Arşiv

Archive for the ‘Zikir - Övgü’ Category

1 SMS 5 YTL, 1923′e boş mesaj at, sen de bir fidan dik !

Mayıs 20, 2008 1 yorum

Yeşil Bir Türkiye İçin
Ağaçlandırma Seferberliğine
Sen de Katıl..


 

Ağaçlandırma Seferberliği Başladı!..
Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Seferberliği yurt genelinde başlatıldı. Eylem planı kapsamında 5 yılda 2 milyon 300 hektarlık alanda erozyon kontrolü, ağaçlandırma ve ormanların iyileştirilmesi çalışmaları (rehabilitasyon) yürütülecektir.

 

Kampanyaya destek verecekler için;

SMS: 1923 (Tüm Operatörler için 1 SMS 1 Fidan: 5 YTL)

Hesap No: T.C. Ziraat Bankası, 1923

T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı

T A Ş I N D I K

Eylül 13, 2007 Yorum yapın

Selam;

Adnan Hoca ve Harun Yahya lakaplı Adnan Oktar’a bazı wordpress.com sitelerinden hakaret edilmiş diye bütün wordpress.com siteleri yasaklanınca sitemi bağımsız bir alana nakletmek zorunda kaldım.

Bundan böyle yorum ve görüşlerinizi;

www.aliaksoy.net

ve

www.aliaksoy.org

adresleri ile ulaşabileceğiniz yeni sitemizde de dile getirebilir, yeni yazılara, bestelerime buradan ulaşabilirsiniz.

Siteme gösterdiğiniz ilgi ve duyarlılığınız için teşekkür ederim.

Ali Aksoy, 14.09.2007

Kuran’da Dua Nasıl Anlatılıyor ?

Ağustos 12, 2007 Yorum yapın

En son ne zaman dua ettiğinizi düşündünüz mü?… Bu soruya farklı cevaplar verilebilir ama ortak nokta herkesin bir şekilde dua ettiği olacaktır. İnsanlar elbette her yerde, her ortamda, istedikleri herşey için Rabbimiz olan Allah’a dua edebilirler. Allah iman edenlerin her ortamda dua edebileceklerine, Kendini zikredebileceklerine aşağıdaki ayetlerle dikkat çekmiştir:

Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki: ) “Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru.” “Rabbimiz, şüphesiz Sen kimi ateşe sokarsan, artık onu ‘hor ve aşağılık’ kılmışsındır; zulmedenlerin yardımcıları yoktur.” “Rabbimiz, biz: “Rabbinize iman edin” diye imana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür.” “Rabbimiz, elçilerine va’dettiklerini bize ver, kıyamet gününde de bizi ‘hor ve aşağılık’ kılma. Şüphesiz Sen, va’dine muhalefet etmeyensin.” Nitekim Rableri onlara (dualarını kabul ederek) cevab verdi: “Şüphesiz Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden bir işte bulunanın işini boşa çıkarmam…” (Al-i İmran Suresi, 191-195) Devamını okuyun…

Yeni Sayfa: Kuran Meali Dinle

Ağustos 1, 2007 2 yorum

Kuran – ı Kerim mealini artık sitemizden dinleyebilirsiniz.

Prof.Dr. Hamdi Döndüren

Okuyan: Ahmet Deniz

01 FATİHA SURESİ

İndir

Dinle

 

 

02 BAKARA SURESİ

İndir

Oku / Dinle

03 ALİ İMRAN SURESİ

İndir

Oku / Dinle Devamını okuyun…

Hanif Müslümanlık , Hanif İslam inancı nedir ?

Temmuz 31, 2007 Yorum yapın

Hanif Müslümanlık, Hanif İslam inancı nedir ? Kuran Yolunda ve Hanif Dostlar siteleri tarafından hazırlanan aşağıdaki E-Kitap bu hususta özet bilgiler içeriyor.

Hanif Müslümanlık – indir

Şükür , Şükretmek…

Temmuz 30, 2007 Yorum yapın

Bu yazı İşte Kuran sitesinden alıntıdır.

Şükür , Hakkı Yılmaz

Kur’an’da üzerinde çok durulmuş olan “şükür”, imanın gereği ve müminlerin temel görevidir. Nitekim birçok ayette inananlar, aynı zamanda “şükredenler” olarak nitelenmiştir. “Şükür” sözcüğü ile zıt anlamdaki “küfran” sözcüğü de, yine bir müminin asla yapmayacağı bir davranış olan “nankörlük” demektir.

“Şükür” sözcüğünün bu anlamı, zaman içerisinde farklı hâle getirilmiş ve bu çok önemli kavramın içi boşaltılmıştır. İşte bizim bu sözcük / kavram üzerinde tahlil yapma ve öğrendiklerimizi tüm kardeşlerimizle paylaşma ihtiyacımız bu sebepten kaynaklanmaktadır.

“Şükür”ün Arapçası ve Kur’an’cası

“Şükür”; “hayvanın yediği besini, verdiği süt ve semizliği ile belli etmesi” demektir. (Lisan ül Arab; c:5, s:163–165 ve Tac ül Arus; c:7, s:48–51)

Sözcüğün yukarıdaki lügat anlamı biraz daha açılacak olursa “şükür”; “beslenen hayvanın, yediklerinin karşılığını maddeten vermesi” olarak, yani “bir tavuğun yumurta vermesi, bir ineğin süt vermesi, bir koyunun yün vermesi ve her üçünün de et verecek şekilde semirmesi” olarak tanımlanabilir. Bu tanımın ifade ettiği karşıt anlamdan ise, beslenen bu hayvanların sahiplerine sesle veya beden dili ile gösterdikleri yaranma, yaltaklanma hareketlerinin “şükür” kapsamında olmadığı anlaşılmaktadır. Ama sesi için beslenen papağan, bülbül, kanarya gibi hayvanların ötüşlerini de bir “şükür” olarak değerlendirmek gerekeceği açıktır. Devamını okuyun…

Yeni Albüm: Muhammed Parlak – “Düşlerle Gelen”

Mart 30, 2007 12 yorum

muhammed_parlak_4.jpg

Sevgili meslektaşım, sanatçı dostum Muhammed Parlak, “Düşlerle Gelen” isimli albümünü çıkardı. Sağolsun, bir parça da bana ayırdı ve “Kainatın Türküsü” isimli bestemi okudu. Gayet te güzel bir albüm yapmışlar.

Muhammed Parlak’a gerek avukatlık hayatında gerekse sanat hayatında başarılar dilerim.

E-Kitap: Kuran’daki Din

Mart 23, 2007 Yorum yapın

Sitemizde sık sık bölümlerini yayınladığımız Kuran’daki Din kitabını bu bağlantıyı kullanarak bilgisayarınıza indirebilirsiniz.


Dua nedir, nasıl dua edilir ?

Mart 20, 2007 2 yorum

Bu yazı İşte Kuran sitesinden alıntıdır.

Dua Sözcük anlamı:

Duâ”, da’vet ve da’vâ mastarları gibi mastar olup, “çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek” demektir.

Ayrıca isim olarak duâ, “küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya olan talep ve niyaz” demektir.

İslamî bir terim olarak duâ: “Allah’ın yüceliği karşısında kulun, aczini itiraf etmesi, sevgi ve tazim duyguları içinde lütuf ve yardım dilemesi” demektir. Duânın ana hedefi insanın Allah’a halini arzetmesi ve O’na niyazda bulunması olduğuna göre, bu, Allah ile kendine inanan kul arasında bir diyalogu ve yakın ilgiyi ortaya koyar. İşte bundan dolayı duâya “münâcât” (Allah ile gizliden ve ruhsal konuşma) adı da verilmiştir. Ki insan, varlığını kabul ettiği o Yüce Güç karşısında duyduğu saygı ve ümit hisleri sebebiyle kendisinden daha üstün olanla irtibat ihtiyacını duymaktadır.

Duâ tüm dinlerde vardır. Muhteva, şekil ve anlatım biçimine göre bazı türlere ayrılır. Asıl ve en yaygın olanı, “yalvarıp yakarmaktır”. Duâlarda insan, kötülükten kurtulmayı veya iyiye kavuşmayı diler. Bunu yaparken de önce Allah’a hamd ve şükür eder. Allah’ı üstün vasıflarıyla yüceltir. Devamını okuyun…

Allah’ın isimleri

Mart 10, 2007 Yorum yapın

Esma ül Hüsna

17 video

Devamını okuyun…

Salavat nasıl getirilir ?

Mart 10, 2007 113 yorum

Bu yazı İşte Kuran sitesinden alıntıdır.

Hakkı Yılmaz

Salavat getirmek/salavatı şerife

Maalesef din diye inandığımız ve yaşadığımız Ku’an’daki halis/saf Allah’ın dininden başka bir şey durumundadır. Dil-din ilişkisi açısından hareketler yüzlerce kavramın içi boşaltılmış, binlerce sözcüğün anlamı saptırılmak suretiyle kimsenin işine yaramayan (din tüccarları hariç) bir ucube din ortaya konmuştur.

“Salavat getirme”, “salavatı şerife okuma” da yukarıda değindiğimiz maddelerden bir tanesidir. Ki bu konuya ahzab suresinin 56. ayeti yanlış mealler verilmek suretiyle ve de yanlış tebyinlerle (onlar maalesef tefsir diyorlar) tahrifat yapılmıştır. Öyle ki çeşit çeşit salavatı şerife modelleri (salaten tünciye, salat an nariye, salatı terficiye vs. gibi) oluşturulmuş ve bu model model salavatları okumak her ibadetin önüne geçirilmiştir. Dikkat ederseniz görürsünüz ki camilerde imam namaz sonrasında okuduğu duadan (yaptığı dua değil, zira o da şablon) sonra “lillahil fatiha” der. Yani,Allah için bir Fatiha okuyun der. İşte bu sırada fatiha okumaz, Herkes “Allahümme salli ala seyyidina… diye salavat okur. (Buna iyi dikkat ediniz.) Şefaat buna bağlanmış ve salavat getirmekle ilgili onbinlerce hadis uydurulmuştur.İşte ayet. Herhangi birkaç mealden sunalım, sonra da olması gereken meali sunalım ve gerekli talileri yapalım. Devamını okuyun…

Kuran’dan dualar – Allah insana öğretiyor…

Mart 4, 2007 Yorum yapın

Dostlarım. Din tüccarlarının telkin ettiği gibi manasını anlamadığınız şeyleri dua diye söylemeyin. Dua, kalbin sesidir. Allah ise, sinelerin özünü bilendir. Onlar, insanlarımızı din bilgisinden olabildiğince uzak tutup, bilgisizlik sebebi ile korkan insanları koyun güder gibi güdebilmek için duaları bile arapça olarak öğretirler. Muhtemelen Allah’ın türkçe bilip bilmediği hususunda kafalarında / yüreklerinde yer eden, o azgın şüpheleri onları böyle işlere sürüklüyor.

 

Onlara göre din adına olan en küçük bir şey dahi arap dilinde olursa daha kıymetli olur. Rabbimize yönelttiğimiz dualarımıza kadar girdiler. Allah ise, insana şah damarından daha yakındır. Allahla aranıza veliler, şeyhler, rabıtalar, himmetler, tevbe kabul ediciler, hidayet vericiler, hacılar, hocalar sokmayın.

 

Allah; “Sarhoşken ne söylediğinizi bilene kadar namaza yaklaşmayın.” buyurdu. Ne söylediğinizi bilmeden dua da edilmez. Devamını okuyun…

Rahmet Şiiri

Mart 4, 2007 Yorum yapın

Müminler cennete çekilip gitti,
Ol gözler karardı, umutlar bitti.

Dedik ki:Rabbimiz toprak et bizi !
Denildi: Unuttuk, biz gayri sizi.

O saat nicedir, ümit tükendi.
Şu mahşer günü ki bu günden şendi.

Şu cennet suyundan bir damla var mı?
Oranın suyu da böyle kaynar mı?

Keşke biraz olsun, iman edeydik.
Yahut şu bilgiyle geri gideydik.

Dedik ki: Buradan bir çıkış var mı?
Denildi: Gezinin, cehennem dar mı?

Kapandı kapılar, duyan bulunmaz,
Bu nice duvar ki, çatlar, delinmez. Devamını okuyun…

Dua 02.03.2007

Mart 2, 2007 Yorum yapın

Esirgeyen, bağışlayan Allah adıyla

Ey gökleri ve yeri yaratan Rabbim. Ey hayrı da şerri de kuşatan Rabbim. Zatına yöneldim, beni kabul et. En güzel işiten, en güzel gören sensin. Her şeyden haberdar olan sensin.

Ey zatından başka her şey helak olucu Rabbim. Seni tenzih ederim. Ululuk sana mahsustur. Sen Kibriya sahibisin. Hamd yalnız sanadır.

Bana, seni en güzel anışla anmamı nasip et. Hakikat, en güzel isimler senindir. Senin hakkında bilmediğim şeyi söylemekten, kendi hakkımda da bilmediğim şeyi senden istemekten sana sığınırım. Sen ise, her şeyi hakkıyla bilensin.

Ey kendisinden başka asla hiçbir ilah bulunmayan Rabbim ! Kalbimdeki her şirkten sana sığınırım. Senden başkasından istemekten, senden başkasından ummaktan sana sığınırım. Her şeyin sahibi sensin sen.

Ey zatına ölmek olmayan Rabbim. Ölümün de dirimin de hayırlısını ver. Hakikat, her şey senin izninledir. Sen izin vermeden kimseye ölmek yoktur. Dünyada da ölümüm anında da kalbimi şaşırtma. Sen kimi şaşırtırsan, onu doğru yola eriştirecek yoktur. Kime de hidayet edersen artık onu şaşırtabilecek kimdir ? Ezelde de, ebette de hüküm senindir. Senden başka ilah yoktur.

Ey kulların kaderi kendi elinde olan Allah’ım. Zatına sığındım. Çünkü sen bakisin. Kim sana sığınırsa en büyük kurtuluşla kurtulmuştur. Beni kabul et. İmanımı zayi etme. İmanımı artır. Kötülüklerimi ört. Kötülüklerimi bağışla. Onların yerine güzellikler koy. Bendeki güzeli daha güzelle değiştir. Kimi dilersen yükselten, kimi dilersen alçaltan ancak sensin. Kimi dilerse bağışlayan, kimi de dilerse azaplandıran sensin sen.

Korkunç günün akıbetinden sana sığınırım. Gazabından, rahmetine sığınırım. Beni rahmetine kabul et. Duaları en çok kabul eden, nihayetsiz kerem sahibi sensin sen.

Sana sığınır, senden isterim.

Dönüşümüz ancak sanadır.

Zikir – 02.03.2007

Mart 2, 2007 Yorum yapın

 

Esirgeyen, bağışlayan Allah adıyla

Aziz ve Hakim olan Allah’ın şanı yücedir.

Din gününün de dünya hayatının da sahibi O’dur.

Yoktan var eden, yaratıp düzene koyandır.

Her kuvvetin malikidir.

Her işinde hikmet sahibidir.

En güzel övgüler, en güzel isimler O’nundur.

O’nun izni olmadan nezdinde şefaat edebilecek kim miş? Devamını okuyun…

ZİKİR (Allah`ı anmak….)

Mart 1, 2007 18 yorum

Bu yazı İşteKuran istesinden alıntıdır.

HAKKI YILMAZ

ZİKR/ ZİKRULLAH

“Din Adına Toplumdaki Yanlışlar” adlı kitabımızda da yer almış olan bu konu maalesef toplumda sürekli yanlış algılanıp, yanlış olarak uygulanmaktadır. Bu sebeple konuyu tekrar gündeme getirmekte yarar görmüş bulunuyoruz. Bu incelememiz de her zamanki gibi kişisel bir yoruma veya herhangi bir mezhep, meşrep, hizip, cemaat görüşüne değil, konunun Kur’an ile sağlamasının yapılması amacına yönelik olarak tamamen KUR’AN’A dayanan tahlillerden oluşmaktadır. Çünkü bize göre, dine ait bir sözcüğü veya kavramı en iyi ve en doğru şekilde öğrenmenin yolu Kur’an’dır. Zaten Yüce Allah, vermiş olduğu görevleri kullarının nasıl yapacağını sadece Kur’an’da açıklamıştır ve bunları anlamak ve uygulamak için de, ne kimsenin himmetine ne de izahına gerek vardır. Her inanan, dine ait konuları Kur’an’dan kendisi okur, anlar ve uygular, yöntem budur. Devamını okuyun…