini inkar etmene sebep olan delillerini at eğer birşeyleri ortaya atıyorsan onun K UR’AN ve sünetten ve cumhurun genel görüşünden sağlam delil getirmelisin.
Kur’an’da yazmayan bir şeyi ben size nasıl getiriyim. Asıl size benim sormam gerekir Kur’an’dan deliliniz var mı diye..
Ben sizin cahilliğinizi anladım.. Bu bana yeterli…
Selamün Aleyküm
Öncelikle Ali AKSOY sizin niyetiniz nedir? Sakın bana biz dinimizi yanlış anlıyoruz yanlış biliyoruz demeyin. Evet dinimizi tam anlamıyla bilmediğimiz kesindir. Eğer belli başlı bir yanlışı gördüyseniz gücünüz yetiyorsa onu düzeltiniz buradaki güç sizin bilginizdir bilgiden maalesef yoksun ve yine maalesef diliniz iyi laf yapıyor insanların kafalarını karıştırmayı iyi beceriyorsunuz.
Bu yazacaklarımda din kardeşlerim içindir eğer dinimiz ile ilgili bir yargıda bir hükümde ikileme düşüyorsanız TASAVVUF’a bakınız TASAVVUF alimleri neleri söylemiş neleri ne şekilde açıklamış onlara bakınız bu ve bu gibi ard niyetlilerin söylediklerine değil! saygılarımla..
Buda Ali AKSOY’a
“Sana biat edenler ancak Allah’a biat etmiş olurlar. Allah’ın eli (kudreti) onların elleri üstündedir. Onun için kim cayarsa yalnızca kendi aleyhine caymış olur. Kim de Allah’a verdiği sözü yerine getirirse O da ona yarın büyük bir mükâfat verecektir.” (Fetih suresi Ayet : 10)
ALLAH’u Teala’nın “sana biat eden ancak ALLAH’a biat etmiştir” dediği O kutsal can Habibullah (ALLAH’n sevgilisi)’a getirilen salavatların yanlış olduğunu düşünüyor ve bunu savunuyorsunuz. Unutmayın ki tarih tekerrür eder!.
Bugünden önce olduğu gibi bugün de ve bugünden sonra da ALLAH’a O’nun dinine ve Peygamberine karşı başlatılan hiçbir savaş başarıya ulaşmamıştır ulaşamayacaktır.! Sadece bir karalama kafa karıştırma durumundan ileri gidememiştir!. ALLAH’a savaş açanların akibetlerinin ne olduğuna bakmak için KUR’AN-ı KERİM’e bakınız! ve Akıl sahibi iseniz bu uğraşınızdan vazgeçiniz! Unutmayın bizler dinimiz için yaşar dinimiz için ölür öldürürüz!
“Sana biat edenler ancak Allah’a biat etmiş olurlar. Allah’ın eli (kudreti) onların elleri üstündedir. Onun için kim cayarsa yalnızca kendi aleyhine caymış olur. Kim de Allah’a verdiği sözü yerine getirirse O da ona yarın büyük bir mükâfat verecektir.”
Yunus Emre Gündoğdu kardeşim..miraca inanmayan biri olarak dolayısıyla namaz kılmayan birisin….inanışın nedir…?KURAN’DAN DA ÖRNEK VERDİĞİNE GÖRE namaz kılmayan bir müslümansın(nasıl oluyorsa!!) ..başta belirtin lütfen inanışınızı;birşeyler öğrenmek isteyen iyi niyetli insanların kafasını karıştırmayın lütfen…mesuliyet altına girdiğinizin farkında olun…
”inanışınızı belirtin” biraz garip kaçtı…bu fikirlere sahip biri olarak DEĞİŞİK BİR İNANCINIZ var demektir;onu belirtin lütfen..
sayın Aksoy
ilk başta şunu belirtmek isterim..kurandakidin.com adlı siteyi benimsiyorsanız,(veya referans gösteriyorsanız) baştan yorumlarınız başında ”ben hiçbir hadis-i şerife inanmıyorum ;kendimi kuran ehli’nden görüyorum ve sayıyorum..” diye bir yorum ekleseniz daha iyi olur..görüş tabanınız biraz daha netleşirse , tartışamaların seyri de aynı oranla netleşir diye düşünüyorum…
bizzat sizden duymak istediğim bazı hususlar var: —–yazınızdan ve yorumlarınızdan alıntılarla—-
.
ALINTI 1:……..onlara göre Allah kendi yaptığını, meleklere yaptırdığını biz mü’minlere de yaptırtmak istiyor ve bunu kesin ve vurgulu olarak emrediyor.(!)
SORU 1: e canım ne var şimdi bunda.meleklerin günahsız varlıklar oluşu ve Allah’ın bizi örneğin günahtan uzak tutmak istemesi olağandışı mı? bizler Allah’ın emri olan orucu tutarken yemek yemeyip,su içmeyip,cinsellikten uzak durup Allah’ın meleklerine yaptırdığı şeyleri (melekut alemi yaşayışı özellikleridir bunlar,insan-ı kamil yolunda büyük adımlardır aynı zamanda) yapmış olmuyor muyuz?
ALINTI 2:Peygamber bu gün aramızda olmadığına göre bu görevi destek ve güvenlik sağlamayı toplumda peygamberlik misyonunu (Rasülüllah`ın Medinedeki konumunu; Kur`an`ın tebliği ve tebyinini, ,müslümanların devlet başkanlığı görevini) sürdüren kişi ve kurumlara yapmalıyız. Ama padişahım çok yaşa! diyerek değil.
SORU 2:ne demek istediğinizi anlayabiliyorum ama konunun iyice amacından saptığını düşünyorum…yani bizlere SALAVATın dini koruyan ve devam ettiren kişileri korumak mı olduğunu söylüyorsunuz? ayrıca su götürmez bir gerçek vardır:DİN BİR KURUM veya İDEOLOJİ DEĞİLDİR…DİN TA GERÇEĞİN KENDİSİDİR…toplumda peygamberlik misyonunu sürdüren kişi ve kurumlar…kimdir bu kişiler,tanımak istiyorum…mevzuubahis PEYGAMBER…kim bu yüce şahıslar,o mesuliyet altına girebilecek yetenekli ve imanlı kişiler?
ALINTI 3:Eğer bu güne kadar çekilen salavatların birilerine bir hayrı olsa idi her halde müslümanlar günümüzde bu denli acınası bir halde olmazdı.
Nasıl olsa Mehdi, Hz. İsa gelecek, biz salavat edelim, tesbihleri elimize alalım zikir yapalım, mehdi gelip kurtaracak mantığı işte müslümanları böylesi tembelliğe ve zayıflığa itmiştir.
SORU 3:”Mehdi, Hz. İsa gelecek, biz salavat edelim, tesbihleri elimize alalım zikir yapalım, mehdi gelip kurtaracak” …sayın Aksoy siz gerçekten böyle düşünen bir müslüman gördünüz mü yoksa ŞAKA MI YAPIYORSUNUZ….???
1-zikir çekmek tembel işi değildir…bunu kesinlikle unutmayın…niye??hiçbir insan işini gücünü bırakıp binlerce kelimeyi tekrar edip durmaz..TEMBEL İNSAN BUNU YAPAMAZ…bir gün yapar iki gün yapar bırakır…yılar…
2-müslümanların acınası durumundan bahsetmişsiniz…salavat getirmenin SALT DÜNYA HAYATINA YARDIMCI bi çalışma olduğunu mu sanıyosunuz?…..neyin hayırlı olup olmadığını bilecek kadar perdelerinizden kurtulmuş gördüm sizi…müslümanların acınası durumunun bana hayır OLMADIĞINI ispatlayabilirmisiniz lütfen? …..tabii eğer sadece dünya gözlüğüyle bakmak istiyorsanız şunu sorarım:Avrupa devletleri 16. yüzyıldan önce acınacak halde değil miydi?…şimdi durumları süper öyle değil mi?….ne malum ileride islamın yükselmiyeceği?…doğu-batı dengesi medeniyetler var olduğundan beridir vardır,bunu da unutmayın (maddi değerler bakımından)
SORU 4:kurandakidin.com adlı siteyi referans alan biri olarak,hadis-i şeriflerin değiştirilmiş, yalan yanlış şekle sokulmuş veya biri tarafından uydurulmuş olduğu fikrine onaylayıcı gözle bakan biri olarak sorarım size…..namazınızı nasıl kılıyorsunuz? salt Kuran ı benimsemiş birinin namazını merak ediyorum….başta sübhanekeyi ,rükuda Semiallâhu limen Hamideh kelamını,secdede Sübhâne Rabbiyel âlâ kelamını,oturunca HADİ DİYELİM MİRACA İNANIYORSUNUZ tahiyyatı okursunuz,salli barik (zaten salavat özelliği de taşıyo) salavatlarını okumamanız gerektiğini biliyorsunuz herhalde…çünkü hepsi başkaları tarafından taşınarak geldi günümüze…mesela peygamberimizin başta sübhaneke duasını okuduğunu hz.ayşe validemiz iletmiştir….nasıl namaz kıldığınızı merak ediyorum???
saygılar..
İNSANLARA ŞÜKRETMEYEN HAK’KA ŞÜKRETMİŞ OLMAZ”
İşte bu açıklama, tasavvufun en derinliklerine ait bir gerçeği bizim basiretimiz önüne sermekte; şâyet biraz olsun kalp gözümüzü örten perdelerden kurtulmuş isek!..
“ALLAH MUHSİNLERE İHSÂN EDİCİDİR”
Âyetinin inceliğine vâkıf olursak, anlarız ki, herhangi bir ihsân ediciden o şeyi bize ihsân eden Allah’tır!..Ve bize o şeyi ihsân Allah’a şükür de; ancak, ihsân ettiği mahalle şükretmekle mümkündür!..Aksi halde biz, gerçek verene değil; hayâlimizde yarattığımız TANRI’ya şükretmiş oluruz!..
Allah, mutlak gerçeği bize göstermek ve idrâk ettirmek için Rasûlullâh Salla’llâhu Aleyhi ve Sellem ile bize ihsanda bulunduğuna göre; Rasûl-u Ekrem’e şükür Allah’a şükür olacaktır!..
Bu kitap, bu işin derinliklerini göstermek için yazılmadığından; görevi sadece gerçek ve tek kapı olan DUA ve ZİKİR kapısını tanıtmak olduğundan; biz dönelim mevzûumuza…
İşte bu yüzdendir ki, biz, Rasûlullâh Aleyhi’s-Selâm’a şükürle emrolunduk Kur’ân-I Kerîm Âyeti ile; yâni Rabbimiz olan âlemlerin Rabbı Allah emri ile..Ve işte, Rasûlullâh dahi, bu emir dolayısıyla, şükredilenin kim olduğunun bilgisiyle, kendisine çokça salâvat getirilmesi yolundaki aşağıda nakledeceğimiz konuşmaları yaptı çeşitli zamanlarda;
* * *
“Burnu yere sürtülsün o kişinin ki,yanında benim ismim anılır da, üzerime salât etmez!..”
* * *
“Her cimriden daha cimri olan adam yanında anıldığım zaman, bana salat etmeyendir…
* * *
“Her DUA semâya yükselmekte güçsüzdür; bana salat edince gücüne kavuşur, yükselir (icabet makamına)”
* * *
“Kim bana bir kere salât ederse, Allah ona on kere salât eder; onun on günahını siler; onu on derece yükseltir…”
* * *
“İnsanlardan bana en yakın olanı bana ençok salât getirendir…”
* * *
“Kim bana salât getirmeyi unutursa ona cennetin yolu unutturulur.”
* * *
“Kim kabrimin yanında bana salât ederse,ben onun sesini işitirim. Kim uzaktayken benim üzerime salât getirirse,o bana ulaştırılır…”
* * *
“DUA eden kimse, Nebilere ve Rasûllere salat etmedikçe,duâsı perdelidir.”
* * *
“Allahın yeryüzünde seyâhat eden melekleri vardır ki,onlar bana ümmetimden selâm tebliğ ederler…”
* * *
“Bana salât edenlere Cenâb-ı Hak sırat üzerinde bir nur halk eder…Ehli nûr ise ehli nârdan olmaz!..”
* * *
“Hangi topluluk bir yerde oturur da, Allah’ı zikretmeden, bana salât getirmeden oradan kalkıp giderlerse, üstlerine Allah’tan hasret siner!..”
* * *
“Her biriniz Allah’tan bir dilekte bulunmak istediği zaman, evvelâ O’na şanına yakışır şekilde hamd etsin, sonra Rasûlüne salât etsin, ondan sonra duâsını yapsın. Bu amacına ulaşmak için daha elverişlidir…”
* * *
“Cuma günleri benim üzerime salâtınızı çoğaltın… Zirâ, sizin salâtınız bana o gün arz olunur.”
* * *
“Her kim Cennet’te bana yakın olmak istiyorsa, o nisbette bana salât etsin!..”
* * *
“Cebrâil’le buluştum… Bana şöyle dedi: Sana müjdelerim ki, Allah; kim sana salât ederse, ben ona salât ederim; kim sana selâm verirse ben ona selâm ederim; buyurdu…”
* * *
“Sahabeden bir zât, Rasûlullâh Salla’llâhu Aleyhi ve Sellem ile şöyle konuştu:
Yâ Rasûlallâh, ben senin üzerine çokça salâvat getiriyorum… Buna zamanımın ne kadarını ayırayım?..
Dilediğin kadarını!..
Dörtte biri nasıl?..
Dilediğin kadarını yap…Artırırsan senin için daha hayırlıdır!..
Üçte biri nasıl?..
Dilediğin kadar yap…Artırrırsan senin için daha hayırlı olur!..
Yarısını ayırsam zamanımın?..
Dilediğin kadar yap…Artırırsan senin için daha hayırlı olur…
Ya zamanımın hepsini ayırırsam salâvata?..
Bu takdirde yeter, günâhların bağışlanır!..”
* * *
Salâvat okumanın ne kadar değerli olduğu hakkında, bu naklettiğimiz Hadîs-i Şerîfler umarım bir fikir vermiştir!.. Konunun önemi hakkında biraz düşünelim isterseniz…
Artık herkes, kendi anlayışına göre elbette bu husûsu değerlendirecektir…
AHMET HULUSİ
evet ali aksoy dünyadaki tüm müslümanlar yanlış biliyor bi tek doğrusunu sen biliyorsun bence en kısa zamanda bu siteyi kapat hiç iyi bir muhalefetçi değilsin aynı deniz baykal gibi ne dediğini bile bilmiyorsun bütün bu bildiklerin nerden öğrendin gökten vahiy mi idi sana yoksa eminim yakında sende kendini mesih olarak tanıtmayada başlayacaksın çok yazık
Çok esirgeyici, çok bağışlayıcı Allah’ın adıyla,
O, öyle bir Allah’tır ki kendisinden başka asla hiç bir ilah yoktur. O’nu ne bir uyku tutabilir, ne de bir uyuklama… Bütün noksan sıfatlardan beridir. Tam bir galibiyetle galip, tam bir hakimiyetle hakimdir. Eninde de sonunda da hamd ve hüküm O’na mahsustur. Asla unutkan değildir. Zatı, ölümsüzdür, çok yüce, çok büyüktür. Zatına hiç bir batıl erişip yanaşamaz. Kulları O’nun ilminden ancak O’nun dilediği kadarını kavrayabilir. En güzel sıfatlar, en güzel isimler O’nundur. Yerde ne var, gökte ne varsa kendisinin olan Allah’ın şanı ne kadar yücedir. Celalet ve ikram sahibi Rabbimizden bize merhametle muamele etmesini, bizi bağışlamasını dileriz. Çünkü bütün işler ancak O’na döndürülür.
Peygamberlerin sonuncusu ve kendisini kendinden öncekilerden hiç bir veçhile ayırmadığımız, Muhammed Mustafa efendimize de selam olsun. Allah O’nu en güzel hediyeler ve en güzel makamlarla ödüllendirsin. Pek cahil, pek nankör bizlere de O’nun tebliğinden ibret alıp, tebliğ ettiği ile amel etmemizi bizlere nasip etsin.
Şimdi; “Allah’a ve Resulüne itaat edip / Allah’a ve ahiret gününe iman edip de Rabbim Allah’tır diyenden daha güzel sözlü kimdir ?”
Bir kısmınız beni bidatçi, fasık, sapık, aşağıların en aşağısı vs… hakaretlerle tahkir ederken hiç utanmaz mısınız ? Sizin elinizde bir iman ölçer alet var da oradan mı bakıp biliyorsunuz ? Yahut Allah bu hususta sizinle bir ortaklık mı peydah etti ? Yoksa siz bu yetkiyi / gayp bilgisini O’ndan cebren alanlar mısınız ? Siz kimsiniz ?
Hiç birimizin akıbeti garantili değildir. O gün, Allah’ın dilediği müstesna – hiç kimseden hiç bir şefaat kabul edilmez. Siz beni tahkir ederken bir gün bana söylediklerinizin aynısının size de söylenebileceğini ve fakat bunu gidermek için çok geç olabileceğini hiç düşünmez misiniz ?
Bakın Allah ne diyor:
“Ey İman edenler ! Siz ilkin kendilerinizi düzeltmeye bakın. Kendiniz doğru yolu bulunca sapanlar size zarar veremez”
Bundan sonra ne bana ne başkasına onun şahsını misal getirerek ” bu kafirdir / şudur budur” demeyin. Bunun vebali büyüktür. Bilmediğiniz ve mümkün değil bilemeyeceğiniz böylesi gaybi ve kul hakkı doğurabilecek konularda konuşmamayı tercih edin.
Beni, yazdıklarımı, yaptığım alıntıları kıyasıya eleştirin. Neresinde ne yanlış varsa bulup çıkarın. Allah böyle yapanların ve yanlışa engel olanların hepsinden razı olsun.
Bununla birlikte bu yazıda muhatap aldığım herkes benim kardeşimdir. Ben bu önyargı ile yaklaşmak zorundayım. Çünkü, “Müminler ancak kardeştir.”
BİRİNCİ MESELE; Bütün sorularınıza burada cevap veremeyebilirim. Çünkü bu benim yegane işim değil. Bir mesleğim var ve çalışmak zorundayım. Fakat şunu da daima pek çok yorumumda dile getirmişimdir ki, forum tarzında karşılıklı tartışmak için blog siteleri uygun değildir. Bu iş için en uygun yer http://www.hanifdostlar.com sitesidir. Burada bana sorabileceğiniz her soruyu sorabilirsiniz. Burada işlenmeyen pek çok uç fikirler- ki bazılarına ben de karşı çıkmaktayım- dahi bu sitede tartışılmaktadır. Ben de vakit buldukça bu tartışmalara katılmaktayım. Cevap veremediğim hususlar için bu foruma müracaat edebilirsiniz.
İKİNCİ MESELE; Tartışma yaptığımız bu konu özel bir konu olmasına karşın, itham ve sorular genel kapsamlı olduğu için bu yönlerde cevap vereceğim. Konunun dağılmasına sebebiyet verdiğim için okuyuculardan özür dilerim. Bunun gibi yazı yazacak arkadaşların da mevzuları her ne ise, buna ilişkin başlıklar altında yazı yazmaları diğer okuyucular için de uygun olacaktır.
ÜÇÜNCÜ MESELE; Hanif İslam düşüncesi ve bu düşünceye neden ve nasıl sahip olduğum meselesidir.
Kardeşlerim,
Sizlerin alıntılar yaptığınız, isimlerini saydığınız pek çok alimin eserlerini en az sizler kadar okumuş bir kişiyim. Okuduklarıma da aynı sizler gibi inanmışım. İnsanlar dine ilişkin şeyleri daha dikkatli okurlar. Misal olarak, bu başlık altında “Ümran Aşkın” kardeşimizle evvelki yazılarda restleşmiş olmamıza karşın, gitmeyip ilgisini devam ettirmesi bundandır ve pek yerinde bir harekettir.
Hanif İslam düşüncesi ile tanışmam çok uzun bir geçmişe dayanmıyor. Ancak inanıp inanmamanız tamamen size ait olmak üzere, ” Allah’ım bana Kuran hakkında konuşabileceğim arkadaşlar ver” diye dua ettikten bir ay sonra onlarla / onların siteleri ile karşılaşmamı bir tesadüf olarak değerlendiremiyorum.
Kuran mealini çokça okuyan ve Hasan Basri Çantay mealinden çokça dinleyen bir kimse olarak, Kuran’ın beni daima sorgulamaya ittiğini de inkar edemem. Yeri gelmişken, bu meselelerde bana kafa tutan, din dersi veren, ahkam kesen, hakaret eden pek çok kimsenin ömründe bir defa dahi olsun Kuran meali ile ilgilenmemiş olduğunun da bir tesadüf olmadığını söylemeden geçemem.
Kuran’ın insanı sorgulamaya iten yönü şurasıdır. Kuran, sınırları belli ve yasakları pek az bir kitaptır. Kendi deyimi ile, “kolaylaştıran” , “kolaylık dileyen” bir kitaptır. Ayetlerinin kesin ve değişmez olduğunu bildirir. Korunmuş olduğunu ve bundan sonra da korunacağını taahhüt eder. O’nda [Kuran'da] hiç bir çelişki yoktur. Allah’ın sözü DOĞRULUK VE ADALET bakımından TAM KEMALİNDEDİR. Allah UNUTKAN DEĞİLDİR. Bunları saymamın sebebi elimizde kesinliği su götürmez bir kaynağa sahip olduğumuzu hatırlatmaktır. Bunun da ötesinde Kuran’a göre biz bu kitaptan / Kuran’dan sorguya çekileceğiz.
Hanif İslam düşüncesi, İslam dininin kurallarının kaynağı ile ilgilenir. Geleneksel olarak biz şu bilgi ile yetiştik. İslam dininin kural kaynağı dört adettir. Sırasıyla bunlar, Kuran , Sünnet, İcma , Kıyas… Hanif düşünce, ilk kaynaktan sonrakilerin güvenilirliği üzerinde durmaktadır. Zira, Kuran ve Sünnet dışında kalan diğer iki kaynak “beşer” e ait olduğu zaten inkar edilmeyen iki kaynaktır. Yani neresinden bakarsanız bakın beşeridir. Beşerin görüşü de “din” olamayacağına, dinde olmayan bir şeyi getiremeyeceğine göre bunların din kaynağı olarak görülmesi mümkün değildir. Allah Kuran’da defalarca hükümde de ortağının olmadığını söylediğine göre, kendisi apaçık bildirmemişken İmam bilmem kimin tespitine göre cezalandırma yahut af getirecek değildir. Keza, hiç bir kul Allah’ın hakkında açıkça bir bürhan / işaret getirmediği bir başka kulun aklına tabi olmak zorunda değildir. Böyle bir hüküm yoktur. Alimlerimizin içtihadı / görüşü ancak bilgilendirici, açıklayıcı, öğretici vs. olabilir. Ya değilse ilk defa olarak bir şeyi helal yahut haram kılamaz. Kılıyorsa artık ürettiği şey onun özel dini olmuştur. O’na tabi olanlar da bu özel dinin mensubu olurlar. Beşer hükmünün dinimizi ne hale getirdiğini görmek için lütfen burada okumayı kesin ve bu linkin sonundaki 100 maddelik örnek tabloyu dikkatlice bir inceleyin. İçinizde ben bu tabloda anlatılan dini yaşıyorum veya yaşayabilirim diyenleriniz varsa yazının bundan sonrasını okumasına, bize karşı bir soru sormasına da gerek yok, onun dini ona mübarek olsun.
Hanif düşünce, sünneti de incelemiş ve neden dinin kaynağı olamayacağını çok çeşitli ve ibret verici deliller, misallerle ortaya koymuştur. İnsanların, sünnet meselesinde bir söz söylendiğinde yaklaşımları önyargı altında oluşmakta ve hanif düşünceye sahip insanları peygamber tanımaz kişiler olarak görmektedirler. Bunun akabinde de Kuran’dan bize Peygamber’e itaat edilmesi gerektiği hususundaki ayetleri delil getirmektedirler. Halbu ki, ben müslümanım diyen birisinin Peygamberi yahut O’nun sözünü tanımıyorum demesi mümkün olabilir mi ? Hiç bir müslüman, müslüman kalmaya devam ederek bunu söyleyemez. Zira, bu husus Kuran’da sabit olarak belirtilmiştir. Peygambere itaat / söylediklerine iman etmek zaruridir.
Haniflerin, sünnet meselesine yaklaşımları aşağıdaki esaslar çerçevesinde oluşmaktadır.
Birincisi; hadislerin korunduğuna dair hiç bir şeri delil yoktur. Hadis yazımı hicretten sonra 2. yüzyılda yani yaklaşık 200 sene sonra yaygınlaşmış ve hadis ilmi bu devrede ortaya çıkmıştır. Bu zaman kadar sistematik olarak hadisleri inceleyip eleyen bir disiplin gelişmemiş, ortaya konmamıştır. Dolayısı ile hadis ilmi kural va kaideleri ile ortaya çıkıncaya kadar, hadis olarak adlandırılan sözler kulaktan kulağa iletilerek gelmiştir. Yazılı bir kaynağa sahip değildir. Kısmen yazılı bir kısım metinlerin var olduğu iddia edilmekte ise de, bu gün sahih hadis olarak adlandırılan hadislerin Peygamberin sağlığından bu yana yazılı olarak geldiği iddia edilmemektedir. Hadis ilmi esasında zorunluluktan ortaya çıkmıştır. Çünkü hadis alimlerinin kendi beyanlarına göre bu ilmin ortaya çıktığı dönemde uydurma hadisler öylesine çoğalmıştı ki, halk içinde ciddi sıkıntılar başgöstermişti. Bir çok hadis alimi, hadislerinin kıymetini anlatmak için ne kadar söz içerisinden sahih hadisleri seçtiklerini anlatırlar.
“Bazı hadis bilginlerinin iddiasına göre 2 milyon hadis vardır. En doğru hadis kitabı olarak gösterilen Buhari’nin kitabındaki hadisleri 600 bin hadis arasından, Müslim’in ise 300 bin hadis arasından seçtikleri söylenir. Ebu Davut kitabındaki hadisleri 500 bin hadisten, mezhep kurucusu olan Malik Muvatta’sını 100 bin hadisten, İbni Hanbel ise Müsned’ini 750 bin hadisten seçtiği söylenir. Peygamberimiz’in aşağı yukarı 23 yıl Peygamberlik yaptığını düşünürsek: 23×365=8395 gün Peygamberlik yapmış olur. Toplam 2 milyon hadis olduğu söylendiğinde Peygamberimiz’in Peygamberlik yaptığı her gün başına 200′den fazla hadis düşer. Herhangi bir kişiye bir yıl önce en çok beraber vakit geçirdiği kişinin; babasının, çocuğunun, karısının veya kocasının hadislerini (sözlerini) ve yaptıklarını yazmasını söyleyelim. Aradan bir yıl geçmesine rağmen yazılan adetleri gördüğümüzde, Peygamberimiz’in vefatından iki yüz yıl sonra, gün başına iki yüz adet rivayet edilen sözlerin toplam sayısından bile bunların içinde ne kadar çok yalan olduğunu anlayabiliriz.”
Bu paragrafta anlatılan tema şudur: Bir alim diyor ki, ben sahihlerimi 600.000 hadisten seçtim. Kaç tane seçtin ? Diyor ki, 6.000 tane. Bunu da övgü ile anlatıyor.
Kardeşlerim bu şu demektir. 600.000 – 6.000 = 594.000 hadis / söz tamamen uydurmadır. Yani, bu alimin yaşadığı dönemde piyasada “Peygamber söyledi yahut Peygamber böyle yaptı” diye dolaşan lafların 594.000 / 600.000 = % 99 u uydurmadır.
Daha da vahimi şu; uydurma da, “neye göre uydurma ?” Yani hadislerin sahih olanları seçilirken, %99 u uydurma olduğu kabul ve ikrar edilen söz yığını içerisinden hangi kıstasa göre seçtiniz ? Bu seçiminizde “beşer” payı nedir ? Siz çok iyi bilirsiniz ki, kimisi sahih hadisleri seçişini her hadis için yattığı istihare uykularına dayandırmıştır. Bu mudur delil ?
Hanifler, bir kısım hadis uydurucularını tespit ve deşifre etmiştir. Bu sitede ve kaynak sitelerde bunların kimler olduğunu okuyup öğrenebilirsiniz.
Hadis adı altında ümmeti Muhammed’e yutturulmaya çalışılan ve en sahih hadisleri içerdiği kabul edilen kitaplarda, Kuran’a ters düşen, birbirleri ile çelişen, Peygamberimize ve eşlerine hakaret, aşağılama içeren, tabi / doğal hakikatlere açıkça aykırılık teşkil eden pek çok husus Haniflerce tespit ve deşifre edilmiştir. İnsanların %99′unun uydurma olduğunu kendilerinin kabul ve ikarar ettikleri söz yığınlarının içerisinden seçimlerinde yanılmış olabileceklerini kabul etmek neden insanlara zor geliyor ? Halbuki karşınızda, Allah’ın asla değiştirilemeyeceğini taahhüt ettiği Kuran var. Bu linki kullanarak, Kütübü Sitte olarak adlandırılan ve en sahih hadisleri içerdiği kabul edilen kitaptaki bir kısım hadislerin tahlilini okuyabilirsiniz.
İkincisi; Allah Kuran’da kendisi hakkında hükmünde ortak tanımadığını beyan etmektedir. Bunun anlamı şudur. Allah haricinde hiç kimse “din adına” onun izni ve bilgisi olmaksızın hüküm getiremez. Hüküm, ise helal -haram gibi kesinlik arzeden ve kişilere sorumluluk yükleyen şeylerdir. Acaba, Peygamber efendimizin din buyruğu getirme / kural koyma yetkisi varmı idi ? Bunu iddia edenler;
” Ey Peygamber ! Allah’ın sana helal kıldığını eşlerini memnun etmek isteyerek neden haramlaştırıyorsun?” 6 Tahrim Suresi 1
ayetini de izaha mecburdur.
Bunun gibi;
“Allah size kitabı detaylandırılmış bir halde indirmişken Allah’ın dışında bir hüküm koyucu mu arayayım.” 6 Enam Suresi 114
“Muhammed yalnızca bir elçidir.” 3 Ali İmran Suresi 144
“De ki: Ben sizi yalnızca vahiy ile uyarıp, korkutuyorum.” 21 Enbiya Suresi 45
“Ey elçi. Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer yapmayacak olursan elçiliğini tebliğ etmemiş olursun.” 5 Maide Suresi 67
“De ki: “Sizi ve kime ulaşırsa kendisiyle uyarmam için bana bu Kuran vahyedildi.”
6 Enam Suresi 19
“Onlar neredeyse sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi.” 7 İsra Suresi 73
“Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda bizimle karşılaşmayı ummayanlar derler k: “Bundan başka Kuran getir veya bunu değiştir.” De ki: ‘Benim onu kendiliğimden değiştirmem asla mümkün değildir. Ben yalnızca bana vahyedilene uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem büyük günün azabından korkarım.” 10 Yunus Suresi 15
“Biz bu kitabı sana, her şeyin ayrıntılı açıklayıcısı, bir doğruya iletici, bir rahmet, Müslümanlara bir müjde olarak indirdik..” 16 Nahl Suresi 89
“26Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz.
27Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kudret yoktur.” 18 Kehf Suresi 26,27
“Rabbinin sözü hem doğruluk, hem adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur.” 6 Enam Suresi 115
“Ey iman sahipleri; size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kuran indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. Allah onları affetti. Allah Bağışlayandır, Merhametlidir.” 5 Maide Suresi 101
“Sen de aralarında, Allah’ ın indirdiğiyle hükmet.” Maide Suresi 49
“Kitap’ ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” 6 Enam Suresi 38
“Rabbin asla unutkan değildir.” 19 Meryem Suresi 64
“4 Dosdoğru bir yol üzerindesin.
5 Aziz ve Rahim’ in indirdiği üzerindesin.” 36 Yasin Suresi 4,5
“Bunları Kuran’da türlü türlü şekillerde (sarf) açıkladık ki öğüt alıp hatırlasınlar. Fakat bu sadece kaçışlarını artırıyor.” 17İsra Suresi 41
“Andolsun bu Kuran’da her örnekten insanlar için türlü türlü açıklamalarda (sarrafna) bulunduk. İnsanların çoğu ise tanımamakta ayak diretmektedirler.” 17İsra Suresi 89
“Bak iyice kavramaları için ayetleri nasıl türlü şekillerde açıklıyoruz(nusarriful).
6Enam Suresi 65
“Bilgiyle uzun uzadıya, etraflıca açıkladığımız (fassalna), inanan bir toplum için doğruya iletici ve rahmet olan bir kitabı onlara getirdik.” 7 Araf Suresi 52
“Bu bir kitaptır ki, Hakim ve Her şeyden Haberdar olan, ayetlerini hüküm ifade edici (muhkem) kılmış ve sonra detaylandırıp(fussilet) açıklamıştır.” 11Hud Suresi 1
“32 Kafirler dediler ki “Kuran ona toptan, tek bir defada indirilseydi ya” Biz böyle yaptık ki, onunla senin kalbini dayanıklı kılalım. Biz onu parça parça düzenleyip okuduk.
33 Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, biz sana gerçeği ve en güzel yorumu (ahsena tefsir) getirmiş olmayalım.” 25 Furkan Suresi 32,33
“Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa ve deniz de arkasından yedi deniz daha katılarak kullanılsa; yine de Allah’ın kelimeleri tükenmez. Allah üstündür, bilgedir.” 31Lokman Suresi 27
ayetleri de ayrı ayrı izah edilmelidir.
Kardeşlerim, bu ayetlere daha niceleri eklenebilir. Üstelik her biri gayet açık ve bu meselenin değişik yönlerine ışık tutuyor. O kadar açık ve net ki, bunları anlamak için hiç bir “din bilgininin” yorumuna ihtiyaç yok. Zaten bu Kuran bildiğiniz gibi belli bir din bilgini kesimine okuyup ta bize anlatmaları için gelmedi. Kuran’ın hitabı umumadır. Bunun aksi yönünde hiç bir Kuran hükmü mevcut değildir. Bunlar Allah’ın apaçık ayetleridir. Bu ayetler bize şunları kanıtlamaktadır:
Peygemberimiz bir elçidir.
Peygamberimiz ancakkendisine vahyedilen Kuran’la uyarabilir.
Kuran eksiksizdir. Allah unutmaz ve kelimeleri de tükenmez.
Allah’tan başka kimse hüküm koyamaz.
Peygamberimiz hanımlarını memnun etmek için sadece kendisini ilgilendiren bir meselede bile herhangi bir şeyi kendisine haram kılma yetkisine sahip değildir.
Üçüncüsü; Bir an için, yanıldığımızı ve Peygamberimizin din adına hüküm koyma yetkisinin olduğunu farzedelim. Yani Kuran eksik olup, dine dair emir ve yasaklar Peygamberimiz tarafından, kimilerine göre O’na Kuran harici olarak bildirilen vahiyle tespit edilecektir. Şu halde, İslam dininin ancak bu hükümleri içeren hadislerin tamamının bilinmesi ile kemale ereceği muhakkaktır. Peygamberimizin bu durumda kesin olarak hadislerini yazdırması gerekirdi. Halbuki itibar edilen sahih hadis kitaplarında Peygamberimizin kendisinden hadis yazımını yasakladığını bildiren sözler mevcuttur. Bu sözün zaten bu kitapların güvenilirliğini sarsması bir tarafa, doğru olduğu kabul edildiğinde, Peygamberimizin dine dair hüküm bildiren sözlerinin yazılmasını ve bize eksiksiz ve doğru olarak iletilmesini engellediğini ve bu suretle dinin tahribata uğramasına sebep olduğunu kabul etmek gerekecektir ki, sizlerden biri böyle bir şeyi iddia edebilir misiniz ?
Konuyu uzatmak istemiyorum. Detaylar gerek bu sitedeki değişik yazılarda, gerekse kaynak sitelerde mevcuttur. Detaylı ve ateşli bir tartışma ortamı arayan arkadaşlarımızı bildikleri ile bizi bilgilendirmeleri için http://www.hanifdostlar.com forumuna bekleriz.
Bu aşamada “kırıcı” olmamak için Mustafa kardeşimin ve diğer kardeşlerimin yazılarına cümlesi cümlesine cevap vermiyorum. Şunu biliyorum ki, bu meselelerle ilk karşılaştığımda ben de sizlerin hissettiği duyguları yaşadım, bu süreç zorlu bir süreç…
Allah, dosdoğru yolu hangisi ise bizi ona muvaffak kılsın, bağışlasın.
Allah’a emanet olunuz.
“çağrı Diyor:
23 Jun 2007 2:54 am
Yunus Emre Gündoğdu kardeşim..miraca inanmayan biri olarak dolayısıyla namaz kılmayan birisin….inanışın nedir…?KURAN’DAN DA ÖRNEK VERDİĞİNE GÖRE namaz kılmayan bir müslümansın(nasıl oluyorsa!!) ..başta belirtin lütfen inanışınızı;birşeyler öğrenmek isteyen iyi niyetli insanların kafasını karıştırmayın lütfen…mesuliyet altına girdiğinizin farkında olun…”
Mir’ac? Bu kadar ciddi ve önemli bir konu ( çünkü diğer Peygamberlerin doğaüstü/mucizevi olayları ayrıntıları ile anlatılırken )neden Kur’an’da yok? Delil gösterilen ayet İsra* suresinin 1. ayeti. Uçma yok, ata binme yok, semaları/boyutları aşma yok. Sadece belirli bir yerden, belirli bir yere yürütme var. ( Nasıl Hz. Musa Tur dağında ateş görüp yürütüldüyse oraya.. )
Diğer delil gösterilen ayetler ise (sanırım Necm veya Neml suresi)tamamen vahiy alma ile ilgili.
İsra = Gece yürüyüşü ( Dikkat!!! Gece uçuşu değil!!! )
Diğer sorularınıza cevap vermeyeceğim ( kişisel olduğu için ) Başkalarını sorgulamaktansa kendinizi sorgulayınız..
Selam,
İşte bu yazının yazılma sebebi ortaya çıkmıştır. Çağrı kardeşim alıntılamış ama okumuş mu bilmiyorum. Ne denilmiş efendim;
“Sahabeden bir zât, Rasûlullâh Salla’llâhu Aleyhi ve Sellem ile şöyle konuştu:
Yâ Rasûlallâh, ben senin üzerine çokça salâvat getiriyorum… Buna zamanımın ne kadarını ayırayım?..
Dilediğin kadarını!..
Dörtte biri nasıl?..
Dilediğin kadarını yap…Artırırsan senin için daha hayırlıdır!..
Üçte biri nasıl?..
Dilediğin kadar yap…Artırrırsan senin için daha hayırlı olur!..
Yarısını ayırsam zamanımın?..
Dilediğin kadar yap…Artırırsan senin için daha hayırlı olur…
Ya zamanımın hepsini ayırırsam salâvata?..
Bu takdirde yeter, günâhların bağışlanır!..”
Ey müslümanlar o halde ne yapıyoruz, işi gücü bırakıp bütün zamanımızı salavata ayırıyoruz. Neden “Peygamber böyle söyledi” …
Hayır ! Peygamber asla böyle bir şey söylemiş olamaz. Bu ancak, cahil, küstah, nankör ve din düşmanı din uydurucularının uydurduğundan başkası değildir.
Kim böyle uydurma lafları kendine din edinirse, ahirette Kuran’dan sorguya çekileceğini ve inandığı her ne ise bunu Kuran’dan delillendirmesi gerektiğini unutmasın. Allah’a yemin olsun ki, O bize imkan verdikçe böyle uydurmalarla ve uydurukçularla mücadele edeceğiz. Kendimizi ve müminleri böyle çarpık, Kuran’a ve akla aykırı inanışlardan arındırmak için ömrümüzün sonuna kadar çalışacağız.
Ve bu sözüm üzerine bana “gık” diyecek pek müslüman kardeşlerinde de artık bu sitede dolaşmayı ve bütün işi gücü bırakıp salavata koyulması gerekmektedir. Artık kim, salavatı bırakıp burada yazı yazarsa “güya” Peygamberin söylediği bir söze itibar etmemiş olur. Böyle adamın da dediğine itibar edilmez.
Ah kardeşlerim ah !
Kuran okuyun ve aklınızı kullanın.
Selametle…
Ali bey,
“KUR’AN OKUYUN VE AKLINIZI KULLANIN”
Önce siz konuyu dağıtmadan Mustafa kardeşimin sorduklarına cevap verin.Salavat salat arapçadan açıklansın.Kur’an’da ne manada geçiyor bize orada ne emredilmiş anlaşılır.Konunun çıkış noktası budur buradan çözülmelidir cevabıda buradadır.Bu açıklık kazanınca elbette gerçek ortaya çıkacaktır.
Kimse boşuna yorulmasın kardeşlerimin söylediklerine cevap vermenizi bekliyoruz.Bu konu açıklık kazanınca Kur’anda bize ne emredilmişse zaten yaptığımız gibi elbette Kur’an okuyup aklımızı kullanırız.Hiç şüpheniz olmasın .
Ali bey bakın ne demişsiniz:”Çağrı kardeşim alıntılamış ama okumuş mu bilmiyorum.”
Ali bey bana şunu söyleyin lütfen: siz Kuran’ı okuyorsunuz(türkçe),ayetlerin bütün sırlarını biliyomusunuz,vakıf mısınız??? yani Kuran’ı sadece herkes tarafından yazılmış kısımlarına uyulması gereken bi yazı bütünü olarak zannetmiyorsunuz heralde…
hadis size mantıksız geldi diye,2-3 siteden de aldığınız fikir dayanağıyla direkt YALANLAYIP,anlamadığınız için(ben de AVAM olduğumdan anlamadım orası ayrı)KAFANIZI RAHATLATIP,akıl yolunu seçtiğinizi düşünyosunuz…HADİSLERDEN O KADAR ÇOK SIRLARA VAKIF OLAN İNSANLAR VAR Kİ…mesela abdest yazınızdan sonra da yorum kısmında bir hadisten örnek vermiştim…o hadiste de ben kendi anlayış genişliğimde bişey idrak etmiştim..belki kitaplarda değinilmiştir daha önce…bilmiyorum…
ilk yazdığım yorumdaki sorularıma cevap vermenizi istiyorum…hadis karşıtı yazınızı bana cevap olarak geçiştirmeyin…onu uzmanlarıyla tartışın..(tarihçilerle,ilahiyatçılarla)….gerçekten hiç tarşışılıyor mu ilim adamlarıyla..siz gerçekten bu işe kendinizi adadığınızı düşünüyosunuz…bikaç tane temelleri uçurumda duran HANİFDOSTLAR,KURANDAKİDİN,İŞTEKURAN gibi sitelerin fikirlerini aynen iktibas edip burada aşkla şevkle savunmak ne kadar kendinizi adadığınızı bana düşündürür…
AYRICA SİZİN DE HADİSLERİN GERÇEKLİĞİ,YOLDA DEĞİŞTİRİLMESİ KONUSUNDA CİDDİ BİR ARAŞTIRMANIZ OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM,ÇÜNKÜ BU ÇOK YOĞUN BİR VE YILLAR GEREKTİREN BİR İŞ…
ve de BU internet sitelerindeki yazıları savunmaya start vererek akılcı yorum falan yaptığınızı zannetmeyin…ben de sürekli geziyorum o sitelerde…
ve şu da sizin bu davaya adandığınıza inanmanızı güçlendirmiştir DOĞAL OLARAK: bu sitede oradan aldığınız yazıları ilk başta normal bi şekilde savunuyorsunuz..çünkü o sitelerdeki bazı yazılar benim gibi herkese de mantıklı geliyor..size de mantıklı geldiğinden ”ya ben naapmışım bu zamana kadar hurafelerle yaşamışım”diye düşünüyosunuz…sonra birisi ”ya bu böyle değil” diye karşı-atağa geçiyor size karşı…insan psikolojisinin doğal uyarısıyla siz de karşı-atağınızı yaparak zamanla bu yazıların siddetli savunucusu olup,kendinizi bu davaya inandığınızı zannediyorsunuz…
müsbet bir tartışmanız var mı saygın bir tarihçi veya ilahiyatçıyla???..O yazıyı baz alıp ben de aynen sizin gibi savunma yaparım..ayrıca o yazının doğruluğu hakkındaki şüphenizi ben size söyülüyorum..herşeyi salt akla dayandırıp,OKYANUSLAR İÇİNDE DAMLA olmayan ilmimiz bizi veya sizi sadece maddesel idrakın sınırları içine hapsediyor…
bu kendilerine ”Kuran Ehli” diyen grup veya gruplar…Kuran ın emrettiği şekilde sürekli düşünmek olayını maddesel sınırları aşamadan yapıyorlar…İslam da düşünmek:okumak,araştırma yapmak ve de en önemlisi bunları Allah ın ilhamıyla pekiştirmek ve yeni yeni açılımlara kucak açmaktır…yoksa İslam da bazı şeyler üzerinden o kadar kolay çarpıtmalar yapılabilir ki…metafiziksel bilinmezler her zaman çoğu insanların kafasında paradokslar yaratır..ama belli manevi seviyeye ulaşmış kişiler kendilerine izin verilen açılımları idrak ederek belli sırlara vakıf olurlar…onlar normal avama bu idrakıni anlatamazlar.. kolay değildir..çünkü bu kişiler nefsini kontrol etmiş ve belli ciddi imani çalışmalar yapmış kişilerdir….yani belli manevi yükselişi olan insanlardır…özüne yaklaşmış…
yine tekrar ilk yorum sorularıma Kuran ayetlerini KULLANMADAN, SALT AKLINIZLA (sizin için zor olmasa gerek) cevap bekliyorum…yani ayetli kanıt yöntemi çocukça…konuyla bi ayet bulup koyarak ‘ben Kuran dan örnek veriyorum’ diyerek göz boyamadır bu..herkes bulabilir ayetten dayanak unutmayın…ben sizden normalde kullanmayın gibi saçma bişey istemiyorum..sadece benim sorularıma karşılık verirken kullanmayın diyorum…saygılar..
Yunus Emre Gündoğdu Diyor:
Mir’ac? Bu kadar ciddi ve önemli bir konu ( çünkü diğer Peygamberlerin doğaüstü/mucizevi olayları ayrıntıları ile anlatılırken )neden Kur’an’da yok? Delil gösterilen ayet İsra* suresinin 1. ayeti. Uçma yok, ata binme yok, semaları/boyutları aşma yok. Sadece belirli bir yerden, belirli bir yere yürütme var. ( Nasıl Hz. Musa Tur dağında ateş görüp yürütüldüyse oraya.. )
bakın efendim…mirac konusunun ciddi ve önemli olduğunun siz de farkına varmışsınız..mirac konusu şu dünya hayatımızda sürekli meşgul olduğumuz,çoğu kardeşimizin hayatının merkezine koyduğu,İMANDAN SONRA GELEN NAMAZ ın öğretildiği ve Efendimiz in bize öğrettiği ve ”namaz insanın miracıdır” diyerek bize Allah ın izniyle bu büyük mucizeyi armağan ettiği aşırı mühim bir konudur…
sizden şunu düşünmenizi,daha doğrusu ihtimalini düşünmenizi istiyorum…tabii ki namaz kılmanın mirac ta verilen bi hediye olduğunu bildiğinizi kabul ediyorum….yoksa sizin istediğiniz salt Kuran örneğinden yola çıkarsak TAM OLARAK nasıl namaz kılmamız gerektiği yazmıyor..
şu anda yüzmilyonlarca müslüman bazı nüanslar hariç aynı şekilde namaz kılıyorlar..hac da görebilirsin…zamanı geri al…al..al..al..peygamberimiz meğerse mirac a çıkmamış…NAMAZ HADİS-İ ŞERİFLERLERİ İPTAL AYNI ZAMANDA…ve meğerse bu MİTOLOJİK Bİ EFSANEYMİŞ….sonra sahabelerin tabiin leri o ünlü namazları (o kadar çok ki bunlar ve çok etkileyici),hz ALİ nin o namazda ok çıkarma hadisesi vs..herşey yalanmış meğer..ama nasıl olduysa bi grup kafir şöyle eğilelim,kafalarımızı şöyle yere koyalım ve de bissürü namaz hadisesi yazalım diye anlaşmışlar…sonra müminlerin arasına karışıp yayalım ve onları aptal yerine koyalım desin…hem niye yapsınlar..insanlar namazdan sonra sevinçten uçuyolar…saçlamadım ama anladın sen ne demek istediğim ve de dünyanın 4 bir yerinden AYNI ŞEKİLDE namaz kılan insanlar….düşünün biraz…düşünün diyenler niye düşünmüyo….söyliyimmi onlar orijinal saçma bişey bulunca düşündüklerini sanıp başkalarına suç atıyolar…
aynı zamanda Yunus Bey yukarıdaki yazdığımda sorduğunuz sorunun birçok cevabı var..gerçekten…geçiştirmek için söylemiyorum…
tekrar yazmaya üşendim aynılarını..saygılar..
Çağrı kardeşim,
Yazdığınıza göre;
Alıntı yaptığım siteler temeli çürük siteler,
Bendeniz cahil de hiç araştırma yapmamışım, onlardan okuduğumu yazmışım, akılcı yorum yapamıyorum, saygın bir ilahiyatçı veya tarihçiyle tartışmışlığım da (size göre muhtemelen) yok…
Niye bana soru soruyorsun ki ? Sen sorduğun sorunun olası bütün cevaplarına karşı ne yorum getireceğini de peşinen yazmışsın.
Bu kadar değersiz görüşlerin sergilendiği sitemizde vakit kaybetmeyiniz.
Bir de, ” … bana Kuran ayetlerine dayanmadan ki bu size göre göz boyama imiş, cevap ver diyen soruları ciddiye almıyor ve cevap vermiyorum.
Ama, şu temelsiz dediğiniz sitelerde, hani siz onların hepsini dolaşıp gezmişsiniz ama olur ya gözünüzden kaçmıştır, sorduğunuz sorulara cevaplar bulabilirsiniz.
Miraç konusunda da Kuran’da neden yer almadığını hiç izah edememişsin. Biraz daha çalış.
Bu benim size muhtemelen son cevabımdır.
Selametle kardeşim.
Çağrı demiş ki: “şu anda yüzmilyonlarca müslüman bazı nüanslar hariç aynı şekilde namaz kılıyorlar..hac da görebilirsin…zamanı geri al…al..al..al..peygamberimiz meğerse mirac a çıkmamış…NAMAZ HADİS-İ ŞERİFLERLERİ İPTAL AYNI ZAMANDA…ve meğerse bu MİTOLOJİK Bİ EFSANEYMİŞ….sonra sahabelerin tabiin leri o ünlü namazları (o kadar çok ki bunlar ve çok etkileyici),hz ALİ nin o namazda ok çıkarma hadisesi vs..herşey yalanmış meğer..ama nasıl olduysa bi grup kafir şöyle eğilelim,kafalarımızı şöyle yere koyalım ve de bissürü namaz hadisesi yazalım diye anlaşmışlar…sonra müminlerin arasına karışıp yayalım ve onları aptal yerine koyalım desin…”
Aynen böyle sayın kardeşim. Yüzmilyonlar? Milyarlar olsun… Sayı çok mu önemli? (En’am Suresi 116)”Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar. ”
Allah, 1-2 ilim adamı sıfatlı zatlara ya da yeryüzündekilerin çoğunluğuna uymanın doğru olmadığını bildirmektedir.
(Taha Suresi 123) “Allah şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime uyarsa artık o, ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker.”
Ayetten anlaşıldığı gibi şu anda bildiğimiz tek yol gösterici Kur’an’dır. Ve Kur’an’dan başkasından da sorulmayacağız.. (Zuhruf 44)
Durum böyle iken, ( Dede Korkut hikayelerine taş çıkaracak ) Kur’an’da yer almayan bir Mir’ac hadisesi anlatılmakta. ( Daha nice hadiseler de var ama onlar şimdilik konumuz değil )
Şimdi ben Mir’ac’a neden önemli dedim? Çünkü namazın 5 vakit’e bir pazarlık sonucu indirildiğini biz bu hikayeden öğreniyoruz. ( Kur’an’dan da eğip bükerek 5 vakit bulmuşlar??? ) Ve namazın diğer hususları da başka hadislerde/rivayetlerde yer almakta. Namaz mümin için çok önemli bir husus olduğundan, iddaalara göre de namazın nasıl kılınacağı Kur’an’da yazmıyor olduğundan ( halbuki yazmakta ) ve bu Mir’ac hikayesinde namazın nasıl kılınacağı Peygambere öğretildiğinden çok önemli bir konu… ?
Ve soru: Bu önemli konu Kur’an’da neden yok? Bize Kur’an’dan sorulacağına göre inanmasam kafir olur muyum? ee Kur’an’da yazmadığından olunmayacağına göre de “Mir’ac’a inanmayan kafir olur” demek de ne demek? Saf müslümanları böyle bir söylemle korkutup Mir’ac Kandili diye bir gecede insanlara uyduruktan ibadet yaptırmanın manası da ne? (dini Allah’a has kılanların ibadetlerini Allah kabul etsin)
Ali bey…size göre ise bizler, salt akıldan uzaklaşmış,hafiften bağnaz,araştırmaktan korkan ve de Kuran ın özünden uzaklaşmış sıradan avam müslümanlarız,öyle değil mi? evet dediğinizi duyar gibiyim…
bundan önce bir yorumum vardı,Yunus beye ithafen…size verdiğim cevabı ona da yönlendirmiştim…silinmiş veya onaylanmamış her neyse..Kuran da niye miractan bahsedilmiyo?sorusuna binaen…tabi bunu benim bilicek halim ve KAPASİTEM yok…o kadar şey söyledim salt akılla herşeyin çözülemiyeceği VE AKLIN MANEVİ YÜKSELİŞLERDE BİR ARAÇ OLDUĞU ile ilgili…
büyük ihtimal fazla önyargı ile okuduğunuzdan ve direkt savunmaya geçtiğinizden anlamak için kendinizi zorlamadınız…tabii niye zorlayacaksınız ki ;biçok avam,bağnaz,SÜNNİ gelicek..bunlara karşı çıkıcak…baştan da biliyodunuz siz bunu…
”Biraz daha çalış. ”cümlenizde de ayrıca cahil yaftasını da yapıştırdınız…benim size yapıştırdığım gibi(!)..çalış komutu da zaten köken olarak gerçeğin bulunması amacından sapmış,ilim paylaşımından uzak,bilgi yarışı haline getirilmiş bi ortam için söylenir…kelimeler seçilmeden kullanılmış..neyse..
ben sizin söylediklerinize sadece Kuran dan örnekler vererek de karşılık verebilirim…hem de dayanağım sağlam olur…demek istediğim sadece salt akılla konuşabilelim..bunu da anlamak istemediniz galiba..neyse..
gelelim temelsiz sitelere…bi yerde de belirttim: mantıklı ve güzel şeylerin yazıldığını ama sapkın siteler olduğunu…niye? siz eğer bütün hadisleri yalanlarsanız hem sünnete uymaktan insanları alıkorsunuz;büyük vebal altına girersiniz hem de İslamın temellerini zedelersiniz;yardım ve yataklık edersiniz…bu sitelerde 100 küsürat hadisin doğru olduğu diğerlerinin külliyen yalan olduğu saçmalığı var.. sünnet nedir..sadece Efendimizin Kuran ‘da belirtildiği özelliklere yaklaşmak mı…eğer bana BEN HADİSLERE İNANMIYORUM KARDEŞİM derseniz…Peygamberimizin hayatından ve hadislerinden örnekler vererek,bunları yalanlamanızı,yani gereksiz olduğunu ispatlamanızı isterim…tabii sizin seviyenize çıkamadığımdan sizin cevap verme lüksünüz yoktu hatırladığım kadarıyla….burada sadece alimler tartışıyodu galiba…
”Bendeniz cahil de hiç araştırma yapmamışım, onlardan okuduğumu yazmışım, akılcı yorum yapamıyorum” diye bir ironide bulunmuşsunuz…
fazla yorum yapmayıp şu bilmem X sitesinde daha güzel ayrıntılı işlenmiş gibi kelamlarınızın FAZLALIĞINDAN,bu sitelerdeki fikirlere tabi olduğunuzu,özgün fikirlerinizin fazla olmaması ve zaten cevaplarınızın da TÜR ve ÜSLUP bakımından o sitelerden farkı olmadığını gördüm…
”Bu kadar değersiz görüşlerin sergilendiği sitemizde vakit kaybetmeyiniz.”demişsiniz…ben zevk olsun diye gezmiyorum herhalde…buraya yazılanları okumak ve fikir tartışması için girdim…ve de en önemlisi sapkın düşünceleri ayırt etmek için..siz nasıl kendinize bi erek belirlemişsiniz;benimki de farklı olabilir…yazdıklarımı çok aptalca,saçma bulduysanız ”girme kardeşim siteme,tahammül edemiyorum artık sizlere..yenik düşmemek için sürekli karşılık vermek zorundayım ve de işsiz güçsüz boş adamlara cevap yazmak artık beni yoruyo” derseniz,sorun yok,aynen ifa ederim…
güzel kardeşim,eğer bu hadis konularında bir tarihçiyle veya ilahiyatçıyla konuştuğunu iddia ediyorsan(ki inanmıyorum)..beni utandırmanı istiyorum..bizlerle de paylaş..hepsini alt ettiniz galiba bu site çalışanlarıyla..yoksa türkiyenin haberi mi yok..gerçekleri saklamayın da biz de faydalanalım…güzelce sitenize getirin diyalogları..onların ne söylediğini,sizin neyi savunduğunuzu,orta yolu bulabildiniz mi…bunları açıklamaktan çekinmeyin lütfen..
”Bu benim size muhtemelen son cevabımdır.”demişsiniz…olabilir,saygı duyarım…ama fazla cahil olduğumdan mı,dersime çalışmamış olduğumdan mı,yoksa artık boş safsatalara cevap vermekten bıkkınlık geldiğinden mi;belirtseydiniz iyi olurdu…diğer okuyucularda yorum yaparken buna dikkat ederdi,bundan sonra…
ayrıca sizin amacınız bizleri bilgiendirmek değil mi…cahil ukalarla uğraşmak mı istemiyorsunuz yoksa kutsal görevinize o kadar sadık değil misiniz?
selametle kardeşim..
Yunus Emre Gündoğdu Demiş ki:
Aynen böyle sayın kardeşim. Yüzmilyonlar? Milyarlar olsun… Sayı çok mu önemli? (En’am Suresi 116)”Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar. ”
bu yazınız beni tebessüm ettirdi ve üzdü….verdiğiniz ayet harika bir ayet…ama şu anda ne kadar SAÇMA bir örnekleme olduğunun farkındamısın bilmiyorum…
burada bahsedilen çoğunluk:Allah yolundan uzaklaşmış,dünya hayatına kendini kaptırmış ve kendi sözlerini yalan olmasına rağmen doğru sanan insanların ÇOĞUNLUĞU…Hacca giden insanlar yoğun duygularla oraya gitmiş ve Allah a yönelmiş…inanmayan veya imanı zayıf insanların arasından gelmiş,Allah tarafından kabul edilmiş bir ÇOĞUNLUK…
siz de galiba çoğunluktan kaçma paranoyası var…ayeti nasıl yorumlamışsınız…sürekli ”Kuran dan örnek ver ”diyip duruyosun ama bu ayeti sen buna yorumluyosan hoş olmamış doğrusu….
ben sana haşa “Mir’ac’a inanmayan kafir olur” diye bi kelam etmedim…zaten eğer sen benim böyle bi düşünceye sahip olduğumu düşünüyosan..baştan söyle…benim kimseyi kafirlikle suçlama gibi büyük bi günah işleme,Allah a ortak koşma gibi bi niyetim yok,olamaz da…
sadece mantığını kullan dedim…dünyanın FARKLI yerlerinde niye AYNI tarz namaz kılınıyo diye..çünkü biliyosun yaşam biçimi ve kültür,din konusuna da şekil verir…ama bak afrikadaki ile amerikadaki aynı kılıyor…sakın bana Kuran da insanların çoğuna uymamam gerektiği için uymam deme..
sığınma kapınız çok sağlam bana Kurandan örnek ver…yahu biz de biliyoruz Kitabımızı…kurandan hesaba çekilicez bu da doğru..o zaman kuranda yazılmayan ahlak kuralları vs dan hesaba çekilmiyeceğiz…ben rahat rahat kuranda örnek verilmeyen kötü şeyleri yapabilirim…çünkü herşey ayrıntısıyla belirtilmiş…Allah herşeyi ayrıntısyla bildirmemiştir…çünkü insanı Robotlaştırmamak için..insan özgür iradeye sahiptir..bu iradeyi doğru kullanırsa Allah a hızla yaklaşır…robotlaşıp,aklını kullanmazsa iyice yerin dibine girer…
namazın nasıl kılınacağı Kuran da yazmakta diyosun…hiçbir hadisten yola çıkmayarak bana nasıl namaz kıldığını söylermisin?…evet baştan sona bana nasıl namazın kılındığını öğrenmek istiyorum…rükuya eğilenlerle birlikte rükuya eğilmenin sen hadisler ve gelenekleşen sünnetler olmasa nasıl öğrenecektin…gelenek lafı kötü anlam çağrıştırıyo ama gelenekler olmasa biz ne kültürümüzden,dinimizden tam olarak ne yapıcağımızı bilebilecektik…sizin o korktuğunuz GELENEKLERİN aynı zamanda KORUYUCU,DEVAM ETTİRİCİ özelliği var..unutmayın..
evet mirac olayının abartıları falan olabilir…ama bikaç yerinde abartı yapılması seni tamamen inanmaya itmemeli..hem bu abartıların sorgulanması da riski..okyanuslar içinde damla ilmimiz yok çünkü…
evet kardeşim aynı soruyu sana da soruyorum: Kuran tabii ki ilk kaynağımız…ama bi müslüman kendini hadislerden tenzih ederek açıp Kuran ı kendini zorlaya zorlaya okusa,öğrenicekleri kısıtlıdır…Mesela peygamberimizin feyzinden bahsettiği amenerresulü ayetlerinin değerini bilemiyecektin…ve az okuyup mahrum kalıcaktın…
neyse Yunus bey sizler de iyi niyetli insanlarsınız ama kendinizi savunucam diye bazı değerleri zedelemekten kaçının…
siz ikindiyle yatsıyı kılmayın,sübhanekeyi okumayın ;bizler de kılalım ve okuyalım..tek farkımız bu olsun…
siz de çoğunluğa uymamayı,iman eden çoğunluk olarak anlayın; biz iman etmeyen çoğunluk olarak anlayalım…
Merhaba Ali Bey,
Ben, Kur’ an ile yaşayan, hak Dine mensup olarak yaşamanın bir insanı ne kadar mutlu edeceğine vakıf olan herkesin Bakara 177. Ayeti okumasını tavsiye ediyorum…
Akıllarımızı bulandırmaya, birbirimizi kırmaya hiç gerek olmadığını düşünüyorum…
Selam ve Saygılarımla,
Kardeşler Peygamber efendimizde (s.a.v) bizler gibi etten kemikten insan değilmidir.O nunda bizler gibi duaya ihtiyacı yokmudur.Siz ne derseniz deyin ben o nu heran aklımda tutmaya,dilime geldikçe yüceltmeye çalışır.salavatı eksik etmem.Unutmamak gerekirki büyük günahlarımızla hesaplaşma anı geldiğinde O bize şefaat edecek.Böyle bir peygamber yüceltilmezmi ? Ümmetim diye kendini harap eden bir insan yüceltilmezmi ?
Asude hanım selam,
“Bakara – 177 : Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır.”
Allah sizden razı olsun.
Kuran’la verilen öğüt elbette öğütlerin en hayırlısıdır.
Arasıra elde olmadan öfkeleniyorum, üzülüyorum.
Benim anlayamadığım husus şudur:
Bir zamanlar ben de aynı burada bana tepki gösteren insanlar gibi düşünüyor onlar gibi inanıyordum. Hanif İslam düşüncesi ile tanıştığımda, onların hadislerin din kaynağı olamayacağına dair düşüncelerini okurken hiç bir zaman onların “PEYGAMBERİMİZİ REDDETTİKLERİ” gibi bir düşünceye kapılmadım. Böyle bir ön yargım da olmadı. Burada yazanları okuyan kardeşlerimizin hadiseye direk bu mantıkla yaklaşmalarını anlayamıyorum. Bu bence ezberci bir yaklaşımdan başka bir şey değildir.
Misal, ben bu arkadaşlarla ve fikirleri ile tanışmadan hemen önce bir gün, İmam-ı Gazali’nin İhyasından Kuran Okuma adabı ile ilgili kısmı okuyordum. Burada bir hadis verilmiş. Metni aynen şöyle: “Kuran okunurken dinleyin. Kuran okunurken ağlayın. Ağlayamıyorsanız da ağlıyormuş gibi yapın”
Bunu okur okumaz içimden “Allah’ım bu nasıl bir şey” dedim. Ama ” Bu apaçık bir uydurma ! Peygamber asla böyle bir şey söylemiş olamaz” diyemedim. Kuran’da anlatılan islam “riyakar – takiyyeci – tiyatrocu” bir islam değildir. Şimdi Peygamber böyle bir şey söylememiştir demek Peygamber’i inkar etmek demek midir ? Yoksa asıl sakıncalı olan şey peygamberin bunu söylemiş olabileceğine inanmak mıdır ?
İmam Gazali yıllar boyunca en sevdiğim İslam Alimi olmuştur. O’nun ve diğerlerinin sırf Allah rızası için ilimle meşkul olduklarına peşinen inanıyorum. Biz, onları, kişileri değil fikirleri sorguluyoruz.
Bu vesile ile okuyuculardan tekrar rica ediyorum. Bu sitede yazılanları sabırla okuyunuz. Ön yargı ile okumayınız. Unutmayınız ki, bu sitede size sunulan yazıların ortak özelliği hepsinin Kuran’dan ayetleri misal getirmesi, delillerinin Kuran olmasıdır.
Burada yazılanları bilgisine güvendiğiniz kişilerle tartışarak sağlamasını yaptırınız. Burada misal verilen ayetlerin manalarını değişik meallerden sorgulayınız. Bütün bu sürecin sonunda da bildiklerinizle bizi bilgilendiriniz.
Not: Ben de bu süreci böyle tamamlamışımdır ve bir kardeşimin pek merak ettiği veçhile “ben bilirim” diyen veya “falanca üstadımız bilir” denen kişilerle gereğince tartışmış ve onlardan hiç bir yanıt alamamışımdır. Hele hele… Karşıma bana Kuran’dan öğüt vermek için çıkan o çok değerli, çok bilgili, çok üstad alim ağabeylerin “Peygamber size neyi verirse onu alın, neyden de yasaklarsa ondan uzak durun” ayetini “sünnet” için delil olarak getirmeleri bende buğzdan başka bir şey uyandırmamıştır. Çünkü onlar kendileri de apaçık bildikleri halde, Allah’ın ayetlerini kullanarak “YALAN” söyleyen kişilerdir. (Zira bu ayet savaş ganimetleri hakkında nazil olmuştur.)
Arkadaşımın merak ettiği ve açıklayıp ta kendilerini utandırmam istenen hususun daha vahim olan yönü ise, Kuran ayetlerinin delil olarak yetmeyip te, benim saygın ilahiyatçı yahut tarihçilerle tartışıp tartışmadığımın bu işte bir ölçü olmasıdır. Ben bana bir fikir anlatan kişilerin bu fikri benden önce kimlerle müzakere ettiklerinden çok o fikrin içeriği ve dayandığı delillerle ilgilenmeyi tercih ederim. Kimseyi kırmak istemiyorum ve kimsenin benim herhangi bir tavrım yüzünden burada yazılanları okumadan buradan ayrılmasını da istemiyorum. Bu bana apaçık bir zuldür. Fakat, delilleri Kuran’a dayandırılmış yazılara eş delillerle cevap vermek yerine bunları ve kaynak sitelerini basitçe “temelsiz” addetme gibi bir hareket karşısında daha ne kadar yumuşak ve hoş görülü olabilirim. Bu itham bana değil, Kuran üzerinde araştırma yapan, bize, hepimize Kuran’la öğütveren kimselere ve öğüt verdikleri, delil edindikleri o çok değerli ve Alemlerin Rabbinden indirilme sözlere / ayetlere yapılan bir ithamdır. Yanlış anlamış ve yanlış anlatmakta isek lütfen eş delillerle cevap verin.
Ve…
Eğer falan siteye gidin, filancanın şu yazısını okuyun diyorsam bunun sebeplerinden birinin de ilimde benden önde olduğunu düşündüğüm kişilere sizin göstermediğiniz saygıyı göstermemden ve bilgi vereceğim insanlara şu veya bu şekilde yanlış / eksik bilgi verme kaygısından olabileceğini unutmayınız. Allah’ın izniyle ve hayırlı ise gün olur da bir ilim meclisinde, kuralları apaçık belirlenmiş bir müzakerede karşı karşıya gelecek olursak bu husustaki merakınızı çok çetin olarak gidereceğimden emin olmanızı dilerim.
Bize Kuran’la öğüt veren Asude hanıma tekrar teşekkürlerimi sunarım. Kendilerine Kuran’la öğüt verilen insanların da tekrar tekrar düşünmesinde fayda olduğuna inanıyorum.
Tüm kardeşlerimize / dostlarımıza selam ve dua ile…
Sitemizde kalınız…
Selam,
Bizim hakkımızda “Peygamberi reddediyorlar” diyenler için ibretlik bir yazı;
Ebu Hanife’nin hadis eleştirisine yaklaşımı
http://aliaksoy.wordpress.com/2007/04/18/ebu-hanifenin-hadis-elestirisine-yaklasimi
Dikkatlice okumanızı öneririm.
Selam ile…
Merhabalar, Sayın Ali Bey
Hayırlı Cuma’lar…
“Bakara – 177 : Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır.”
Allah sizden razı olsun.
Kuran’la verilen öğüt elbette öğütlerin en hayırlısıdır.
Bize Kuran’la öğüt veren Asude hanıma tekrar teşekkürlerimi sunarım. Kendilerine Kuran’la öğüt verilen insanların da tekrar tekrar düşünmesinde fayda olduğuna inanıyorum.
Tüm kardeşlerimize / dostlarımıza selam ve dua ile…
Sitemizde kalınız.
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-
Ben tabiki her zaman sizin sitenizin ve sizin yazdıklarınızın takipçisiyim…
Asıl ben size Teşekkür ederim Ali Bey, yazımızı değerlendirip, herkesin kalp gözünün de açılmasına vesile olacak bu güzel cevabı verdiğiniz yazınız için…
Kur’ an gerçeğini anlayabilmek, ilim ve bilim öğrenebilmek için önce içimizdeki negatif duyguları ve düşünceleri temizlememiz en hayırlısı olur düşüncesindeyim…
Buraya yazmış olduğunuz yazılara, değerli yorumlarını, bilgi paylaşımlarını, önerilerini gönderen tüm arkadaşların, Allah Yar ve Yardımcıları olsun…
Selam ve Saygılarımla,
ali aksoy fitne sokma altından kalkamassın hesabını veremessin laf ebeliği yapıp saptma sapıttırma bu zamana kadar ki alimler anlamdıda senmi anladın tek kuranı söylediklerin öyle şeylerki imansız gitmene sebeb olacak şeyler
Selam Tahir,
Aşağıdaki linkte senin bu yaklaşım tarzının tahlili bulunmaktadır.
Artık sen kendi vicdanında karar ver.
http://aliaksoy.wordpress.com/2007/04/13/cogunluk-gercegin-dogrunun-gostergesi-olabilir-mi
“tahir Diyor:
30 Jul 2007 7:50 pm
ali aksoy fitne sokma altından kalkamassın hesabını veremessin laf ebeliği yapıp saptma sapıttırma bu zamana kadar ki alimler anlamdıda senmi anladın tek kuranı söylediklerin öyle şeylerki imansız gitmene sebeb olacak şeyler”
Alimleri/ilim sahiplerini ululaştırma/Rableştirme! Onlar da insan ve hatasız değiller. Günümüz Türkiye’sinde Doktor kılığındaki Temizlikçileri , Polis kılığındaki Hırsızları biliyoruz. Nitekim gelecekte de, günümüzde de, 1000 yıl önce de Alim kılıklı şeytanlar olmuştur, olacaktır da…
Selam, cümleten
Bizleri yaradan yüce rabbime sükürler olsun ve “gercekden iman” edenlerden olmamizi,bizlere nasip etmesini niyaz ederim.
Yukaridaki yazilalanlarin cogunu okudum,ilk önce yazmamaya karar vermisdim ama,belki yanlis okudum,dedim,yeniden gözden gecirdim..
Kalkdim,husu ve huzur icindeolmaya gayret ederek, namaz kildim,ve rabbimden, okuduklarimi,aklimi,fikrimi,kullanarak, bana dogru ve yanlislari ayirt etmesini,ilim ihnsan buyurmasini diledim,yalvardim.Senin herseye kudretin yeter, yarabbi.Dualarimi kabul et!diye niyaz ettim.
tüm okuduklarima ragmen,önce su mesele geldi aklima, Yüce rabbimiz,sevgili Peygamber efendimizi nasil, övmüstür?
Burda en güzel övgü nasil yapilmalidir?Bizleri yaradan Rabbimizin
SÖZÜN den daha güzeli varmidir?dedim, ve Kurani kerimi aldim, elime,(5Adet,tefsir bulunmakdadir bende+irab aciklamalisi var)
Su soru cok kafama takiliyor?Sevgili Peygamber efendimiz hangi
MEZHEP dendi???
Hic bir seyi eksik birakmadim,acik secik herseyi acikladik, diyen Rabbim,Kurani kerimde elbette (hasa)unutmamisdir dedim, aradim, aradim, bulamadim.
BULAN VARSA ?BU SITEYE YAZSIN LÜTFEN!
Gelim icerigi zehir zembelek dolu,yazilara:benim sahsi düsüncem, birseyler yazarken ve yahut konusurken, “bu yaptiklarimdan, Allah da razi olurmu “benden” diye düsünüp öyle yazmaya ve konusmaya gayret gösteriyorum.(hatasiz kul olmaz!)
Su, ayet geldi hemen aklima:(alinti)
Suat Yıldırım
44 – Bu Kur’ân hem sana, hem milletine güzel bir namdır, şereftir.İleride ondan dolayı sorguya çekileceksiniz.
Diyanet İşleri Meali
Doğrusu bu Kuran sana ve ümmetine bir öğüttür, ondan sorumlu tutulacaksınız.
Diyanet Vakfı Meali
Doğrusu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.
En dogrusunu Yüce Rabbimiz bilir.
Selam Muhsin,
İşte Allah akıl ve basiret sahiplerine böylece yollarını gösterir. Ne mutlu sana ki, Allah ile din ile ilgili bir meseleyi şunun bunun kitabından değil de, “kendisinde hiç bir çelişki bulunmayan, Aziz ve Rahim’in indirdiği Allah kelamında” aramışsın.
Peygamber’in tarikatı Kuran tarikatı, mezhebi de Kuran mezhebi idi… Onun için de, bizim için de yol gösterici olarak tek rehber Kuran’dır ve O, sadece Kuran’a uymak, sadece Kuran ile öğüt vermek hususunda emir almıştır.
Kuran’dan sorguya çekileceğimiz gün Allah’ın yardım ve rahmetini umarız.
Allah dosdoğru yolundan ayırmasın.
Selam ile…
Bakın ey müslümanlar. Kuranda Allah ve melekleri resule salat ve selam ederler diye ayet vardır. salatı tefriciyye ise peygambaerimizin öğrettiği salat şeklidir bu kesinlikle hakikattır haceti olanın 4444 defa yapmasını söylemiştir. ayrıca bu tecrübe bile edilmiştir. onu yapıpta bir haceti yerine gelmeyen insan yoktur. bu konuda Allaha yemin ederim. yeminin keffareti ise büyüktür. yani bunlarda yanlış yoktur. namazda otururken tahiyyat okumuyormusunuz buda salattır o zaman salavatın hiç bir yanlışı yoktur. Hz. Ali (r.a) buyuruyor. Bir insan nasıl inanırsa öyle yaşar, nasıl yaşarsa öyle inanır.” sevgili kardeşlerim siz yaşadığınız gibi inanmayın, Allaha inandığınız gibi yaşayın. bu sitedeki şeylerede inanmayın derim.
Selam Hamzat;
O zaman Allah; “…insan her istediğine ulaşacağını mı zannediyor?”
sözünü boşu boşuna mı söyledi ?
Siz, Allah’a rağmen bir yol mu edindiniz ?
———-ali aksoy demiş ki:———
Misal, ben bu arkadaşlarla ve fikirleri ile tanışmadan hemen önce bir gün, İmam-ı Gazali’nin İhyasından Kuran Okuma adabı ile ilgili kısmı okuyordum. Burada bir hadis verilmiş. Metni aynen şöyle: “Kuran okunurken dinleyin. Kuran okunurken ağlayın. Ağlayamıyorsanız da ağlıyormuş gibi yapın”
—————————————————
Ağlayamıyorsanız da ağlıyormuş gibi yapın”
bazı yerlerde ”kendinizi ağlamaya zorlayın”dır…gerçi her ikisi de aynı kapıya denk geliyo…neyse….
buradaki hadisi anlayabilmek için sizin yaptığınız gibi sadece kuru ilim değil amel lazım amel…
kalbiniz umarım katılaşmamıştır sizin…bakın şöyle bir psikolojik gerçek var…yıllardır ağlamayan katılaşmış kalpli insanlar eğer bi kere ağlarlarsa ondan sonra kalpleri yumuşar…ve ağlamaları çok kolaylaşır…yani KOLAY AĞLAMAK demek kalpteki o bedensel,nefissel,benmerkezkci,bireyci blokaj kırılmış demektir…KENDİNİ AĞLAMAYA ZORLAMAK bu blokajı kırmak demektir…Kuran ın ruhunu hissetmek için…sadece yapan anlar…
ağlamış insan–bir de Kuran içinse—hilm sahibi,hoşgörü sahibi ve aklı başında olur…ve duygusal olarak Allah a ve resulune bağlanmaları çok kolay olur…Allah a sığınırken duygu yoğunluğuyla sığınırlar…
——şöyle eklemişsiniz—–
Bunu okur okumaz içimden “Allah’ım bu nasıl bir şey” dedim. Ama ” Bu apaçık bir uydurma ! Peygamber asla böyle bir şey söylemiş olamaz” diyemedim. Kuran’da anlatılan islam “riyakar – takiyyeci – tiyatrocu” bir islam değildir. Şimdi Peygamber böyle bir şey söylememiştir demek Peygamber’i inkar etmek demek midir ? Yoksa asıl sakıncalı olan şey peygamberin bunu söylemiş olabileceğine inanmak mıdır ?
——————————————
Bir: riyakar – takiyyeci – tiyatrocu demişsin…burada kendi kendinize okumak kastdedilmiş…toplumun ortasında ağlayın la çok farklı bişey…imam gazali de hiç akıl yok mu bi düşün ya bi düşün lütfen bi düşün….böyle bir kitabı yazmış bi insan bunu niye düşünmedi dersin…ne de olsa hadis ya bu yazıyım gitsin dedi galiba size göre…başka hiçbir açıklaması yok çünkü…..bu insanlar kuru ilimle sağa sola sataşan BİDAT çı insanlar deildi çünkü…AMEL insanlarıydı….yaşamayan,uygulamayan bilmez….
iki—yav kardeşim senin eski yazılarına da bakdım….sen nasıl peygamber böyle bişey söylemiş olamaz gibi düşünebiliyosun….senin düşünce kapasiten ne ki…peygamberi postacı dan ibaret mi sanıyosun sen….kendi düşünce tarzın Allah ın Resulune(sav) uyarsa kabul uymazsa yobazlaşmaş bir din….Peygamberden bahsediyoruz ya….nefsim Allahın elinde diye yemin eden bir Peygamberden bahsediyoruz….
sen şimdiki düşünce tarzınla sorgulayabiliyosun Peygamberi….senin adına üzülüyorum…sen de benim adıma üzülüyosundur biliyorum….
ya senden tek isteğim arayış içideki insanları Sünnet den Peygamberden soğutma…
akıllı iyi niyetli birine benziyosun….
bak bu hadisleri yalanlama işi oyununun bi parçasına uyma…bunlar insanları Peygamerden uzaklaştırmak için düzenlenmiş bir oyun…sizleri maşa olarak kullanıyolar…insanları sünnetten soğutunca yakında aynı yöntemi Kuran a da uygulayacaklar…
emin ol…sünnet yıkılınca Kuran a saldırmak daha kolay olacaktır…çünkü Kuran da mecazi anlatım ve çok derin bilgiler mevcut…aynen Mevlananın mesnevisindeki mecazlara saldıran bi güruh olduğu gibi…hadisler direkt söyler ne yapman gerektiğini…
kendinizi 1400 yıldan beri ilk uyanışı gerçekleştirenler falan zannetmeyin…ne zeka ne akıl sahipleri vardı da peygamberin sözlerini yalanlayamadılar,yalanlamak da istemediler…çünkü bunlar rahmet sözleri…değiştirilmesinin yalanlanmasının ne kadar zor olduğunu sende anlıcaksın…
ha belki sen şimdi şöyle düşüneceksin…”bu anlayışı değiştiremediler çünkü sizin şimdi olduğunuz gibi akıl sahipleri o zaman da yoktu,yobaz kaynıyodu etraf”
olabilir…herkes kendi yolunda gitsin bence…
bir de İNSAN ın ne olduğunu iyi araştır…ŞİRK in ne olduğunu tam idrak edebilmek için…
Selam Çağrı;
Hakkımdaki iyi zannın için teşekkür ederim.
Temel sorun şu: Eleştirdiğimiz hususları Peygamberimiz söylerken yanında hazırmışız da, ondan ayrılınca, yahu böyle söyledi ama itibar etmemek gerekir demişiz gibi değerlendiriyorsunuz.
Halbu ki biz de diyoruz ki, eleştirdiğimiz şeylerin gerçekten Peygamberimiz tarafından söylenmiş olduğu hususunda deliliniz nedir ?
Allah, ayetlerinin korunduğunu bildirdiği halde, Peygamber efendimizin mübarek sözlerinin korunmuş olduğu hususunda delil yoktur. Bu hiç biri korunmamıştır, tümü yanlış olarak aktarılmış anlamına gelmez. Fakat, henüz bu sitede yayınlamadığım bazı şeyler var ki, bunlar Kuran-ı Kerim muhtevası ile %100 tezat teşkil etmektedir.
Bu hususları detaylı bir analize tabi tutuğumuzda, ekserisinin “israilliyat” kökenli olduğunu, bazı hususların da İsevi kitaplardan kopya edildiğini görmekteyiz.
Bu dinleri ve Peygamberleri yarıştırmaya çalışmaktan ve onlarda şu varsa biz de de olmalı, bizdekinin adı da şu olsun mantığı ile oluşturulmuştur. Ve bilemeyiz ama bazıları belki kasıtlı girişimlerin sonucudur. Peygamberimize atfedilip te, Kuran’a açıkça aykırı mahiyet arzeden hususlarla mücadele her müminin uğraş konusu olmak zorundadır.
Keza, ümmetimizin alimleri bu hususlarla da meşkul olmuşlar ve bu gün sahihtir denen hadis sayısının belki binlerce misli uydurnayı ayıklamışlardır. Onlar bunu yaparken inkarcılar mıydı ?
Ne onların ne de bizim mutlak doğruluk/ yanılmazlık payelerimiz yoktur. Bu mücadele kıyamete kadar devam edecektir. Bu mücadelenin kılavuzu Kuran’dır.
Bununla birlikte sözlerinize dikkat etmenizi tavsiye ederim. Farkında olmadan söylenen bazı sözlerin ucu, hiç kastetmediğiniz anlamlara ulaşabilir.
Örneğin; hadisler / sünnet olmasa Kuran’a saldırı kolaylaşır demek ne demek ? Bu nasıl bir söz ? Kuran’ın koruyucusu hadisler / sünnet mi ki siz böyle söylemişsiniz. Kuran’ın koruyucusu Allah’tır. Ve koruma işinde hiç bir şeye ihtiyacı yoktur.
Allah, “Zannın çoğundan kaçının” dediği halde, içinde zann bulunan şeylerle nasıl hükmedilir ?
Peygamberimiz postacımıydı ? Bu benzetmeyi çıkaranlar sizlersiniz. Allah, “elçi” diyor, siz bunu “postacı” gibi gördüğümüzü düşünüyorsunuz. Halbuki biz Allah’ın dediğini söylüyoruz. Peygamber yanlızca bir elçidir. Bu bir ayettir.
Şunu bir düşünün…
Hadis, sünnet söylemi insanları öyle bir noktaya getirmiş ki, Kuran “Biz Kuran’ı öğüt almak için klolaylaştırdık, o halde var mı bir öğüt alan” diye kendine çağırırken, ümmet-i Muhammed, bu aziz kitabı “ölülere okunan bir kitap” haline getirmiş.
İnsanlar, Kuran’ın okunmaması veya daha az okunması için lazım olan her bahaneyi uydurup dinleştirmişler.
Allah’ım ! Bu ne acziyet ! Bu ne rezillik ! Temel kaynağından uzaklaştıran bir din !
Kuran sanki zararlı bir meta haline getirilmiş… Bu hususta sitemizde ibretlik bir yazı / bir tespit te vardır.
Kuran, “Andolsun Biz bu Kuran’ı öğüt almak için kolaylaştırmışızdır, o halde var mı bir öğüt alan” diye çağrı yaparken; “biz Kuran’ı anlayamayız”, “kişi Kuran’ı okuyup amel ederse sapıtır, sapık bir yola ulaşır” diyenler, Allah’ın hıncından kendinize bir yol arayın !
Kuran; “..benim tehtidimden korkanlara yanlızca Kuran’la öğüt ver” derken siz neler söylüyorsunuz ?
Kuran; “Doğrusu o Kur’an, senin için de, kavmin için de bir öğüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.” (Zuhruf,44) diyor, peki siz neyden sorguya çekileceksiniz ?
Lütfen yazılarımızı anlamak için okuyunuz. Eğer, yazılarımızda meramımızı anlatabilmişsek,
“Bize düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir.” (Yasin;17)
Selam ve dua ile…
sayın aksoy
Halbu ki biz de diyoruz ki, eleştirdiğimiz şeylerin gerçekten Peygamberimiz tarafından söylenmiş olduğu hususunda deliliniz nedir ?
diye sormuşsunuz…
…ben de üstteki yazımda belirttiğim gibi Allah ın Habibim dediği kulu,kainatın efendisine(sav) rahmetinden dolayı diyorum…yani şöyle.. ben size sorsam Kuran ın değiştirilmediğini ispatlar mısın ? siz bana ben Allah a tam inandığımdan O nun Kuran da Kuran ın değiştirilmeyeceğini belirttiği için inanıyorum dersiniz…başka ispatlarınız da olabilir…ben öyle derdim….İnsanlarının en üstünün ağzından çıkan sözler küçük istisnalar dışında BİLİNÇLİ BİR RAHMETLE günümüze geldiğine İNANIYORUM…Allah elbette müslümanları sever…onlara zorluk vermek istemez..
aynen bunun gibi hadislerin yalan olanları bariz bellidir….bunda hemfikiriz….ama siz oldukça güzel hadisleri kafanızla örtüşmüyor diye inkar edebiliyorsunuz…benim de itiraz ettiğim husus bu..
ben aramızdaki farkı söyliyim..ben Peygamberimizi(sav) insanların en üstünü,Allah ın en sevdiği kulu,nefisinin Allah ın elinde olan insan olduğuna inanıyorum…ha siz de inanırsınız belki ama bu özelliklerin mahiyetini anlamak bizim için imkansızdır…bizler günahkarız çünkü… sizler ise Peygamber yanlızca bir elçidir…diyosunuz…Kuran dan örnek vererek…itirazım yok ama Allah ın rahmeti üzerinde sürekli olan bir elçi..
—————-demişsiniz:————-
hadisler / sünnet olmasa Kuran’a saldırı kolaylaşır demek ne demek ? Bu nasıl bir söz ? Kuran’ın koruyucusu hadisler / sünnet mi ki siz böyle söylemişsiniz. Kuran’ın koruyucusu Allah’tır. Ve koruma işinde hiç bir şeye ihtiyacı yoktur.
—————————————-
bakınız bizleri sürekli önargıyla okumamız,anlayarak okumamız gerektiği yönünde uyarıyosunuz….ama benim demek istediğimi ne kadar yanlış anlamışsınız…benim burada kastettiğim…hadisleri inkar eden(bilinçli bir şekilde ettirilen),güruhun imanlarının aşırı zedelendiği ve hatta yok olma seviyesine geleceğidir çünkü hadislerin Kuran ın çok önemli hususlarının açıklaması olduğundan…..Kuran yerinde durur…saldırılar artar…o yerinde değiştirilmeden durur…bu bir hakikattır zaten….şöyle düşünün….mesela Abdülkadir Geylani zamanında yaşanan İslam la günümüzde yaşanılan sapıklıkları bir tutamayız…ahir zamana gidiyoruz çünkü….
burada sonuç ne:Kuran değişmedi,aynı duruyor ama insanlar ve imanları değişti….Aynı Kuran bu kez rahmetini vermiyor insanlara…inşallah anlatabilmişimdir…
şöyle de eklemişsiniz: Kuran’ın koruyucusu Allah’tır. Ve koruma işinde hiç bir şeye ihtiyacı yoktur.—–kendinizi savunmak için dediğiniz şeye bakın…..siz bizleri galiba Kuran okumayan,sadece eline kütüb-i sitte yi almış kişiler falan mı görüyosunuz…kafanızdaki bizim imajımız nasıl merak ediyorum….
ya şuna inanın hergün bazı Kuran ayetlerini ajandama geçiriyorum ve sürekli arttırıyorum bu ayetleri…bunu söylemek istemezdim ama bizi Kuran ı meta yapan kişiler olarak görmenize dayanamadım…en sevmediğim şeydir yaptığım şeyleri söylemek…ve de şu paragrafı yazıp yazmamak arasında kaç kere tereddüt yaşadım…ama söylemek gerekli diye düşünüyrorum..
sonuç olarak bizzat bana yazdığınız yazılar dikkatli okudum… ben sizin neye ve nasıl inandığınız sorgulayacak değilim….
sizlerin de bizlerin de anlayışımız değişmiyecek…burda boşu boşuna tartışıp vakit kaybetmeyelim o zaman…ben kendi inanışıma göre sünnetten soğuyacak kişiler için üzülücem o kadar….internette fazla takılan biri değilim…bu işin takipçisi de olacak değilim…
neyse sağlıcakla kalın…
Selam Çağrı kardeşim;
Asla böyle bir şey içimden geçmedi.
Zaten onun için,
“Bununla birlikte sözlerinize dikkat etmenizi tavsiye ederim. Farkında olmadan söylenen bazı sözlerin ucu, hiç kastetmediğiniz anlamlara ulaşabilir.” dedim.
“hiç kastetmediğiniz anlamlara” …
Selam ile…
Selam;
Çağrı kardeşimin yazısına cevaben bir ilave:
Size “selam” vererek yazdığım yazıda anlattığım şeyleri siz yapıyor veya düşünüyorsunuz diye yazmıyorum. Benzer düşünüşün bazı argümanlarını da hedef alarak yazıyorum ki, içlerinde benzer düşünüşleri barındıran okuyucular için de fayda hasıl etsin.
Kuran’ın bir meta haline getirilmesi, devre dışı bırakılması, hadis uydurulması, Kuran öğütünün dinlenmemesi gibi hususlarda söylediklerim elbette sizin şahsınıza hitaben söylenmemiştir.
“Hadis, sünnet söylemi insanları öyle bir noktaya getirmiş ki…”
“…ümmet-i Muhammed, bu aziz kitabı “ölülere okunan bir kitap” haline getirmiş.”
“İnsanlar, Kuran’ın okunmaması veya daha az okunması için…”
gibi…
Ya değilse asla kişiselleştirilmiş hitaplar değildir.
Yanlış anlaşılmış isek affola…
Selam ve dua ile…
Uzun bir süredir yazılanları inceledim..Esef verici bir o kadarda korkutucu şeyler bunlar..Anladım ki kıyamet uzak degil..Kıyametin büyük alametlerinden Ye’cûc ve Me’cûc’ün Sayın ali aksoy ve benzeri kişiler olduguna kanaat getirdim..Sayın ali aksoy sizin şu yazdıklarınızı araplar uyguluyor..Onlar için sünnet kavramı yoktur..O kadar yozlaşmışlar ki vakit namazlarında bile sadece farzı kılıp işi bitiriyorlar.. Görülüyor ki sizde Arapların yaptıgını bizlere empoze etmeye çalışıyorsunuz..Yukarıda ki bir postunda ” Ah kardeşlerim ah !Kuran okuyun ve aklınızı kullanın.”
Yüregin ferah olsun Sayın ali aksoy Ne kuranı ne de sünnetleri terk etmiyoruz.. Allahım bizleri sizin gibi Ye’cûc ve Me’cûc lerden korusun..AMinnnnnnnnnnnnnn…..
Kürşad kardeşim sonsuz saygılarımı sunarım. Çok yerinde bir cevap vermişsin.
Araplar neden sadece farzı kılıyorlar? Acaba Arapça bilmiyorlar mı? Bu yüzden Kur’an’ı mı anlamıyorlar? Yoksa sadece Kur’an’a mı uyuyorlar?
Sayın Ali bey, Yecüc mü olmak istersiniz Mecüc mü?, ben ikisinden birine razıyım
:D:D:D Yecüc daha yakışır heralde..
Allah’ım, sen ilimden ve akıldan uzak olanlara akıl ihsan eder, dilediğini doğru yola iletirsin…
kur’anın mealleri birbirinden az bir misliyyet suretinde farklılık gösterebilir.ama her mealden bahs etmiyorum.her arabçayı öğrenen kişi kur’ana meal veremez.derin bir ilme vakıf olması gerek.ıstılah manalar,nüzul sebebleri felan.yazınız biraz kafa karıştırıyor.oysa derin ve meşhur zatlar salavat konusunda beyanatlarını kitabet suretinde neşretmişler.mesela şifa-i şerif,veya imam cezulinin bu konudaki beyanları vs.bunlar yeter ve artar bile.mantıksız bir şeyde gözükmüyor zaten.suyun akışı gayet normal gidiyor.yönünü değiştirmemek ve kafaları bulandırmamak gerek.bizim insanlarımız okadarda cahil değilki.bir sakal-ı şerif bile eğer gerçek bile olmasa ümmet-i muhammed bunu kabul etmişse ve salavat getirmeye vesile oluyorsa,efendimizi(a.s)hatıra getiriyorsa bunu irdelemek manasızdır.bizler günahkar insanlara bazen aşık olup 24 saat uykuda dahi anıyorsak,efendimizi(as)niye anmayalım.veya o ayetten niye onu anlamayalım.sünneti yaşamak çok önemli,salavatta önemli.bence manalar ıstılahi bilinmeli sadece lugat manasına göre yola çıkılmamalı.zihinlerde özellikle soru işareti bırakmamalı.bu noktada ilk çığır açan olmamalı….teşekkürler..
yazınızı okudum.sıl getirileceği hakkında birşey yazılmamış sadece getirilmesinn anlamsız gereksiz olduğunu söylemşsiniz.ben salavatın Peygamberimize selam verme olarak öğrendim. bu konularda da daha yeni araştırma yapmaya başladım ve nkdr çok salavat getirirsn peygambere okadar çok yakın olursn ve onun şefaatı snn üzerine olur, anlamalrı çıkardım.okudğum bazı hikayelerde ise salavatı getiren insanların ve zatların başından geçen olayların peki hiçbir gerçeklik payı yokmu sizce bunada yorum gtirirsnz sevinirim.
beyfendi siz bu yorumlarınızın peşinden gidin ve salavat getirmeyin kimse karışmaz. ama ben yine de derimki öbür dünyada ateşe atılacakken yardım isteyecek şefaat etmesini isteyecek bir kapınız olması için salavat getirin. en azından birçok insanın inandığı şey doğruysa gerçekten peygamber efendimiz şefaatçı olacaksa siz de o şefaat edilenler arasında olun.
salavat getirilmesinin önemli olduguna bütün kalbimle inaniyorum. farz edelim sizin dediyiniz dogru ,iki cihan günesinin ugruna kellemizi ücursalar bile az gelir .allah salavat getiren kardeslerimin salavatlarini kabul etsin, böyle düsünenlerden bizi korusun
Selamün aleyküm ,cümleten
umarim asagidaki ayetler,yukaridaki yazilanlara az da olsa aciklik getircekdir düsüncesi ile, sizlere sunmayi arzettim.
Zümer 44 De ki: Bütün şefaat Allah’ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Sonra O’na döndürüleceksiniz.
Bakara 99 Andolsun ki sana apaçık ayetler indirdik. (Ey Muhammed!) Onları ancak fasıklar inkar eder.
Hucurat 6 Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.
* Hucurat 11 Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir. *
lk önce su meseleye gelelim,sevgili Peygamber efendimiz i,bizleri yaradan
Rabbimizin Kurani kerimde övdügü gibi övmek mi daha layikdir,yoksa baska seyler ilemi?Rabbimizin sözünden daha güzel söz kim söyleyebilir.
bakiniz:Fetih suresi ayet 29,Ahzab 1,28,40,45,59Enfal64,65,70Araf.157
Mümtehine12,Talak1;Tahrim1
Bunlari okumanizi tavsiye ederim,ve pesinden:Mücadele suresi8ayeti
sonra HICR suresi9´u ve zuhruf suresi ayet 44:Dogrusu o Kur’an, SENIN için de, kavmin için de bir ögüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.”
elinizdeki kurani kerime bakiniz, biraz gayret,sabr,ederek, Insallah dogrulari bulacaginizdan eminim.Pasajlari bir bütün olarak okuyup anlamak,tertilen ve nuzul (inis)siralarina göre,cok yararli olacagindan eminim.
Hata ve kusurlarimi Rabbim den bagislamasini niyaz ederim,sonucda ben bir Beserim.
En dogrusunu rabbimiz bilir.
Ali aksoy kardesimize Allah(c.c) den yardim ve Peygamber efendimizden Sefaat istiyoruz, ve insaallah dogru yolu bulur, “HANIF DOSTLAR” diyerek tureyen ZiNDiKlArDaN sapik yoldaki bu cehennem halkasindan kendini alikor,…. Insaallah, Akil belli bir yere kadar dogrularda olabilir ama, asla dusunulmemeliki “Din” sadece akla bagli degildir.Oyle olsaydi yemege dusen sinegi neden yemegin icine batirip sonra atmak gerektigini 1400 yil once nasil ispat edilebilirdi ki>? Akla bağlı değilse nasıl tespit edilebiliyor ? Iste Müşahadeye ,gözleme bağlı her şey , ister açık ister örtülü olsun akla bağlı degildir… Bak kendinde Enerji diyorsun ve cesetle olan ilgisini söylüyorsun zaten…Ayrica Zikir Konusunda Ali Aksoy beye
Letaifleri iyice araştır derim. Ve unutma ilk olarak ruh sonra kalp yaratıldı. En son beden verildi sonrada akıl…Vesselam. “Insaallah sunnet ve farzlara uyarak, (ehli sunnet vel cemaat) iceriliginde ALLAH, ALLAH, ALLAH,” DIYEREK ZIKIR EDECEGIZ TA KI AHIRETE GOCENE KADAR…., Oyleya kisi sevdigini aklindan cikarmaz mis ki>? Illa dil lazim degil anmak, zikir icin Ali Aksoy bey!!!
Akıl nedir ?…Bilmediğini bir şeyin tanımını uydurma yada başka bir bilmediğiyle eşleştirme aracımıdır ? İşte bu Kuran’da geçen övülmüş akıl değildir.
Azazili Şeytan yapan işte bu akıldır…Bizlerde bu dünyaya azazil misali (izzetli müslüman ) olarak gelir sonra tercihlerimizle kendimizi asıl benliğimizi ortaya koyar ve temsil ederiz…Ya insanı kamil olarak meleil alaya yada şeytan gibi esfeli safilinie yada ikisi arasındaki 8 nefs ve her nefs makamındaki 70 mertebeden birinde yürürüz…
SELAMLAR VE SAYGILAR.
helal lan sana otvav vavto her neyse ne haltsan sen yaratık lafını bile haketmezsin..önüne gelene kafir de sen..muhatapın kadar oturaklı konuşamıyorsun bile neden çünkü sen çok imanlı bi gardaşımızsın,inandığın değerlere saldırıldığını görünce tutamıyorsun kendini,Allahu teala cihadı emretti çünkü.sende bu aklınla cihada kalkışıyorsun.tutmayın!!!bende okuyorum bu siteleri kimi yazı hoşuma gitmiyor kimini aklım almıyor kimini abartı buluyorum…ama bu sitede ne Allahın tek ilah olduğu red edilmiş ne son resulü ne diğerleri ne kitapları ne melekleri..Kuran ayetlerinden örnekler vererek istedikleri konuda insanlar kendi yorumlarını yapıorlar.ama doğru ama yanlış ama dürüst ama kötü niyetli..kendi akıllarıyla..sen napıyorsun sadece hakaret, galiba bi aklın yok bu konulara açıklık getirebilecek o wakit sus.akıl bulup doğrularını gösterebilene kadar..alevi kafirimisin sen diosun sana alevilerin kafir olduğunu kim söyledi bre imam gazalimi,ana bacı hep beraber fuhuşda yapıyorlar dedilermi(Allahu teala affedecekmi acaba bu pis iftiracıları)..salatı tefriciyeye hak diorsunuz,neye dayanarak iki hadis kitabına mı,peki o hadis kitaplarındaki zırvaları okumadınızmı da haşa Kuran gibi yüceltirsiniz de doğru kabul eder onunla hakaret edersiniz behey..Bir hadisin doğrulunu yanlışlığını nerden anlıcaksınız..yoksa işinize geleni alıp gelmeyeni mi sallıyorsunuz uyduranların uydururken niyet ettikleri gibi..Hadislerin bu dini ne hale getirdiğini sizlerin yazılarını okuyunca daha net görüyorum..hakkaten batmışınız Kuran yerine hurafelere..Allahu Teala Kuranı koruma altına sebebsiz almamış..ama yinede bi yolunu bulup Hakkı örtebiliyo insan oğlu..İslam alemi muaviye yezid emevi abbasi gibi çok felaket devirler yaşadı arkadaşlar uzun seneler islam nefsine tapanlarında hüküm sürdüğü bi hilafet yaşadı ama tek korunan değerin Kuran olduğunu Allahu teala bizlere bildirmekte..yani şimdi Allahu teala laf olsun diyemi bu ayetleri gönderdi insanlığa..koruma altına alınmamış her şeyi Kuranla kıyaslayalım doğruluğunu bulalım diye..
ya ne biçim okuyorsunuz ne biçim bir algı yeteneğiniz var hayretler içindeyim…yazıda peygamberi övmeyinmi diyor ona rahmet okumayınmı diyor ona dua etmeyinmi diyor..Kuran çevirilerini arapçasını vs incelemiş herif Allahu teala bize salat edin derken ona destek olun diye söylüyor aslında diyor..onu övmeyin ama destek olun demiyor..şimdi düşünün o zamanda yaşayanlardan bir müslümansınız Peygamberimiz Allahın dinini tebliğe devam ediyor onca baskı onca zorluk var hem onun hem inananların üzerinde..bir ayet iniyor diyorki”Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.”Peygamberimizde bu ayeti müslümanlara tebliğ ediyor..sonra Sahabenin hepsi namazlardan sora falan salavat mı çekmeye başladılar acaba,yolda görünce tam bir teslimiyetle selam da veriyorlardır dimi.Yoksa bu inanların baskılardan korkmamaları için Peygambere tam bir destek vermelerini sağlamak için inmiş bir ayet olmasın…Tamam Allaha elçisine ve tebliğ ettiğine uyalım ama şu imam böyle dedi bu imam böyle dedi diyerek bunların dediklerinin doğruluğunu sorgulamadan olmaz..
Salavatın manası
Salavat, dua manasındaki salat kelimesinin çoğuludur ve Resul-i Ekrem (asm) hakkında yapılan bir rahmet duasıdır. Peygamberimiz (asm)’a Allah’in salat etmesi O’na rahmet etmesini, meleklerin salati O’nun hakkinda mağfiret dilemesini, bizim salavatimiz ise ona olan rahmet ve bereketin artmasi temennisini ifade eder. Bizler en kısa bir ifadeyle “Allahümme salli ale seyyidine Muhammed” dediğimizde, “Ey Allah’ım, Muhammed (asm) Efendimiz’e rahmetinle muamele et, rahmetinden O’na bol bol ikram et” tarzında bir manayı ifade etmiş oluyoruz. Bunun ötesinde her bir salavat ile Resul-i Ekrem (asm)’a olan bağlılığımızı, O’na olan muhabbet ve alakamızı, nübüvvetini kabul ve tebrik ettiğimizi, risaleti cihetiyle getirdiği bütün hakikatleri tasdik ettiğimizi bir defa daha ifade ederek tecdid-i biat ediyoruz.
Cenab-i Hak her vesileyle salavat getirmemizi emrettiği gibi, Resul-i Ekrem (asm) da kendisine salavat getirmemizi tavsiye etmiştir.
Bir hadis-i şeriflerinde: “İnsanların kıyamet günü bana en yakını, onların bana en çok salat edenidir.” buyurmuştur.
Yine başka bir hadislerinde;
“Allah Teala bana iki melek müvekkel kıldı, ben bir müslümanin yanında anıldığımda bana salavat getirdi mi, behemehal o iki melek ona ‘Allah seni bağışlasın’ derler. Allah Teala ve sair melaikesi de o iki meleke cevaben ‘Amin’ derler. Bir müslümanın yanında zikrolundum da bana salavat getirmedi mi, behemehal o iki melek: ‘Allah sana mağfiret etmesin’ derler. Allah Teala ve sair melaikesi de o iki meleğe cevaben ‘Amin’ derler.”
Hem: “Yanında adım zikrolunup da bana salavat getirmeyen kimsenin burnu sürtülsün.” buyurmuştur.
Selam ALLAH ,gerçek manada inananlara ve inanmak isteyenlere iman nasip etsin sitede bağzı mümün kardeşlerimin yazılarını okurken ürktüm üzüldüm.Dini konularda çok biliyorlar ama dinimizin hoş görüsünü yumuşaklığını öğrenmemişler. çok yazık .Bir gayri müslim müsliman olmak istese korkar vaz geçer haşa ,çünki bu kardeşlerimiz asıyorlar kesiyorlar tehdit ediyorlar yazık .ALLAH yardımcılarımız olsun hepimizin………..
selam ,ALLAH hepimize gerçek manada birbirini hoş görü ile anlayan müminlerden eylesin ….
hiç bir şey gözükmüyor yazılardan okuyamadım ama güzele benziyor aradığım şeyi bulamadım yinede güzeldir.
ARKADAŞLAR YAPMAYIN LÜTFEN HAKKI YILMAZ DENEN BEYFENDİ YANLIŞ BİLİYOR… ORDA DİYORKİ “Ey Allahım! Muhammed’e sen yardım et, gerekli desteği sen yap ve onun güvenliğini sen sağla…” SORARIM SİZE HANGİNİZ MUHAMMED(S.A.V.)’E YARDIM EDEBİLİR, HANGİNİZ ONU KORUYABİLİR, HANGİNİZ GEREKLİ DESTEĞİ VERİR, HANGİNİZ? ALLAH’TAN BAŞKA HANGİNİZ? BURDA MÜ’MİN BÖYLE SÖYLEYEREK YARDIM ET DİYOR( yani ona hertürlü konuda yardım et kolaylık sağla, SONRA GEREKLİ DESTEĞİ SEN YAP ( yani ona vermiş olduğun desteği(şefaati)sen yap, her müslüman bunu söylüyor… UNUTMAYALIM MAHŞER GÜNÜNDE HER PEYGAMBER KENDİ DERDİNDEN DOLAYI ALLAH’TAN RAHMET, BAĞIŞLANMA DİLEYECEK, SADECE PEYGAMBERİMİZ KENDİ DERDİ UNUTUM ÜMMETİNİN DERDİNE DÜŞECEK, ALLAH’TAN HER ZAMAN ÜMMETİMİ BANA VER DİYECEK HER DİLEĞİNDE ÜMMETİ İÇİN ŞEFAAT İSTEYECEK HANGİ PEYGAMBER BUNU YAPACAK… HANGİ PEYGAMBER? LÜTFEN HAKKI BEYİN YAZDIKLARI KAFA KARIŞTIRICI VE MANTIKSIZ…
Degerli Arkadaslar vaktim müsait degil, bir kac cümle ile aciklik getirmek istiyorum..
Halkin arapca bilgisinin olmayisini ve kuranin tefsirini yapacak bilgiye sahip olmayisini kullanmayin, bu dünyanin Ahireti vardir Allah sapkinliklari görendir.
Saptirmak icin ayetleri farkli manaya cekmeye calisanlar kimlerse bunlari bir kenara birakiyorum, hesabini Allaha vereceksiniz benim vazifem degildir..
Dogru olan birseye Yanlis diyorsunuz, Hz.Allah ameller niyetlere göredir der.
Misal olarak:
Ünlü birisi konumunda olan biri bir kusa su verse, gazeteciler yaninda bulunsa ve onun gayesi mansetler degilde, Allahin yaraticiligindaki güzellik kudretini fikir etmek olsa, bu bir ibadet hükmüne girer, böyle degilde bu durumun aksi olur ise kendini yüksek görme gösterme pesinde olmak demektir, buysa kibirdir Allah kibirli olanlari sevmez.
Özetle:
Ibadet niyetin ile ilgilidir.
Senin eger salavatin millet görsün diye ise lütfen, hic getirme.
Senin Allahin yaratmasini ve arkasindaki anlami en iyi tanitici olan o güzel Insana (A.S.M), yolunu acana, “Allahim, sen ona rahmet eyle” demen bir sükran borcu degilmidir ?
Ve bosu bosuna olabilirmi, nasil faydasiz olabilir ?
Ey okuyan kardesim, öyleyse beni degil, milleti degil, nefsini degil, hileci aklini bulandirmak icin beynine fisildayan seytanin attigi yemleri degil, kalbini dinle…
Bir tek yaraticina güven O güzelden iste, O samimi olan kullarini zorda birakmaz. Yollarini aydinlatir. Kaderi sekillendirir, yardimcilar gönderir.
Allahin yarattigi akil sahibi güzel insanlar, sizleri ezel-ebed Sutanina emanet ediyorum.
Sonsuz ve zamansiz Olan Allah kalbimziden Sevgisini, yolumuzdan nurunu eksik etmesin.
YA RAB hz MUHAMMED (s.a.s) efendimizin ümmetini yanlış ilimden (bilgiden) koru. yanlış ve bize faydası olmayan bütün ilimlerden sana sığınırız. En iyisini Sen bilirsin YA RAB .
Bu yazıyı yazan şahısa hitaben:
Bu kadar kolay mı bu yazdıklarına inanılması sanıyosun. FARZEDELİM yanlış biliyoruz ve sen haklısın. İnsanların bunu bilerek veya bilmeyerek okumalarından aldıkları hazzı sen onlara bu türlü yazılarınla yazdıklarına inandırarak verebilecek misin. Örneğin ben. Allahümme salli ala seyyidina muhammedin ve ala ali muhammed.(Okunuş olarak) diyorum ve bundan çok mutluyum. Bunu söylediğimde efendimizi yanımda kalbimin derinliklerinde hissediyorum. İnsanlara iyilik etmek onn sünneti üzerine yaşama arzusuna kapılıyorum. Ancak senin yazını okuduğumda çok rahatsız oldum. Sanki yaptığım, söylediğim hatta kalbimden geçen onca düşüncenin yalan olduğunu bana söyledin gibime geldi. Ve inan bana sen diyosunya hani bu güne kadar boşa söylediniz diye, sizi yanılttılar diye. Ben tam aksine senin bizi yanılttığına inanıyorum. Bırakın insanlar nasıl mutlu yaşıyorlarsa öyle yaşasınlar. Neyden zevk alıyorlarsa ondan alsınlar. Yeterki kalbleri temiz bir şekilde bunları yapıyo olsunlar. Allah bilmiyormu benim veyahut bir başkasının içinden ne geçirerek salavat getirdiğini. O zaman yakında birileri de çıkar sünnetler geçersizmiş der. Sonra başkası çıkar (Haşa) Kur’an yokmuş ayetleri birileri oturmuş yazmış der(hala diyenlerin olduğu gibi) ne olacak o zaman. Neye inanacak insanlar kime güvenecek. Allah aşkına bırakın. İnsanların tertemiz duygularıyla oynamayın. Onlar sevdikleri peygamberlerine selam vermek istiyorlarsa bırakın istedikleri gibi versinler. Gerçeği aramaya kalkarsak siz gerçek bile söylüyo olsanız yarın sizi yalanmayacakları bak bu dedikleri yanlışmış demiyecekleri ne malum. O zamanda ah bu da yanlış mış o zaman bunu, şunu mu yapalım diyicez. Birileri demişki; çoğunluğa uyulmaz uyulursa hıristiyanlara da uyulmalıdı o zaman diye bir söz sarf etmiş.
O sözü söyleyen kişiye de diyorumki;
Bana söylesin.Dinen değil ama sadece mantıken. Herkes birşeye inanıyor ve son peygamberde gelmiş geçmiş. Sonuçta daha peygamber gelmeyecek. O zaman bu kadar insanın inandığını şuanda 1 kişi yalanlasa doğru budur dese o kişinin doğruluğuna kim kanaat getirebilir. O kişi peygamber de olamaz nasılsa. Getiremezsiniz değil mi. O zaman bu zamana kadar tüm müminlerin inanıp yaşadığı şeyleri sen bir kalemde bu yanlış çoğunluğa uyma yanarsın dersen sana nasıl inanıcaz. Sein doğru söylediğin hangi kitapta veyahut kim tarafından destekleniyor. Bakınız ister inanın ister inanmayın ama ben diyorum ki; son peygamber geldi ve daha gelmeyecek ve son peygamber Hz. Muhammed (S.A.V.) den günümüze nakledilmiş olan ve bugün için DOĞRU hadistir ve doğru yaşam tarzıdır dediğimiz ve inandığımız her şeyi kabul etmek ve inanmak durumundayız. Şayet inanmaz ve bunu doğrusu budur diyerek deiştirmeye kalkarsak hem ecdadımıza hem soyumuza haksızlık etmiş hem de bugüne değin yaşamış tüm zatlardan daha iyi bir bilgiye sahip olduğumuzu iddaa etmiş oluruz ki; iddaamızda doğru değilsek vebali çok büyük olur. Bir kişi bile size inanıp davranışlarını değiştirirse bunun vebalini asla ödeyemezsiniz. Benden söylemesi. İsteyen istediğini yapabilir ve iteyen de istediği kişiye inanabilir. Ama şunu unutmayın; inanmak zordur, kaybetmek kolay.
Bu arada sayın web editörü yazımı yayınlamadığınız taktirde bunun da vebali dilerim üzerinize olur.
Saygılarımla…
Bizim Salavât Getirmemizle Cenâb-ı Allah, Peygamberimiz Üzerine Rahmeti ve Selâmı İndirir mi? Zaten Cenâb-ı Allah, O’nun Üzerine Rahmetini İndiriyor. Bizim Salavât Getirmemizin Hikmeti Nedir?
Fethullah Gülen
25.03.1977
Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) büyük hayırların, yümünlerin, bereketlerin temelinde bir nüve gibidir. O size, doğru yolu gösteren, dosdoğru çığırı açan, sırat-ı müstakîme delâlet eden, yanılmaz, yanıltmaz bir rehber, bir Muktedâ-yı Küll’dür.
Bu nurlu yolda, insanları zulmetten nura çıkarmaya vesile olan o Zât’a, bu nurlu yolda yürüyen herkesin sevabından bir hisse verilecektir. “es-Sebebu ke’l-fâil”[1] sırrınca ümmetinin işlediği hasenatın bir misli O’nun defterine kaydedilecektir.
Makam-ı Mahmud’un sahibi olan Resûl-i Ekrem’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) vefatıyla defteri kapanmayacak, yığın yığın hasenat, salih amel devamlı O’nun defterine kaydolacak; makamı büyüdükçe büyüyecek, salâhiyet sınırları genişledikçe genişleyecek ve -inşâallah- her gün, ümmetinden daha geniş kitlelere şefaat etme hakkını kazanacaktır. Binaenaleyh, bu meseleyi değişik iki zaviyede ele almak icap eder:
Birincisi: Bizler Resûl-i Ekrem’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) salât ü selâm okumakla ahd ü peymânımızı yeniliyor ümmet olma isteği ile kendisine müracaat ediyoruz. Yani “Seni andık, seni düşündük; Hakk’ın senin kadrini yüceltmesi için dua ve dilekte bulunduk.” diyor ve dehalet ediyoruz. İşin bu yönüyle bizim dualarımız, “Makam-ı Mahmud”un Sahibi’nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) makamını yükseltmesi niyetiyle yapıldığından, O’nun (sallallâhu aleyhi ve sellem) şefaat dairesi genişlemiş oluyor.[2] Böylece daha çok kimse o şefaat dairesinden istifade edebiliyor.
İkincisi: Bir kişinin Peygamberimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) hakkında, O’nun kadir ve kıymetinin yükselmesi istikametinde yapacağı dua, kendisinin, O’nun himayesi altına girmesine vesile olması içindir. Böylece, o kişi hakkında şefaat dairesi vüs’at kazanmış oluyor. Binaenaleyh, salât ü selâma Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) daha çok biz muhtaç bulunuyoruz. Müracaatımızla mevcudiyetini, büyüklüğünü kabullenmiş ve küçüklüğümüzü, hiçliğimizi ilân etmiş oluyoruz. Devletini büyük tanıyıp yardım için ona müracaat eden kimse gibi, biz de aczimiz ve fakrımızla beraber, şiddetli ve çok büyük bir günün endişesiyle şimdiden sarsılmışlık içinde, melce ve menca olarak Resûl-i Ekrem’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) dehalet ediyor, arz-ı ihtiyaç ve arz-ı hâlde bulunuyoruz.
Cenâb-ı Hak, Şefaat-i Uzmâ sahibi Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) şefaatine bizi mazhar eylesin.
Bu işin bişaretini de arz edeyim. Deniliyor ki, her peygamberin kendi ümmetine verdiği bir şey vardır. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurmuştur ki: “Ben, ümmetime vereceğimi, ahirete sakladım. O da şefaatimdir.”[3]
Muktedâ-yı küll: Bütün bir varlığın rehberi, her yönüyle kendisine uyulan Zât.
Vüs’at: Genişlik.
Yümün: Bereket.