Arşiv

Archive for the ‘Allah'ın ayetleri’ Category

Sana Neyi İnfak Edeceklerini Sorarlar – Recep İhsan Eliaçık

Ekim 25, 2009 Yorum yapın

aclik2

Günümüzde hidayete eren birisi için “Bir görsen baştan aşağı değişmiş; sakal bırakmış, cübbe ve sarık giymiş, saçının telini göstermiyor, kadınların elini sıkmıyor, haremlik selamlık uyguluyor” vs. dendiğini çok duymuş ve görmüşsünüzdür.

Demek “hiyadet coşkusu” böyle yaşanıyor.

Vatandaş müzikle uğraşıyorsa muziği, sinemayla uğraşıyorsa sinemayı, tiyatroyla uğraşıyorsa tiyatroyu ve dahi her ne şeyle uğraşıyorsa onu bırakıyor. Bunların hepsini “cahiliye dönemim” diyerek kestirip atıyor. İçki, zina, kumar vs.’yi anlarım da bunları niye bırakırlar hala anlayabilmiş değilim. Öteden beri bu işte bir terslik var diye düşünmüşümdür… Devamını okuyun…

1 SMS 5 YTL, 1923′e boş mesaj at, sen de bir fidan dik !

Mayıs 20, 2008 1 yorum

Yeşil Bir Türkiye İçin
Ağaçlandırma Seferberliğine
Sen de Katıl..


 

Ağaçlandırma Seferberliği Başladı!..
Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Seferberliği yurt genelinde başlatıldı. Eylem planı kapsamında 5 yılda 2 milyon 300 hektarlık alanda erozyon kontrolü, ağaçlandırma ve ormanların iyileştirilmesi çalışmaları (rehabilitasyon) yürütülecektir.

 

Kampanyaya destek verecekler için;

SMS: 1923 (Tüm Operatörler için 1 SMS 1 Fidan: 5 YTL)

Hesap No: T.C. Ziraat Bankası, 1923

T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı

En küçük gezegen

Nisan 28, 2008 Yorum yapın

(İnternetHaber) Dünyaya 30 ışık yılı uzaklıkta, Güneş Sistemi’nin dışındaki en küçük gezegen keşfedildi.

İspanyol gök bilimciler tarafından keşfedilen, kayalıklarla dolu gezegenin yarıçapı, Dünya’nınkinden yüzde 50 daha büyük. Aslan takımyıldızından 30 ışık yılı uzaklıkta, küçük kırmızı bir yıldızın çevresinde dönüyor.

İspanya Bilimsel Araştırmalar Yüksek Konseyi, GJ 436c olarak anılan gezegenin, 100 yılı aşkın bir süre önce Neptün’ün keşfinde kullanılan bir teknik olan, GJ 436c yıldızı etrafında dönen daha büyük bir gezegenin yörüngesindeki çarpıklıkların incelenmesi sırasında keşfedildiğini açıkladı.

İspanyol gök bilimci Ignasi Ribas, GJ 436c’nin, Dünya’nın 5 katı büyüklüğünde bir kütleye sahip olduğu, bunun GJ 436c’yi, şimdiye kadar güneş sistemi dışında bulunan 300 civarındaki gezegenin en küçüğü kıldığını söyledi.

Gezegenin, etrafında döndüğü yıldızla arasındaki mesafe nedeniyle yaşam için elverişli olmadığı, kendi ekseninde 4.2, yıldızı çevresinde de 5.2 dünya gününde döndüğü kaydedildi.

İngiliz gökbilimcilerin üç gün önce Güneş Sistemi’nin benzeri olan ve uzak bir yıldızın etrafında dönen gezegen sistemi keşfettiği açıklanmıştı.

Kuran mucizeleri: Üç karanlık bölge

Nisan 28, 2008 Yorum yapın

Kuran mucizeleri: Kemikler ve kaslar

Nisan 28, 2008 Yorum yapın

Ressam Fil

Nisan 28, 2008 Yorum yapın

Yeryüzünün Tabakaları

Nisan 28, 2008 Yorum yapın

Allah yedi göğü ve yerden de onlar kadarını yaratandır. Emir bunların arasında sürekli iner ki Allah’ın her şeye gücünün yettiğini ve Allah’ın bilgisiyle her şeyi kuşattığını bilesiniz. 65 Talak Suresi 12

Kuran’da yedi göğün olduğunu söyleyen ayetlerden biri olan Talak suresinin 12. ayetinde, yeryüzümüzde, gökler kadar yaratılışın olduğu geçmektedir. Daha önceki konuda yedi göğü tarif eden diğer ayetlerden bu yedi göğün birbiri ile uyumlu tabakalar şeklinde, her tabakanın ayrı bir görevi yerine getirecek şekilde yaratıldıklarını öğrendik. Talak suresinin 12. ayeti yedi gök ile yerküremiz arasında benzerlik kurunca; o zaman yerküremizde de tabakalar şeklinde uyumlu, her tabakanın kendi görevini yerine getirdiği bir yapı beklememiz mümkündür. Nitekim yerküremiz hakkında son asırlarda yapılan çalışmalar Kuran’ın bu ayetinin de mucizeviliğini onaylamaktadır. Devamını okuyun…

Gökyüzünün Tabakaları

Nisan 28, 2008 Yorum yapın

Birbirleriyle uyumlu bir şekilde (tabakalar halinde) yedi göğü yaratmış olan odur. Merhametli olanın yaratmasında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevirip gezdir. Herhangi bir çarpıklık(çatlaklık) görüyor musun? 67 Mülk Suresi 3

“Gök” diye çevirdiğimiz Arapça’daki “sema” kelimesinin aynen Türkçe’deki “gök” kelimesi gibi tüm Dünya’nın üstünü tarif ettiğini daha önce söyledik. Nasıl Türkçe’de “gökteki bulutlar” tamlamasında göğü Dünya’nın yakın üstü olarak, “gökteki yıldızlar” tamlamasında ise göğü, Evren’in tümü olarak kullanıyorsak, aynı şey Arapça’daki “sema” kelimesi için de geçerlidir. Bu yüzden Kuran’ın göğün yedi kat olduğu açıklamasıyla, Evren’de yedi ayrı tabakanın, yedi ayrı boyutun veya yedi ayrı çekim alanının olduğu düşünülebilir. Fakat Dünya’nın Atmosfer’ini incelediğimiz zaman çıplak gözle sıradan bir yapıda olduğu zannedilebilecek olan Atmosfer’in, apayrı tabakalardan oluştuğunu farkediyoruz. Ayette “birbiriyle uyumlu bir şekilde” diye tercüme ettiğimiz tabaka kelimesi hem bu anlama, hem de “tabakalar halinde” anlamına gelmektedir. Nitekim bu kelime Türkçe’ye de geçmiştir ve “mutabık” kullanımıyla ilk anlamı, “tabaka” kullanımıyla ikinci anlamı ifade etmektedir. Ayetin ifadesiyle Atmosfer’imizin uyumlu, farklı tabakalardan oluştuğu gerçeği tamamen mütabıktır (uyumludur). Peygamberimiz dönemindeki bilim seviyesiyle ile bu gerçeğin bilinmesi imkansızdır. Atmosfer’in bu şekilde tarifinin rastgele bir şekilde söylenen bir ifadeyle uyum göstermesi de akla aykırıdır. Görüldüğü gibi Kuran’daki bu ayetin en azından bir işareti Atmosfer’deki tabakalardır. Ayrıca tüm Uzay’da da farklı tabakalar, farklı boyutlar olduğu da düşünülebilir. Devamını okuyun…

Dinozorlar penguenler gibi nefes alıyormuş

Nisan 28, 2008 Yorum yapın

(TeknolojiHaber) İngiltere’de yapılan bir araştırma, “velosiraptor” gibi etobur iki ayaklı dinozorların korkunç şöhretlerini nefes alma biçimlerine borçlu olduklarını ortaya koydu.

Manchester Üniversitesinde fosiller üzerinde yapılan incelemelerde, tüm hayvanlar içinde en etkin solunum sistemine sahip bu yırtıcıların, penguenler gibi modern dalgıç kuşlarla benzerlik gösterdikleri belirlendi

Bu iki ayaklı etoburların (terapod), avlarını yakalamak amacıyla “sprint” görevi için vücutlarını oksijenle doldurduklarını belirten araştırmacılar, bu hayvanların göğüs kafesini aşağı yukarı hareket ettiren ince kemiklerin havalandırdığı hava keselerine sahip olduklarını kaydettiler.

Araştırmanın başında yer alan Dr. Jonathan Codd, modern kuşlardaki bu özellikleri soyları tükenen atalarında bulmanın, bu koşucu dinozorların etkin bir solunum sistemleri bulunduğunu gösterdiğini belirterek, bunun da avlarını kovalarken göreli olarak hızlı koşabilen epey aktif hayvanlar olduğu teorisini güçlendirdiğini kaydetti. Devamını okuyun…

Göğün Geri Çevirdikleri

Nisan 28, 2008 Yorum yapın

Ve O geri çeviren gök… 86 Tarık Suresi 11

Ayetin Arapça’sında geçen “rec” kelimesi geri çevirmek,döndürmek anlamlarını vermektedir.Dünya’mızdaki yaşamın oluşması için olmazsa olmaz şartlardan biri yağmurun yağmasıdır. Güneş’in ışınlarının yeryüzündeki sulara vurmasıyla buharlaşan su ne oluyor da Uzay’ın uçsuz bucaksız boşluğunda kaybolmuyor? Peygamberimiz döneminde de yağmurun sürekli yağdığını, yeryüzüne suyun sürekli döndüğünü söylemek mümkündü. Fakat suyun yeryüzüne dönüşünün sebebini gökyüzündeki çevirici özelliğe bağlayacak bilgi Peygamberimiz döneminde mevcut değildi. Atmosfer’deki ayrı tabakaların varlığı öğrenildikten sonra, bu tabakalardan biri olan Troposfer’in, su buharının uzaya kaçmasını, yeryüzündeki canlılığının yok olmasını önlediği ortaya çıktı.Bu tabaka geri döndürücü özelliğiyle su buharının yağış olarak geri dönmesine sebep olmaktadır. Devamını okuyun…

Kuş beyinli değil GPS beyinli

Nisan 28, 2008 Yorum yapın

(İnternetHaber) Bilimadamları son araştırmalarında çok şaşırtıcı bir gerçek ortaya koydular.

ABD’de yapılan bir araştırmada, göçmen kuşların beyinlerinde GPS’e (Global Positioning System – Küresel Yer Belirleme Sistemi) benzer bir sistem olduğu ve olağan güzergahlarından 4 bin kilometre kadar uçakla uzaklaştırılsalar bile yollarını bulabildiklerini ortaya koydu.

Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi’nin yıllık dergisinde yayımlanan
makalede, araştırmacıların yazı geçirdikleri Alaska’dan başlayan ve kışı geçirmek için gittikleri ABD’nin güneybatısına ve Meksika’nın kuzeyine uzanan uzun göç yolculuklarına çıkan 30 kadar sarıasma kuşunu yakaladığı ve kafesler içinde bir uçakla olağan güzergahlarından 3 bin 700 kilometre uzağa götürüldükleri belirtildi. Devamını okuyun…

Anne sütü IQ seviyesini artırıyor

Nisan 28, 2008 Yorum yapın

(TeknolojiHaber) İngiltere ve Yeni Zelanda’da yapılan bir araştırmada, anne sütünün bazı çocuklarda zeka seviyesinin gelişimi üzerinde olumlu bir etkisi bulunduğu belirlendi.

Anne sütü ile beslenen çocukların FADS2 adı verilen bir genin özel değişkesi sayesinde zeka düzeylerinin (Intelligence Quotient- IQ) gelişim seviyesinde artış olduğu ortaya çıktı.

Araştırmada, zeka seviyesinin yüksek olmasında anne sütünün tek başına etken olmadığı, aile, sosyal çevre gibi çevresel etkenler ile genetik faktörlerin de rol oynadığı tespit edildi.

İngiltere ve Yeni Zelanda’da 3 bin bebek üzerinde inceleme yapan araştırmacılar, FADS2 geninin özel değişkesine sahip çocukların IQ seviyesinin diğer çocuklardan 6.8 puan yüksek olduğunu buldu.

Bu farkın, çocuğun sosyo-ekonomik durumu, annenin IQ’su, bebeğin doğum ağırlığı veya hamilelikte annenin yaşı gibi etkenlerle değişkenlik gösterdiği belirlendi. Devamını okuyun…

Kainatta yeni keşifler

Nisan 28, 2008 Yorum yapın

(Sonsayfa) 3 yeni gezegen keşfedildi

Wasp-3b, Wasp-4b ve Wasp-5b, ismi verilen üç gezegenin de ağırlığının yoğun olduğunu söyleyen profesör Andrew Cameron, bu gezegenlerin Jüpiter gibi gaz gezegenleri olduğunu ifade etti.

Bilim insanları yeni üç gezegenin çok sıcak olmasının nedenini ise yıldızlara yakın konumda bulunmalarına bağladı. Yıldızlara yakın konumda dönmeleri nedeniyle üç gezegende de bir yıl iki günden daha az sürüyor. Yaşamın bu gezegenlerde imkansız olduğu kaydedilirken üçünün de sıcaklığının iki bin derecenin üzerinde olduğu ifade edildi.

Dünyanın ikizi bulundu

Nisan 28, 2008 1 yorum

(İnternetHaber) Bilim dünyası şokta! Dünya’ya benzeyen bir gezegen keşfedildi.

Bilim dünyası şokta. Güneş sisteminin dışında, kendi güneşi etrafında dönen ve Dünya’ya benzeyen bir gezegen keşfedildi.

Dahi fizikçi Stephen Hawking geçtiğimiz yıl, “İnsanlık neslini sürdürmek istiyorsa çok yakında yeni gezegenleri kolonileştirmeli” demişti. Amerikalı astronomlar dün bununla ilgili ilk adımı atmayı başardı ve güneş sistemi dışında ilk kez Dünya’ya ikizi kadar benzeyen bir gezegen keşfetti. 41 ışık yılı uzaklıkta bulunan 55 Cancri isimli yıldızın etrafında bulunan beş gezegenden dördü çok sıcak gazlardan oluşuyor. Ancak “55 Cancri F” ismi verilen beşincisi güneşe göre pozisyonu ve yüzey ısısı ile dünyanın neredeye aynısı. Ki gezegenlerden son keşfedilen, Dünya’ya ikizi kadar benziyor. Devamını okuyun…

Suyun Hayata Uygunluğu

Nisan 28, 2008 Yorum yapın

 

su.jpg water.jpg

Su, karbon bazlı bir hayatın dünyada varolabilmesi için tam manasıyla uygundur. Her tür kimyasal ve fiziksel özelliği mikroskopik hayat kadar, memeliler gibi sıcak kanlı organizmaların ve dünyanın yüzeyindeki kimyasal ve fiziksel çevrenin dengesi için en üst düzeyde uygundur. Suyun bu özellikleri arasında onun ısısal özellikleri yüzey gerilimi, pek çok sayıda farklı madde içinde çözünülürlüğü ve küçük moleküllerin yayılma yoluyla hücrelere girip çıkmasını ve dolaşım sistemini mümkün kılan düşük akışkanlığı sayılabilir. Şayet suyun özellikleri aynen bu şekilde olmasaydı, karbon bazlı hayat mümkün olamazdı. Bunun akışkanlığı bile tam uygundur. Eğer bu daha farklı olsaydı, dünyamızdaki bütün su kütleleri çok büyük ve hareketsiz buz parçaları halinde kutuplarda kalırdı. Suyun ısısal özellikleri biraz daha farklı olsaydı, sıcak kanlı organizmaların sabit vücut ısısını koruyabilmeleri bile sorunlu hale gelirdi. Suyun özellikleri doğanın kanunlarının karbon bazlı bir hayat için özellikle düzenlendiğini gösterir. Suyun yaşam için önemi büyüktür. Birçok reaksiyonda çözücü olarak yer alır. Ayrıca besinleri taşımada da yardımcı olur. Su canlıların içeriğinin de önemli bir bölümünü oluşturur. Yaşam, kendini suyun özelliklerine göre düzenlemiştir. Başka hiçbir molekülün, yaşamda su kadar merkezi rolü yoktur. Suyun sağladığı bazı faydaları aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz: Devamını okuyun…

Sağlıkta yine devrim

Nisan 28, 2008 Yorum yapın

(Son Sayfa) Kopan organlar için çözüm umudu

Su semenderi ve kurbağagillerde kopan organların yeniden çıkmasında belirleyici rol oynadığı düşünülen protein keşfedildi.

Science dergisinin son sayısında yayınlanan makaleye göre, İngiliz araştırmacıların yaptığı keşif, insanlar ve diğer memelilerde kopan veya kesilmek zorunda kalan organların yerine gelmesini sağlayacak teknikler geliştirilmesinin yolunu açabilecek.

Araştırmacılar, kestikleri sinirin nAG adını verdikleri protein sayesinde yeniden canlandığını belirledi.

Biyologlar, su semenderi ve diğer kurbağagillerin kaybettikleri organlara yeniden sahip olabilme yeteneğine hayranlıkla bakıyor, ancak bu mekanizmanın nasıl işlediğine biyolojik açıklama getiremiyordu.

İngiliz uzmanların çalışması, nAG proteinini sinir ve deri hücrelerinin ürettiğini gösterdi.

Yağmurdaki Ölçü

Nisan 28, 2008 Yorum yapın

O, gökten ölçüye bağlı olarak su indirmiştir. Onunla ölü bir bölgeyi canlandırdık. İşte siz de böyle çıkarılırsınız. 43 Zuhruf Suresi 11

Yağmur, Allah’ın insanlara en büyük hediyelerinden biridir. Allah yukarıdaki ayette yağmurun bir matematiği olduğunu, yağmurun rastgele değil, belli ölçülere bağlı olarak yağdığını anlatmaktadır. Yeryüzümüzde su; sıvı, gaz, katı halleri arasında mükemmel bir çevrim ile halden hale girmektedir. Bu çevrim sırasında su, çok harika bir şekilde enerji dengeleyici olarak iş gördüğü gibi tüm canlıların temel ihtiyacını da karşılamaktadır.

Beş yüz yıl önce yağmurla ilgilenen bir bilim adamına, “yağmurda ölçü var mı, yağmurun sayılarla ifade edilecek bir yönü var mı?” diye sorsaydınız hiçbir cevap alamazdınız. O dönemin insanları, Dünya’nın her yanında oluşan meteorolojik olaylardan haberdar olmadıkları için yeryüzüne düşen yağmur miktarı hakkında bir şey söylemeleri mümkün değildi. Oysa Kuran, 1400 yıl önceden yağmurun ölçüye bağlandığını haber vermektedir. Son yüzyılda yapılan araştırmalarla yağmurun nasıl yağdığı, Dünya’daki suyun çevrim özellikleri iyice anlaşıldı. Keşfedilen gerçeklerden biri de Dünya’ya her sene aynı miktarda suyun yağmur olarak yağdığıdır. Bu değer saniyede 1617 milyon ton arasındadır. Böylelikle Dünya’da senede 500 milyar tonun üzerinde yağmur yağmakta ve bir o kadar su da göğe doğru buharlaşmaktadır. Bu değerler her yıl sabittir. Yeryüzündeki ekolojik dengenin sağlanmasında bu değerin sabitliğinin rolü büyüktür. Günümüzden bir kaç yüzyıl önceki bir bilim adamı bile kendi yaşadığı bölgeye düşen yağmur miktarı her yıl değiştiği için, yağmurun bir ölçüye bağlı olduğunu bilemezdi. Büyük bir olasılıkla herhangi bir sayıyla yağmurun yağışı arasında hiçbir bağlantı olamayacağını söylerdi. Devamını okuyun…

Bu delik güneşin 24 katı

Nisan 28, 2008 Yorum yapın

(İnternetHaber) ABD’li astronotlar yeni bir kara delik keşfetti. Büyüklüğü inanılmaz.

ABD’li astronotların keşfettiği karadelik Dünya’dan 1,8 milyon ışık yılı uzaklıkta ve Cassiopeia takımyıldızındaki karadelikten 24 kat daha büyük.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Dünya’dan 1,8 milyon ışık yılı uzaktaki IC 10 adlı cüce galaksi yakınında, Cassiopeia takımyıldızında bulunan karadeliğin güneşin kütlesinden en az 24 kat büyük olduğunu duyurdu.

NASA’nın uzay teleskobu Chandra X-Ray yardımıyla yapılan keşfe imza atanlardan Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi’nden Andrea Prestwich, bu kadar büyük kütleli bir karadeliği beklemediklerini belirtti.

Prestwich, yıldızların çökmesiyle oluşan karadeliklerin düşünülenden çok daha büyük olabileceğini gördüklerini söyledi.

Bu dev karadelik, 17 Ekim’de M33 galaksisinde keşfedilen, güneşin kütlesinden 16 kat büyük karadeliğin rekorunu da elinden almış oldu.

Kaynak:AA

En yaşlı hayvan 400 yaşında

Nisan 28, 2008 Yorum yapın

(HaberArşivi) İzlanda kıyılarından çıkarılan bir deniztarağının, şimdiye dek bulunan en yaşlı hayvan olduğu sanılıyor.

Bilimadamları, yenilebilir bir tür olan bu okyanus midyesinin yaşının 405 ile 410 arasında olduğunu ve uzun yaşamın sırrını içinde barındırıyor olabileceğini tahmin ediyor.

Kuzey Galler’deki Bangor Üniversitesi’nden araştırmacılar, deniztarağının yaşını kabuğundaki halkaları sayarak hesapladı.

Guinness Rekorlar Kitabı’na göre, bilinen en yaşlı hayvan 1982′de 220 yaşında olan bir başka deniztarağı.

İzlanda’da bir müzede bulunan, ancak kayıtlara girmeyen bir başka deniztarağı da 374 yaşında. Devamını okuyun…

Hücrenin Hayata Uygunluğu

Nisan 28, 2008 Yorum yapın

 

human-cell.jpggenetik_res.jpgdna1.gifcell.jpg

İnsan vücudu trilyonlarca hücreden meydana gelmiştir. Büyük hayvanlar ve bitkiler de çok sayıda hücrenin bir araya gelmesiyle oluşur. Ancak organizmanın büyüklüğü azaldıkça hücre sayısı da azalmaktadır. Yapısının incelenmesi, hücrenin neden hayatın temel birimi olduğunu gösterir. Hücreyi belirleyen özellik, hücre zarı yani dış dünyayı hücrenin içinden ayıran kimyasal yapıdır. Zarın korunmasıyla bir hücre, dışarıda varolandan çok farklı şartları kendi içerisinde barındırabilir. Örnek olarak hücre, içinde besinleri konsantre ederek enerji üretimi için hazır hale getirebilir ve yeni üretilen materyallerin akıp gitmesini engelleyebilir. Zarın olmaması halinde, hayatın devamı için gerekli olan çok büyük sayıda metabolizma reaksiyonları gerçekleşemeyecekti. Hücreler karbon bazlı yaşamın ideal bir temel yapısıdır. Hücreler her türlü işlemi yerine getirmeye her şekle girmeye ve çok hücreli organizmalardaki çeşitliliği oluşturmaya ve en nihayet tüm yaşamı ortaya çıkarmaya müsaittir. Hücre zarı, hücrenin içeriğini çevrelemek, hareket etmek ve gerektiği yerde yapışmak görevine çok uygundur. Bu kritik özellikler aynı zamanda hücre boyutunun mevcut ölçüde olmasına dayalıdır. Hücre zarı, seçici geçirilirliği sayesinde sinirsel iletimin bazını oluştur. Hücrelerin güçlü işlemsel kabiliyete sahip olduğu ve akıllıca hareket edebilecekleri bile tartışılmaktadır. Devamını okuyun…

Utah’da yeni bir dinozor türü

Nisan 28, 2008 Yorum yapın

(İnternetHaber) Utah’da bugüne kadar bilinmeyen bir dinozor türünün kalıntıları bulundu.

ABD’nin Utah eyaletinin güneyinde bugüne kadar bilinmeyen bir dinozor türünün kalıntıları bulundu.

Zoological Journal of The Linnean Society, ördek gagalı dinozorlar grubuna dahil olan ve bugüne kadar bilinmeyen dinozordan kalanlar ABD’nin Yellowstone Ulusal Parkı’ndan sonra en iyi korunan alanı Grand Staircase-Escalante National Monument’ta bulunduğunu duyurdu. Devamını okuyun…